Geçen günlerde "Şeyh Sait'in hatırasına hakaret" iddiasıyla Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Zafer Partisi Genel Başkanı Dr. Ümit Özdağ'a, 87 gün hapis cezası karşılığı olarak 8 bin 700 TL para cezası verildi.
Henüz 16 ay önce kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı İngiliz emperyalizminin desteğiyle başlatılan ve yüzlerce kişinin öldürülmesine neden olan Şeyh Sait isyanı, Bitlis, Siirt, Siverek, Bingöl, Elazığ, Mardin, Midyat, Diyarbakır, Urfa`ya kadar geniş bir alana yayılmış, 14-15 Nisan 1925'te Şeyh Sait ve arkadaşlarının yakalanmasıyla son bulmuştur. Yüzlerce kişinin öldürülmesinden sorumlu olan İngiliz kuklası bu vatan haini isyancının, "Şeyh Sait'in hatırasına hakaret" olarak görülen bu davayı şiddetle kınanmalıdır.
İngiliz emperyalizmi tarafından doğrudan desteklenen Şeyh Sait isyanının bastırılması sırasında Hınıs'ta asker olan babamdan da konuyu dinleyip ayrıntılarıyla inceledim.*
Palu Nakşibendi Tekkesi şeyhi olan Şeyh Sait'in ve isyanı günümüzde kimi AKP'liler ve ayrılıkçı Kürtçülük yanlılarının desteklediğini görüyoruz. Bu kişiler Şeyh Sait'i genç Cumhuriyet yönetimine karşı olduğu, hilafeti ve padişahlığı geri getirmeyi amaçlaması nedeniyle destekliyorlar. Burada bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını öteden beri amaçlayanlarsa Şeyh Sait'i, genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı ayaklandığı için destekliyorlar.
PETROL VE İNGİLİZ KONTROLÜŞeyh Sait isyanı, Türkiye Cumhuriyet'ine karşı Doğu ve Güneydoğu illerinin bir kesimini kapsayan, iki ay süren ve Irak'ta işgal gücü olarak bulunan İngiliz emperyalizmin desteklediği, örgütlü ve silahlı bir ayaklanmadır.
24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Anlaşması'nda (madde 3/2), Türkiye ile Irak arasındaki sınır dostça bir çözümle saptanacaktı. "Türkiye ile Irak arasındaki sınır, işbu antlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak dokuz aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostça bir çözüm yoluyla saptanacaktır. Öngörülen süre içinde iki hükümet arasında bir anlaşmaya varılamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti Meclisi'ne götürülecektir" diye yazılmaktadır. Petrol zengini bu bölgenin İngilizlerin kontrolünde kalması büyük önem taşıyordu. Tam da bu nedenle İngiltere Şeyh Sait isyanını kullanarak Kerkük ve Musul'da halk oylamasına karşı çıkmış ve bu isyanı etkin olarak desteklemişti.
Merkezi İstanbul'da, Diyarbakır, Elazığ ve Bitlis'te şubeleri bulunan "Kürt Teali Cemiyeti" adıyla örgütlenen ve başkanı Vanlı Seyid Abdulkadir olan Kürt aydınları, kurulacak Kürt devletinin bağımsızlığı için, Büyük Britanya Dışişleri Bakanlığı'yla 1924'te irtibata geçerek Kürt devletinin kurulmasını, silah, cephane ve para yardımıyla desteklemelerini istemektedir. Şeyh Sait bu kuruluşun üyesidir.
İSYANIN ARKA PLANICumhuriyet yönetimiyle hilafet kaldırılmış, medreseler kapatılmış, şeriat kanunları yerine çağdaş yasalar kabul edilmeye başlanmıştı.
Şeyh Sait 13 Şubat 1925'te 300 kadar atlıyla Dicle'ye gelerek burada yaptığı konuşmada, "Medreseler kapandı, Din ve Vakıflar Bakanlığı kaldırıldı. Din okulları Milli Eğitim'e bağlandı. Gazetelerde birtakım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, peygamberlerimize dil uzatmaya cüret ediyorlar" diyordu.
Şeyh Sait isyancıları tarafından yürütülen değişik yerlerdeki baskın ve işgallerde çok sayıda asker ve subay öldürülmüştü. Elazığ'a giren isyancılar evleri ve dükkânları yağmalamaya başlayınca, halk isyancılara karşı tavır aldı. arpışmalar Bitlis, Siirt, Siverek, Bingöl, Elazığ, Mardin, Midyat, Diyarbakır, Urfa'ya kadar geniş bir alana yayılma eğilimini gösterince, Büyük Millet Meclisi kararıyla 24 Şubat 1925'te; Muş, Ergani, Dersim, Diyarbakır, Mardin, Urfa, Siverek, Siirt, Bitlis ve Van illeri ile Erzurum'un Kiğı ve Hınıs ilçelerinde bir ay süreyle sıkıyönetim ilan edildi.
Ele geçen belgelerde, "isyan hareketinin iki yıldan beri planlandığı ve Şeyh Sait'in gerçek İslam dinini yeniden yaratmak için Allah tarafından memur edildiği" yazılmaktaydı. "Din yok ediliyor, dinin yaşatılması ve korunmasına Allah tarafından Şeyh Sait memur edilmiştir" denerek ona mehdi payesi verilmekteydi.

12