Sevr'i yırtıp Lozan'ı yazan sarsılmaz irade! - İhsan Tayhani

Yüzyıllarca varlığını sürdüren bir imparatorluğun hukuksal ve eylemli olarak sonunu gösteren 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşması'nın arkasındaki sultan iradesi, özgür olmayan, dirençsiz ve uysal bir iradeydi! Öyle ki Mudanya Ateşkesi'nden sonra, Trakya'yı, işgalci İngilizlerden devralmak ve Meclis hükümetini temsil etmek üzere 19 Ekim 1922 tarihinde İstanbul'a gelen Refet Bele'ye, yaveri aracılığı ile "Hoş geldin" demekten utanmıyor ve İngilizlerle gizli işbirliğini sürdürüyordu!

Sevr'i yırtıp atan ve Lozan'ı yazan irade ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk'te tanımını bulan özgür, öz denetimli ve sınırsız özveriye dayalı Kuvayı Milliye iradesidir. Arka planında I. ve II. İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Savaşı ve görkemli bir 30 Ağustos utkusu vardır.

Önce cephelerde, emperyalistlerin paylaşım planları bozguna uğratılmış, saltanat kaldırılarak görüşmelerde iki başlılık yaratmak isteyen bağlaşıkların sinsi oyunu bozulmuş ve Lozan masasına daha sonra oturulmuştur. Masadaki Türk delegasyonu için görüşmelerin temel ögesi; eşitlik, bağımsızlık, ulusun onuru ve egemenlik inancıdır. Masaya omuzlarındaki bu ağır yükle oturan heyet başkanı İsmet Paşa, Versay benzeri bir barışa sürüklemek isteyen bağlaşıklar karşısında, sık sık kendisinin Mondros'tan değil, Mudanya'dan geldiğini vurgulamış ve görüşmeler boyunca psikolojik üstünlüğü korumuştur.

'ÜÜNCÜ TÜRK'

İsmet Paşa'nın diplomatik direncine yenik düşüp masadan ayrılan Lord Curzon'dan sonra, Britanya heyetine başkanlık yapan Sir Horace Rumbold'un yardımcısı William Tyrell, Fransız gazeteci Gaulis'e şunları söyler: "İki çeşit Türk biliyorduk; biri eski Türk ki öldü. Biri de Jön Türk ki o da artık yok oldu. Şimdi ötekilerden çok başka bir tip görüyoruz: İsmet Paşa. Bu bizim için üçüncü Türkü canlandırıyor. Kişiliği, tutumu konferansı öylesine etkiledi ki bugün birinci plana geçmiş bulunuyor. Öyleyse biz de barışı bu Türk ile imzalarız."

Mustafa Kemal Paşa'nın, masadaki soylu duruşu pekiştirmeye yönelik stratejik atılımları da son derece önemlidir. Örneğin, görüşmelerin 4 Şubat 1923'te kesintiye uğramasından hemen sonra, 17 Şubat'ta İzmir'de İktisat Kongresi'ni toplamış; dönemin aydınlarını, Cumhuriyet Halk Fırkası (CHP) parti programını yazmakla görevlendirmiş; hem kurulacak parti için kamuoyu oluşturma hem de Lozan görüşmelerine ilişkin halkı bilgilendirme amacıyla yaklaşık 30 gün süreli bir yurtiçi gezisine çıkmıştır. 16 Nisan 1923'te son toplantısını yapan Birinci Meclis'ten sonra, Lozan Antlaşması'nı ve Cumhuriyetin ilanını onaylayacak ve arasız devrimleri gerçekleştirecek düşünsel benzeşiği daha baskın, İkinci Meclis için genel seçimlerin yapılması kararına ek olarak görüşmelerin bir kez daha kesintiye uğrama olasılığı karşısında, yeniden savaşı göze aldığını gösterme amaçlı askeri hareketlilik buyruğu gibi yönelimlerin çözümlemesini yapmadan Lozan masasındaki irade anlaşıl(a)maz!

'BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU'

Antlaşma, sekiz aylık bir sinir savaşımından sonra, 24 Temmuz 1923'te imzalanır. Gazi Mustafa Kemal'in, İsmet Paşa'ya gönderdiği kutlama telgrafında yer alan, "Memlekete bir sürü yararlı hizmetlerden ibaret olan ömrünüzü, bu defa da tarihi bir başarı ile taçlandırdınız" sözleri ile Lozan dönüşü, kurul için ankaya'da verdiği yemekte, İsmet Paşa'nın Mustafa Kemal'e gönül borcunu sunması, Lozan masasındaki sarsılmaz iradenin göstergesidir.