Samsun hala bir ufuktur - Onursal Adıgüzel

Atatürk Gençlik ve Spor Bayramı'nda stadyumda, Yugoslav Harbiye Nazırı, Celal Bayar ve Ülkü ile birlikte. (19.05.1938)

Aradan tam 107 yıl geçti. Ancak zamanın ve mekânın ötesinden yankılanan o temel soru, bugün bir kez daha vicdanlarımızın kapısına dayanmış durumda: Zulüm mü hüküm sürecek, yoksa milletin gür sesi mi galip gelecek

Silivri'nin dar bir hücresinde zaman, dışarıdaki hızından sıyrılıp başka bir ritme bürünüyor. Gürültü yerini derin bir sessizliğe bıraktığında, hakikat tüm çıplaklığıyla beliriyor. Küçük Prens'in o unutulmaz düsturu, burada bir yaşam biçimine dönüşüyor: "İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Bugün Türkiye'de milyonlarca anne ve baba, çocuklarının yarınından endişeli. Gençler, kurdukları hayalleri bavullarına sığdırıp gitmenin yollarını arıyor. Demokrasiyi yalnızca sandıktan ibaret sanan, adaleti ise siyasi bir kılıca dönüştüren anlayış; toplumu korkuyla, eşitsizlikle ve susturulmuş bir sessizlikle kuşatmak istiyor.

Bugün bizlere düşen tarihsel görev, o günkü kararlılıktan zerre ödün vermemektir. ünkü Samsun, pusulasını kaybedenler için hâlâ dipdiri duran aydınlık bir ufuktur!

MİLLETİN BAĞIMSIZLIĞI

Demokrasiyi, yalnızca bir yönetim biçimi değil, sarsılmaz bir toplumsal sözleşme olarak yeniden inşa etmek zorundayız. Hukuku, kişilerin ya da zümrelerin arzularına göre eğilip bükülen bir sopa olmaktan çıkarıp herkes için eşit ve adil bir sığınak kılmak mecburiyetindeyiz. Bizim hedefimiz, gençlerin gitmeyi düşlediği değil, kalıp hayal kurduğu bir Türkiye inşa etmek olmalıdır.

Bugün seçilmiş belediye başkanları parmaklıklar ardında. Gazetecilerin kalemleri kırılmak, üniversitelerin özgür ruhu hapsedilmek isteniyor. Vatandaşlar, en temel hakları olan adaleti ararken korku duvarlarıyla karşılaşıyor.

Geçmişi mücadelelerle dolu milletimiz, iradesine zincir vurulmasına hiçbir zaman razı olmamıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" derken yalnızca işgal yıllarını anlatmıyordu. Aynı zamanda zor dönemlerde milletimizin yeniden ayağa kalkabilecek karakterini tarif ediyordu.