Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım. Bu toplantılarda tıp dışından konuşmacıların kürsüye davet edilmesi yaygın bir gelenektir. Yıllar önce, San Diego'da bir otelin konferans salonunda yaşadığım bir anekdotu, bugünü anlamak açısından paylaşmak istiyorum.

Konferans salonunun camları Pasifik Okyanusu'na bakıyordu. Dinleyicilerin büyük çoğunluğu Amerikalı doktorlardı. Konuşmacı ise eski bir ABD Dışişleri bakanıydı. Sözlerine şu cümleyle başladı:

"Biz bugün dünyanın Roma İmparatorluğu'yuz."

Bunu söylerken hafif bir tebessüm, hatta bir miktar alay vardı sesinde. Bakan dünyaya her alanda yön verdiklerini, birçok ülkeyi dolaylı ya da doğrudan yönettiklerini anlattı. Ardından konu Ortadoğu'ya geldi; oraya "demokrasi götürmek"ten söz etti. Türkiye'nin de adını vererek bölgede "demokrasi olmadığını, demokrasicilik oynandığını" söyledi. Konuşma, ABD'nin gücü, yeni sınırlar ve gelecekte şekillenecek yeni ülkeler üzerine devam etti. Benzer bir konuşmayı, bir yıl sonra başka bir ABD Dışişleri bakanından da duydum.

Bugün gelinen noktada, ABD ve İsrail'in açık ya da örtülü müdahaleleriyle İran'da ciddi bir hareketlilik yaşanıyor. Donald Trump, İran'ı defalarca tehdit ediyor; gerekirse askeri müdahaleden söz ediyor. Tarih bilenler için bu söylemler yeni değil.

TARİHTEN DERSLER

1953'te CIA destekli bir operasyonla İran'da seçilmiş bir başbakan devrilmiş, Şah ülkeyi terk etmiş, ardından yeniden iktidara getirilmişti. Sonrası malum: 1979'a kadar süren bir yönetim ve ardından köklü bir kırılma.

Ancak mesele yalnızca son yüzyıl değil. Milattan sonra değil, önce; Roma İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu dönemlerde, imparator Augustus ölmeden önce bir emirname yayımlar. Bu buyruklar zincirlenmiş demir levhalara yazılır ve imparatorluğun doğu eyaletlerine gönderilir. O eyaletlerden biri Angora'dır, yani bugünkü Ankara.

Levhalarda neyin yapılacağı, neyin yapılmayacağı yazılıdır. Angora'ya verilen görev nettir: Doğudan gelecek İran tehdidine karşı bir tampon bölge olmak.

Şu tarihsel gerçeği not düşmek gerekir: Roma İmparatorluğu, hiçbir döneminde İran'ı kesin biçimde yenememiştir. Fırat'ın ötesine kalıcı olarak geçememiştir. Hatta Roma tarihinin en büyük utançlarından biri, Harran'da yaşanmıştır. Marcus Licinius Crassus, Persler karşısında ağır bir yenilgi almış, öldürülmüş, Roma sancakları ele geçirilmiştir.

Yıllar sonra Roma, bu sancakları geri alabilmek için tavizler vermek zorunda kalmıştır.