Ayrılık, çok geçmişten getirdiğimiz ve yaşamımızın farklı dönemlerinde farklı biçimlerde tekrar tekrar karşılaştığımız bir durum. Doğumla birlikte bebeğin annenin bedeniyle kurduğu bütünlüğün sonlanması, memeden ayrılmak, bir odadan çıkmak, bir bakışın dışına düşmek, bir oyunun bitmesi, okula başlamak...
Yaşamımız bir yanıyla sevdiğimiz şeylerden ve kişilerden ayrılmayı, onların yokluğunda da varlıklarını içimizde sürdürebilmeyi öğrenme öyküsü. Okul başlangıcı da bu anlamda mutluluk ve heyecanın yanı sıra bir miktar hüzün de barındırabilen bir süreç. Burada iki ayrı deneyimden söz edebiliriz: ocuğun okula başlarken hissettikleriyle ebeveynin bu süreçte yaşadığı duygular aynı değildir; ikisi de kendi başına önemlidir. Bu yazıda, daha çok çocukların okul başlangıcında yaşadığı ayrılık kaygısına ve bunu nasıl kolaylaştırabileceğimize değineceğiz.
GÜVEN DUYGUSUNUN OLUŞMASIÖncelikle okul sürecini çocuğun hiç zorlanmadan, hiçbir problemi olmadan uyum sağlayacağı bir süreç olarak beklemiyoruz. Sağlıklı bir çocuğun bir miktar kaygılanması ve bazen gitmek istememesi olağan şeyler. Burada amacımız bu duyguları yok etmek değil; çocuk bu duyguları yaşarken onun yanında olabilmek ve baş etmesine yardımcı olmak. Bu süreci kolaylaştırmanın ilk adımı, çocuğun okulda güvende olduğuna dair bir duygu geliştirebilmesidir.
Küçük bir çocuk, bulunduğu ortamın güvenliğinden ancak ebeveyninin desteğiyle emin olabilir. Bu noktada ebeveynin çocuğunu okula bırakırken yaşadığı duyguları fark etmesi önemlidir. ocuğu okuldayken başına neler gelebilir ve çocuğu bunlarla nasıl baş edebilir gibi sorular ebeveyni çok kaygılandırıyorsa buradaki kaygının kaynaklarını anlamamız gerekir.
ENGELLERİ BİRLİKTE AŞMAKocuklarımızı engelsiz bir yolda yürütemeyiz, bütün engelleri onlarla birlikte aşamayız. Hiç zorlanmadan büyümelerini istemek, onların sorun çözme ve baş etme kapasitelerini geliştirecek deneyimlerden mahrum kalmalarına neden olabilir. Okulda küçük sorunlarla karşılaşmak ve bunlara kendi çözümünü bulmak, çocuğun edineceği en değerli kazanımlardan biridir. Ayrıca çocuğun ebeveyninden ayrıldıktan sonra ebeveyninin o gün neler yapacağını bilmesi de kıymetli.
ocuğun fiziksel ayrılığı bir yokluk gibi deneyimlememesi için ebeveynin çocuğu bıraktıktan sonra gün içinde neler yapacağını anlatması yatıştırıcı olabilir. Böylece çocuk hem kendisinin güvende olduğunu hem de ebeveyninin yaşamına devam ettiğini ve bu ayrılığın bir yokluk anlamına gelmediğini daha kolay içselleştirebilir.
Bazen bazı çocukların geçiş nesneleri dediğimiz şeylere gereksinimleri olabiliyor. Evden gelen küçük bir oyuncak, bir eşya, birinin annede birinin çocukta kaldığı etiket gibi nesneler fiziksel ayrılığın içinde bağı taşımaya yardımcı olabiliyor. Bazı çocuklar ise bunlara gereksinim duymuyor. Burada çocuğun biricikliği önemli; onu anlamak ve neye gereksinim duyduğunu görebilmek gerekiyor.
KAYGIYLA NASIL BAŞ EDEBİLİRİZocukların okul başlangıcında yaşadıkları ayrılık kaygısı normal bir durumdur. Bu duyguyu yok etmeye çalışmamalı, yalnızca çocuk bu duyguyu yaşarken onun yanında olunmalı ve baş etmesine yardımcı olmaya çalışılmalı. Aynalama dediğimiz yaklaşım, çocuğun olası duygularını isimlendirmek burada oldukça kıymetli.
ocuğun korktuğunu, okula gitmek istemediğini, ebeveyninden ayrılmanın ona zor geldiğini fark etmek ve bunu ona göstermek, içinde yaşadığı duygusal karmaşayı daha düzenli ve daha baş edilebilir bir formda görmesine yardımcı olabilir. Bir yetişkinin bu duygulara eşlik etmesi ve bu duyguları tanıması çocuk için oldukça rahatlatıcı bir deneyim.
Aslında burada çocuğun zaman içinde yaşayacağı bir deneyimden söz ediyoruz: Ebeveyn gidiyor, geliyor; gidiyor, geliyor. ocuk bu tekrarlar içinde bir güven biriktiriyor. Sevdiği kişi uzaklaştığında ve fiziksel olarak ulaşılabilir olmadığında da onu hissetmeye, içinde ve zihninde taşımaya devam edebilmeyi öğreniyor. Bunun hemen bir günde olması gerekmiyor; zaman içinde gelişen bir kapasitedir bu.
EBEVEYN NE HİSSEDİYOR
11