Ülkemizde "nişasta bazlı şeker (NBŞ)" olarak adlandırılan ürünün birçok firmanın yaptığı usulsüzlükler sonucunda, kotasının çok üzerinde piyasaya sürüldüğü geçen günlerde ortaya çıktı ve bu durum insan sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.
ABD'deki mısır lobisinin ürünü "mısır şurubu" olarak pazarlama çabasına karşı Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), katı ve kristal bir yapıya sahip olmayan bu sıvının ancak "yüksek fruktozlu mısır şurubu (YFMŞ)" olarak adlandırılabileceğine karar vermişti. Pancar şekeri yüzde 50 fruktoz, yüzde 50 glukoz içerirken piyasada kullanılan YFMŞ ürünlerinin çoğu yüzde 42 veya yüzde 55, az bir kısmı yüzde 90 fruktoz içeriyor; yani fruktoz oranı bakımından arada önemli bir fark yok. Asıl fark şu: Pancar şekeri lapa haline getirilen pancarın kristal hale dönüşmesiyle, yani neredeyse tamamen doğal yolla elde edilirken YFMŞ üretiminde birçok enzim kullanılarak kimyasal ve ısıl işlemler uygulanıyor; özetle ürün "doğal" değil.
KANSERE ZEMİN HAZIRLIYORSağlık Bakanlığı'nın oluşturduğu Bilim Kurulu'nun 1 Mart 2018 tarihli raporu, konunun öneminin anlaşılması açısından değerli. Rapora göre, fruktozun insülin salgılanmasını uyarmaması ve tokluk hissini geliştirmemesi sonucunda obezite, karaciğer yağlanması, siroz, şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları gibi tablolar gelişebilmekte, ürik asit artışıyla gut hastalığı tetiklenebilmektedir. Raporda aşırı tüketimin kolon (kalın bağırsak), pankreas, karaciğer ve meme kanserinin gelişimine zemin hazırladığı da açıkça belirtilmiş ve bu uyarı son derece önemlidir.
Japon bilim insanı Tomoyoshi Aoyagi ve arkadaşlarının 2025'te World Journal of Oncology dergisinde yayımlanan "YFMŞ'nin enflamasyon ve kanser üzerindeki etkisi" başlıklı makalesinde, fruktozun kronik iltihaba yol açtığı, kanser riskini artırdığı, kanser hücrelerinin büyümesini hızlandırdığı ve daha kötü bir hastalık seyri (prognoz) yarattığı vurgulanmıştır.
Bir meslektaşımın hem anne hem babasının arka arkaya pankreas kanseri tanısı aldığını öğrenince şaşırdım; çünkü yakın geçmişe kadar bu tanıyı nadiren duyuyorduk. Araştırdığımda, 2000-2020 yılları arasında Türkiye'de pankreas kanseri görülme sıklığının neredeyse iki katına çıktığını ve aynı dönemde YFMŞ tüketiminde de belirgin bir artış olduğunu gördüm. Pankreas kanseri gelişiminde genetik yatkınlık ve sigara kullanımı gibi bilinen faktörlerin yanı sıra YFMŞ tüketimiyle olan olası ilişkinin de derinlemesine araştırılması gerekir.
ETİKETLER YANILTICIYFMŞ (NBŞ) Türkiye'de meşrubat, gazlı içecek, soğuk çay, hazır meyve nektar ve içecekleri, hamur işleri, fırıncılık ürünleri ve dondurmalarda yaygın olarak kullanılıyor. Sözünü ettiğim Bilim Kurulu raporunda bu ürünlerin üzerinde şeker içeriğinin, elde ediliş kaynağı ve fruktoz oranının belirtilmesi gerektiği yazılı. Ancak etiketlerde yer alan fruktoz-glikoz (glukoz) şurubu, glikoz-fruktoz şurubu, glikoz şurubu, izoglikoz gibi ifadeler ciddi bir kavram kargaşası yaratırken fruktoz oranına dair hiçbir net bilgi sunmuyor. Sonuçta tüketicinin aldığı gıdada YFMŞ olduğunu anlaması neredeyse olanaksız hale geliyor.
2018'de kaleme aldığım iki köşe yazısıyla YFMŞ tüketiminin yarattığı tehlikeye ve pancar şekeri fabrikalarımızın özelleştirilmemesi gerektiğine dikkat çekmeye çalışmıştım. Bir yıl içinde fabrikalarımızın birçoğu satılınca 2019'da şöyle yazmıştım: "İçimden bir ses, tüm bu süreçte YFMŞ lobisinin önemli etkisi olduğunu ve geçen yıldan bu yana farkında olmadan daha çok YFMŞ tükettiğimizi söylüyor..." Ne yazık ki zaman beni haklı çıkardı.
Avrupa Pediatri Birliği (EPA-UNEPSA) işbirliği ile 2022'de Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde, 2023'te ise İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde (İEÜ) düzenlediğimiz "ocuklar İçin Güvenli Gıda (SAFFI) Sempozyumları"nda konuşmacımız olan Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, Türkiye'de yalnızca hayvan yemi olarak ithaline izin verilen genetiği değiştirilmiş (GDO'lu) mısırların YFMŞ ürünlerinde kullanılıyor olabileceğinden endişe ettiğini vurgulamıştı. Ortaya çıkan kota usulsüzlüklerinin ardından, bu olasılığın hızla ve mutlaka araştırılması gerekir.

17