Mutlak butlan ve demokrasi - Murat Fatih Ülkü

Aslında yargı ve hukuk sistemimizin geldiği nokta, yaşanan örnekler karşısında; son mutlak butlan kararının hukuken açıklanmasının ne yararı var pek emin değilim, bu karar esas siyasal yönü ile değerlendirilmelidir, hatta daha çok "demokrasi", "serbest seçimler", "seçme-seçilme hakkının siyasal boyutları" açılarından siyaset bilimi yönünden incelenmelidir ama elden gelen bir şey yok, ünlü sözü tekrar ederek biz de kendi sözümüze girelim: "Söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil."

CHP'de genel başkan değişikliği ile sonuçlanan 4- 5 Kasım 2023 tarihli 38. olağan kurultayın mutlak butlan nedeniyle iptaline ilişkin istinaf kararı incelendiğinde;

1) 4- 5 Kasım 2023 tarihinden sonra 28-30 Kasım 2025 tarihinde yapılan 39. olağan kurultaydan söz edilmediği, yine istinaf incelemesine tabi tutulan dava dosyalarında (istinaf kararındaki özete göre) 39. olağan kurultayın iptalinin talep edilmediği, buna rağmen istinaf kararında talep bulunmamasına karşın, hukuksal olmaktan uzak toptancı bir yaklaşımla "4- 5 Kasım 2023 tarihinden sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların iptaline" karar verildiği görülüyor.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki taleple bağlılık (HMK md. 26) ilkesi karşısında; hukuk mahkemesinde talep olmayan bir konuda karar verilmesinin hukuken açıklanabilir bir yönü yoktur. Esasen parti organlarının seçimleri ile ilgili yetkisi bulunmayan asliye hukuk mahkemesinde devam eden bir davada, davadan sonra tamamen yasal olarak toplanan olağan kurultay sürecinin geçersiz olduğuna karar verilmesi, adeta böyle bir dava bitene kadar partinin olağan kurultay sürecinin engellenmek istenmesi hukuken kabul edilemez.

DEMOKRATİK SİSTEMDE SORUN

2) 28-30 Kasım 2025'deki 39. olağan kurultay, 38. olağan Kurultay'dan tamamen bağımsız olarak ve yasal olarak zorunlu biçimde başlatılan, mahalle delegelerinin oluşumu, ilçe ve il kongrelerinin yapılması ile sonuçlandırılan ve dolayısıyla kendisinden önceki hukuksal tartışmaları konusuz bırakan, halk deyişiyle rafa kaldıran bir niteliğe sahiptir.

Kasım 2023'de yapılan 38. olağan kurultay ile ilgili bir davanın kendisinden sonra yıllar boyu partinin tüm işleyişini, organlarını, biçimlenmesini sekteye uğratması, siyasal partiler hukukunun anlam ve amacı ile bağdaşmaz, herhangi bir dava ile bir partinin (somut olayda ana muhalefet partisinin) işleyişini davanın süreceği yıllar boyunca tamamen engellemek gibi bir olanak yaratır ki bunun demokratik sistem açısından çok sakıncalı olduğu çok açıktır. Buna karşın, istinaf mahkemesi kararında 28-30 Kasım 2025'de yapılan olağan kurultayın eldeki davaya etkisi değerlendirilmekten kaçınılmış ve hatta dava ve talep konusu olmamasına karşın iptaline karar verilmiştir.

SEİM HUKUKUNA AYKIRI

3) Usul hukukunun temel kurallarından biridir. "Uyuşmazlığın esasını çözecek, davanın sonucunu peşinen sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez." Ama istinaf kararında bu ilkenin tamamen gözardı edildiğini, dava devam ederken davacıların talebini tamamen karşılayan nitelikte bir ihtiyati tedbir kararının yalnızca "kararın niteliği ve doğuracağı sonuçlar göz önüne alınarak" gibi soyut bir gerekçe ile verildiğini görüyoruz. Bu ihtiyati tedbir kararını; bu dava gibi verilen kararların kesinleşmeden uygulanamayacağı taşınmaz mülkiyetine ilişkin bir davada, mahkemenin dava sürerken "davalı adına olan taşınmazın tapu kaydını tedbiren davacı adına tescil edelim" diye bir ihtiyati tedbir kararı vermesine benzetebiliriz. Sanırız bu benzetme de karardaki hukuka aykırılığı anlatmak için yeterlidir.