İktidarın bir süredir devam eden "sorunları çözememe hastalığı" artık kronikleşti. Elini attığı her meseleyi ne yapıp edip bir süre sonra eline yüzüne bulaştırmayı başaran Saray rejimi, sorunları çözmek bir yana, derinleştirmeyi hatta üzerine yeni sorunlar yaratmayı alışkanlık haline getirdi.
Bunların başında şüphesiz ki ikinci açılım süreci geliyor. Büyük umutlarla başlayan süreç, SDG'nin Suriye'de gerilemesi üzerine özellikle AKP ile DEM Parti arasında oluşan görüş farklılıkları ve bundan doğan karşılıklı atışmalar nedeniyle sekteye uğradı. İktidar yandaşlarının bir kesiminin SGD'nin yenilgisi üzerine attıkları zafer çığlıkları da sürecin ne kadar samimiyetsiz yürütüldüğünü gözler önüne serdi.
EMEKLİNİN KESESİ BOŞMuhalefetin Meclis'te nöbet tutmak da dahil olmak üzere gösterdiği bütün çabalara karşın, bütçeye yük getireceği gerekçesiyle emekli maaşlarında iyileştirme yapılmaması iktidarın sınıfta kaldığı bir başka konuydu. Böylece Cumhuriyet tarihinde ilk defa en düşük emekli maaşı açlık sınırının altında kalmış oldu. Kendisine yakın sermaye sahiplerinin vergi borçlarını bir gecede silen, devasa kredi borçlarını ödememelerine ses çıkaramayan, birden fazla maaş alanlara göz yuman iktidar, sıra emeklilere gelince kesenin ağzını kapatmaktan çekinmedi.
İçte ve dışta yaptığı hukuk tanımaz hamleler nedeniyle, hakkında günümüz Hitler'i olduğuna ilişkin neredeyse bütün dünyada yakıştırmalar yapılan Trump ile ortak hareket eden ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile birlikte en iyi ilişkilere sahip olan Erdoğan'ın bu konuda çizdiği imaj da son derece olumsuz görünüyor. Maduro kaçırıldıktan sonra gösterilen ikircikli tavır, Barış Konseyi'nde yer alma kararı ve Colani'ye verdiği destekten dolayı Trump hakkında sarf edilen olumlu görüşler, iktidarın emperyalizmle iş tutmak için ne kadar hevesli olduğunu kanıtlamak için fazlasıyla yeterli deliller sunuyor.

5