Korku kültürü gölgesinde akreditasyon - Ali Ekber Şahin

Öğretmenlik programlarının akreditasyonu Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yetkilendirilen Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (EPDAD) tarafından düzenlenmektedir. Akreditasyon, dış değerlendirme sonucunda, bir öğretmenlik programının kalitesine ilişkin bir güvence sunar. Dolayısıyla akreditasyon doğrudan "kalite" ile ilgili bir süreç olup ilgili akademik birimde öğretmen yetiştirmek için güvenilir ve geçerli bir kalite altyapısı olup olmadığı, kaliteyi gerçekleştirme süreçlerinin temel ilkelerle uygun olup olmadığı dış değerlendirici gözüyle raporlanır ve belgelenir.

KALİTE Mİ KORKU MU

Bir eğitim fakültesinde bir grup öğretim elemanının yoğun bir şekilde evrak toplama telaşı içine girmesi, o fakülte için akreditasyon ziyaretinin planlandığı anlamına gelir. Dolayısıyla kalite, tutkuyla bağlı olunan bir süreç olma yerine, EPDAD değerlendirmesinde dikkate alınabilecek kanıtların kısa bir süre içerisinde toplanmasıyla sınırlı bir durumdur. Bu, kalite kültürü oluşturulmadan korkuya dayalı sürdürülen bir süreçtir. EPDAD değerlendiricilerinin görüşeceği öğrenciler, öğretim elemanları dikkatlice seçilir, tembihlenir; ola ki bir şekilde yanlış uygulamalara değinenler, kaygılarını iletenler hizaya çekilmeye çalışılır.

"Toplam kalite"nin öncüsü W. Edwards Deming'in kaliteye ilişkin 14 ilkesinden en önemlisi "Korkuyu ortadan kaldırın" ilkesidir. Korkunun olduğu yerde sürekli gelişme, dolayısıyla kalite olmaz. EPDAD değerlendirmesi fakültelerde kalite kültürünün hangi düzeyde, korku kültürünün hangi düzeyde var olduğunu ortaya koyan bir süreç değildir. Hata yapmaktan ve seslerini duyurmaktan korkan ana bilim dalı başkanlarının, bölüm başkanlarının, öğretim elemanlarının öğretmen eğitiminde kaliteyi gerçekleştirmesi olanaklı mıdır

LİYAKAT Mİ, İTAAT Mİ

EPDAD, akademik kadro ilanlarının akademik liyakate mi yoksa koşulsuz itaate mi dayalı verildiğini sorgulamaz. Eğitim alanının en seçkin dergilerinde onlarca makalesi olan doçentlik unvanına sahip, üniversitenin doçentlik ölçütlerini de sağlayan bir akademisyenin neden yıllarca araştırma görevlisi kadrosuna mahkûm edildiğini de merak etmez. Bilimsel duruşu değersizleştiren, itaati önceleyen, adaletsizliği norm haline getiren fakülteler nasıl olur da akredite edilir

HESAP VEREBİLİRLİK VE KALİTE