Kıbrıs adasının uluslararası gündemden hiç düşmemesinin temelinde, adanın iki halkı arasındaki siyasi anlaşmazlığın yanı sıra, 1960'ta kurulan ortaklık düzeninin kısa sürede bozulması ve bugün de devam eden statü tartışması bulunuyor. Son dönemde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) attığı adımlar ve bölgesel ittifakları, Kıbrıs meselesini yeniden gündeme taşıyor.
Sorunun tarihsel arka planı İngiliz yönetimi dönemine kadar uzanıyor. İngiltere 1878'de Osmanlı egemenliği devam ederken adanın yönetimini devraldı, 1914'te ise Kıbrıs'ı ilhak etti. Bu dönemde Rum tarafında güçlenen Enosis, yani adanın Yunanistan'a bağlanması hedefi, 1950'li yıllarda silahlı mücadeleye dönüştü. 1955'te EOKA'nın kurulmasıyla şiddet olayları arttı; adada Türklere yönelik kanlı saldırılar gerçekleşti.
Türkiye ve Kıbrıs Türkleri Enosis'e karşı çıkarken 1959 Zürih ve Londra anlaşmalarıyla iki toplumun siyasi ortaklığına dayanan yeni bir düzen oluşturuldu. Kıbrıs Cumhuriyeti 16 Ağustos 1960'ta kuruldu. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör devletler olarak yer aldı.
Ancak ortaklık devleti uzun ömürlü olmadı. 1963'te başlayan çatışmalar ve Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıların artması ve Rum yönetiminin Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini dışlayarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tamamını temsil ettiği iddiasıyla iki toplumlu yapı fiilen çöktü. 4 Mart 1964'te BM Güvenlik Konseyi'nin 186 sayılı kararıyla adaya BM Barış Gücü gönderildi.
BAĞLANTISIZLAR HAREKETİ VE MAKARİOSKıbrıs sorununun uluslararası boyutunda Makarios döneminin de özel bir yeri bulunuyor. Kendisini sömürgeciliğe karşı mücadele veren bir lider olarak konumlandıran Makarios, 1960'lı yıllarda Bağlantısızlar Hareketi içinde etkin bir figür haline geldi. Mısır lideri Cemal Abdülnasır başta olmak üzere dönemin bağlantısız liderleriyle yakın ilişkiler geliştirdi. Böylece Kıbrıs meselesi, Soğuk Savaş'ın uluslararası dengeleri içinde de karşılık buldu.

2