Kemalizm; ABD ve İran'a nasıl bakıyor - Mehmet Emin Elmacı

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. ABD'nin belki de daha doğru tespitle Trump'ın İsrail'in teşvikiyle İran'a saldırması, bir emperyalist politikadır. Bu saldırı, bir devletin kendi toprakları dışında bir başka devletin egemenliği ve bağımsızlığına bir müdahaledir. Bu tanım emperyalizmin ve emperyalist politikaların en yalın ve en açık tanımıdır. Emperyalizmin daha genel tanımı ise bir devletin, kendi sınırları dışındaki başka devletler, halklar veya topluluklar üzerinde siyasi, askeri, ekonomik veya kültürel kontrol kurma pratiğidir.

Atatürk, İran Şahı Rıza Pehlevi ile... (1934)

ABD'nin İran'a saldırı başlatması sonrasında dünya kamuoyunda olduğu gibi Türkiye'de de taraflar seçilmeye başlandı. Şu an iki devlet arasında barışa geçiş çabaları, uzlaşılmış gibi dursa da bu süreç, Türkiye'de de her zaman olduğu gibi kutuplaşma yarattı. Ancak bu kutuplaşma, sorunun temel noktasından ziyade herkesin tuttuğu parti ya da siyasetçi üzerinden yapıldığı için yine gerçekleri örten bir durum yaratmaktadır.

ANTİEMPERYALİST DURUŞ

Kemalizmin en önemli özelliği antiemperyalist olmasıdır.

Atatürk önderliğinde Türkiye; ülkesine gelen "yedi düvel" denen emperyalist devletlere karşı, ordumillet işbirliği ile büyük bir direniş göstermiş ve zafer kazanmıştır. Atatürk'ün antiemperyalist duruşunun ilk örneklerinden birisi; I. Dünya Savaşı'nda ülkemize gelen İtilaf Devletleri güçlerini anakkale'de durdurmasıdır. Bu o kadar önemlidir ki Vahdettin'in de veliahtlığında Almanya'ya gidiş yolunda bir yemekte itiraf ettiği gibi, o dönem ülkede herkes Atatürk'ün bu duruşunun farkındaydı. O duruşun sayesinde Atatürk, yine savaş sonrası bu kez galip olarak gelen emperyalist güçlerin karşısına çıkmış ve ülkesinin kurtuluşunu düşünenler tarafından bir lider olarak da kabul edilmiştir.

Galip devletlerin dayattıkları ve Anadolu'yu sömürgeleştirmeyi hedefleyen Sevr Antlaşması'nı tanımayan da Atatürk liderliğindeki TBMM hükümeti olmuştur. Emperyalizme karşı bu duruşu; "milli mücadeleyi", "milli bir hareketi" ve sonunda da "milli bir misakı" ortaya çıkarmış ve doğru hamlelerin sonunda her zaman olduğu gibi emperyalizm, Türkiye'de yenilmiştir. Hatta bu yönüyle Türk Kurtuluş Savaşı, Gandhi önderliğindeki Hindistan'dan, sömürge karşıtı Afrika ve Ortadoğu hareketlerine kadar pek çok mazlum coğrafyada devletlere "esin kaynağı" olmuştur.

Onun dış politikasına etki eden en önemli düşünce yapısı da her zaman emperyalizme karşı olması ve tam egemenliğimize önem vermesidir.