İngiltere'de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmektedir.
Kapitalizmin bu uzun erimli tarihi, İngiltere'de ortaya çıkmasının ardından tüm dünyaya yayılan, tarım arazilerindeki kapitalist dönüşümle başlayıp ticaret ve sanayi kapitalizmleriyle devam eden, sistemin karşılaştığı krizler karşısında yeni birikim modelleriyle kendini yeniden üreten bir sürekliliğin tarihidir.
Sermayenin, toplumsal yaşamın tüm katmanlarına sızan egemenliği ve insanların kapitalist piyasa ekonomisine olan bağımlılığı bu süreklilik içindeki temel dinamiği oluşturmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra uygulamaya konulan Keynesyen ekonomik modelin 1970'li yılların sonunda karşılaştığı kriz ve bu krize yanıt olarak ortaya konan neoliberal politikalar, sermayenin emeğin karşısındaki baskısını artırmakla birlikte, finansallaşmanın ve 1990'lı yıllardaki küreselleşmenin bir sonucu olarak sermayenin egemenliğini geniş coğrafyalara yaymış, küresel kapitalist devletlere bağımlı olan ülkeleri borçlandırmanın yanı sıra hanehalkı borçluluğunu da hiç olmadığı kadar artırmıştır.
Sermayenin dolaşımını ulus-aşırılaştırma süreci, çok uluslu şirketlerin üretimini ucuz işgücünün olduğu ülkelere kaydırmalarına, bunu yapacak ticari serbestleşme politikalarının tüm ülkelerde kabul görmesine ve böylelikle küresel kapitalist sisteme bağımlı kırılgan ülke ekonomilerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.
SON MU RESTORASYON MUABD-Avrupa merkezli Atlantik sisteminin 30 yıl boyunca Washington ve Post-Washington Uzlaşısı gibi farklı paketlerle dünyanın geri kalanına dayattığı bu politikalar, 2008 yılında ABD borsalarında yaşanan krizle birlikte tıkandı. Küresel ölçekte büyüme oranları düşmeye, kârlılık oranları azalmaya başladı. in Halk Cumhuriyeti, Atlantik sisteminin krizini fırsata çevirerek çok kısa bir zaman diliminde küresel bir güç durumuna geldi. Şimdi, içinde yaşadığımız süreç, küresel güç dengelerinin değiştiği, sermayenin nadir metaller, algoritma geliştirici teknolojiler ve çipler gibi yeni yatırım alanlarına açıldığı ve küresel güç mücadelelerinin bu kaynaklara sahiplik üzerinden yeniden belirlendiği bir süreç.
Kimi ana akım liberal ve sol çevrelerin "kapitalizmin sonunu" vaaz eden tespitlerinin ötesinde bu süreç, kapitalizmin neoliberalizm sonrası yeni bir birikim modeli arayışında olduğu bir geçiş dönemini niteliyor.

10