Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) güncel verilerine göre kanser, dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden biridir ve her altı ölümden biri kanser nedeniyle gerçekleşmektedir. Buna karşın kanser yükünün önemli bir bölümü, doğru politikalarla önlenebilir niteliktedir.
Kanserle mücadele denildiğinde hâlâ ağırlıklı olarak tedavi süreçleri gündeme gelmektedir. Oysa WHO ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın bilimsel değerlendirmeleri, bu yaklaşımın tek başına yeterli olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Mevcut veriler, kanser vakalarının yaklaşık üçte birinin; tütün kullanımı, alkol tüketimi, obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme, hava kirliliği ve enfeksiyonlar gibi önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu tablo, kanserin büyük ölçüde bireysel kader değil; yaşam çevresi ve kamusal tercihlerle şekillenen bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.
KANSER RİSKİNİ BESLEYEN UNSURLARDünya genelinde akciğer, meme, kolorektal ve prostat kanserleri en sık görülen kanser türleri arasında yer alırken önlenebilir kanser yükünün önemli bir bölümünü akciğer, mide ve rahim ağzı kanserleri oluşturmaktadır. Akciğer kanseri başta sigara ve hava kirliliğiyle, mide kanseri Helicobacter pylori enfeksiyonuyla, rahim ağzı kanseri ise HPV ile doğrudan ilişkilidir. Bu durum, soluduğumuz havanın, tükettiğimiz gıdanın ve maruz kaldığımız enfeksiyonların kanser riskini belirleyen temel unsurlar olduğunu açıkça göstermektedir.
Tam da bu noktada, çağdaş halk sağlığı anlayışının merkezinde yer alan tek sağlık yaklaşımı kaçınılmaz biçimde gündeme gelmektedir. İnsan sağlığı; hayvan, bitki ve çevre sağlığından bağımsız ele alındığında, kanserden korunmaya yönelik politikalar eksik ve etkisiz kalmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'nün kanser bilgi notlarında da vurgulandığı üzere; çevresel maruziyetlerin azaltılması, güvenli gıdaya erişim ve enfeksiyonların kontrolü, kanserden korunmanın temel bileşenleri arasında yer almaktadır.
ÖNLEME POLİTİKASI ETKİSİZVeteriner hekimlik, bu risk alanlarının önemli bir bölümünde doğrudan sorumluluk üstlenmektedir. Gıda zincirinin üretimden tüketime kadar tüm aşamalarında fiziksel, biyolojik ve kimyasal risklerin izlenmesi, zoonotik enfeksiyonların kontrolü, veteriner ilaç ve pestisit kalıntılarının kontrol ve denetimi, mikotoksinler ve çevresel kirleticilerin izlenmesi; kanserden korunmada kritik öneme sahiptir. Bu alanlarda yapılacak her ihmal, toplum genelinde uzun süreli ve sessiz kanser riskleri yaratmaktadır.
Buna karşın Türkiye'de kanser politikaları hâlâ büyük ölçüde tedavi odaklıdır. Önleme, risk azaltma ve erken uyarı mekanizmaları ise parçalı bir idari yapı içinde etkisizleşmektedir. Veteriner hekimlik ve veteriner halk sağlığı, kanserden korunma politikaların içinde hemen hemen hiç yer almamaktadır. Oysa Dünya Sağlık Örgütü verileri, önlenebilir risk faktörlerine yönelik müdahalelerin, kanser yükünü azaltmada en etkili ve maliyet-etkin yol olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
YAPISAL SORUN ÖZÜMÜ ENGELLİYORSorun yalnızca algısal değil, yapısaldır. Türkiye'de veteriner halk sağlığını esas alan bağımsız ve yetkili bir veteriner otoritesinin bulunmaması, tek sağlık yaklaşımının etkin biçimde uygulanmasının önündeki en önemli engellerden biridir. Yetki karmaşası, kurumsal parçalanmışlık ve sektörlerarası eşgüdüm eksikliği; kanser dahil olmak üzere pek çok önlenebilir hastalıkta ciddi boşluklar yaratmaktadır.

8