İşçi sendikaları işçi-işveren ilişkilerinde güçsüzü ezmemesi ve emeğin sömürülmemesi, toplumsal yapı içinde de insanca ve hakça bir düzen kurulmasına katkıda bulunabilecek kurumlar olarak tanımlanabilir.
Sendikalar uluslararası normlara uygun kuruldukları ve özveri ile, özenle yönetildikleri takdirde demokratik düzenin en önemli dayanağı olabilir. İşçi sendikalarının gücü sendika sayısı ve üye sayısı ile ölçülür. Sendika sayısı az ve sendika üyesinin çok olduğu ülkelerde sendikalar refahın yaygınlaşmasına ve toplumsal barışın kurulmasına katkıda bulunabilirler. Bu bağlamda ülkemizin sendikaları olumsuz bir tablo sergilemektedir.
alışma Bakanlığı'nın Ocak 2026 verilerine göre, özel ve kamuda sigortalı işçi sayısı 19 milyon 571 bindir. Sendikalı işçi sayısı ise 2 milyon 413 bindir. Buna göre toplam işçinin yüzde 87.7'si sendikalı değildir. Buna karşılık sendika sayısı yüksektir. Bugün ülkemizde 20 işkolunda 227 işçi sendikası bulunmaktadır. Bunun nedeni 6356 sayılı yasada öngörülen sendika kurma serbestisidir. Bir işkolunda bir araya gelen yedi kişi sendika kurabilmektedir.
Sendika çokluğu ve üye sayısının azlığı işçinin siyasi iktidarlar ve işverenler karşısında güçsüz kalmasına ve önemsenmemesine neden olmaktadır. Bugün sendikaların hiçbir ekonomik ve sosyal konuda etkili olamaması, suskun kalması güçsüz olmasındandır.
BÖLÜNMÜŞ SENDİKA HAREKETİCanı isteyenin istediği zaman sendika kurabilmesi sendika özgürlüğünün en olumsuz şeklidir ve kabul edilemez. Bu hakkın sorumsuzca kullanılması sendikacılığımızı bir bataklığa sürüklemiştir.
Sendikalar topluma ve üyelerine nitelikli projeler sunup çalışma ve toplum yaşamına ciddi katkılarda bulunmak yerine birbirinden üye ayartma çabasına ağırlık verdiklerinden sendikacılığımız başarısız olmaktadır.
Sendikalarımız üye sayılarını artırmakta başarılı değiller çünkü işverenler işçilerinin sendikalaşmasına şiddetle karşıdır. Oysa sendikaların işyerine getirebileceği faydaları kendilerine anlatılsa bakış açıları değişebilir ama işçi sendikalarının bu konuda hiçbir girişi yok. Yamasızsa toplusözleşme yapmayı zorlaştıran çifte baraj hükmü vardır. Bir sendikanın sözleşme yapabilmesi için işkolunda çalışanların yüzde birini ve işyerinde çalışanların yarıdan fazlasını örgütlemiş şartı vardır. Bu çifte baraj sendikacılığın gelişmesinin önünde ciddi bir engeldir.
NE YAPILMALISendikacılığımızın güçlenebilmesi için atılabilecek adımlar ve acı reçeteler vardır. Her şeyden önce sendika sayısı azaltılmalıdır. Bu iki yoldan sağlanabilir; ya sendikalar en çok üyesi olan sendikaya katılmak için kendilerini feshedebilirler ya da bu yasa ile sağlanabilir. ıkarılacak bir yasa üye sayısı az sendikaların belli süre içinde genel kurullarını toplayarak o işkolunda üyesi en çok olan sendikaya katılma kararı almasını mecburi hale getirir; bunu yapmayan sendikanın tüzel kişiliğinin sona ereceğini söyler. Böylece ülkemizde 20 işkolunda 20 sendikanın kurulması sağlanır ve işçi sınıfı müthiş bir gücün sahibi olur. Bu düzende alışma Bakanlığı'nın topluözleşme yetkisi vermesine de gerek kalmaz çünkü işyerinde örgütlenmesini tamamlayan sendika doğrudan işverene başvurarak onu sözleşme masasına davet eder. Gelmeyen işveren grevle vurulacağını bileceğinden sözleşme yapmak kolaylaşır. Bu düzende devletin endüstriyel ilişkilerine müdahalesi de çok azalacaktır.

9