İran savaşı ve siyasi amaç - Nejat Eslen

En yalın tanımı ile savaş, siyasi amacı gerçekleştirmek için düşmanın savaşa devam etme iradesini kırmak, kendi irademizi kabul ettirmek amacı ile yapılan şiddet kullanma eylemidir.

Şimdi bu tanıma göre Ukrayna ve İran savaşlarının başarılı olup olmadığını irdeleyelim.

Rusya, Ukrayna'nın savaşa devam etme iradesini kırabildi mi Hayır. Rusya, Ukrayna'ya kendi iradesini kabul ettirebildi mi Kısmen.

Rusya, Ukrayna üzerinde siyasi amaçlarını gerçekleştirebildi mi Kısmen. Rusya, bu savaşta başarılı mı Kısmen. (Savaş uzadıkça Rusya için maliyeti artabilir, savaş Pirus zaferine dönüşebilir.)

ABD, İran'ın savaşa devam etme iradesini kırabildi mi Hayır. ABD, İran'a kendi iradesini kabul ettirebildi mi Hayır. ABD, İran üzerinde siyasi amaçlarını gerçekleştirebildi mi Hayır. ABD, bu savaşta başarılı mı Hayır.

Ukrayna savaşında Rusya'nın, İran savaşında ise ABD'nin tam bir başarıya ulaşamamasının nedenleri arasında birçok hususu belirtmek mümkündür. Ancak, her iki savaşta da başarısızlığın asıl nedeni, savaş stratejisini yönlendirmesi gereken akılcı, iyi tanımlanmış, elde edilebilir siyasi amaçların olmamasıdır.

ASLOLAN SİYASİ AMATIR

Savaşta aslolan siyasi amaçtır. Siyasi amaç, savaştan beklenen hasıladır. Siyasi amaç, savaş bittiğinde hangi ekonomik ve güvenlik çıkarlarının gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eder. Savaşın siyasi amacını ve savaşta uygulanacak şiddetin derecesini siyaset belirler. Siyaset, savaş stratejisine egemendir. ünkü savaş stratejisi, siyasetin aracıdır ve siyaset tarafından yönlendirilir. Stratejinin görevi siyasetin belirlediği amacı gerçekleştirmektir.

Generaller, askeri hedefleri ve uygulanacak stratejik yöntemi siyasi amaca uygun olarak ve siyasi amacı gerçekleştirmek amacı ile belirlemek zorundadır. Buna karşı, siyasi otorite askeri gücün kapasitesini, yeteneklerini ve tahditlerini dikkate almak; savaşın doğası hakkında bilgili olmak zorundadır. Atatürk, konu ile ilgili tehlikeye dikkati çekerek Medeni Bilgiler kitabında bu tehlikeyi vurgulamıştır: ''Siyaset, savaşın doğası ile uzlaşması mümkün olmayan düşüncelere asla kapılmamalıdır. Kapıldığı takdirde savaş üzerinde ve savaşın sonucu üzerinde zararlı olur, öldürücü olur. Bu sebeple, doğrudan doğruya siyaseti yöneten hükümet adamının savaşın doğası ve şekli yönetimi hakkında eksiksiz bilgi sahibi olması gerekir.''

Carl von Clausewitz ise 19. yüzyılın başlarında siyasi amacın önemini şu şekilde ifade etmiştir: "Neye ulaşmayı ve savaşı nasıl uygulamayı amaçladığını kafasında açıkça belirlemeden kimse savaşı başlatamaz, başlatmamalıdır. Bunlardan birincisi, siyasi amaç, ikincisi ise harekâtın hedefidir."

Clausewitz'e göre savaşta stratejik deha olmanın ise basit iki koşulu vardır: Savaşı tanımlanan siyasi amaca göre ve eldeki güce göre yönlendirmek. Bir seferi tamamı ile amacına ve elindeki araca (güce) göre yönlendiren, bundan ne daha fazlasını veya ne de daha azını yapan bir prens veya general, böylece dehasını göstermiş olur.

Özetle, savaşta gerçekçi, ulaşılabilir ve iyi tanımlanmış siyasi amaç esastır. Stratejik planlama ile seçilen askeri hedefler elde edildiğinde siyasi amacı sağlamalıdır; mevcut askeri güçle seçilen askeri hedefler elde edilebilmelidir.