İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

ABD deniz gücü Mahan'ın teorisini artık uygulayamıyor: Üretim kapasitesi yarıya düştü, donanması küçüldü, boğazları kontrol edemedi. Peki bu çöküş Türkiye'nin Orta Koridor'daki rolünü gerçekten güçlendiriyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazara göre ABD, Amiral Mahan'ın deniz gücü teorisine dayalı küresel liderliğini kaybetmektedir; çünkü sanayi üretimi düşmüş, donanması zayıflamış ve İran Savaşı'nda Hürmüz Boğazı'nı kontrol edememiştir. Bunu neden vurguluyor: Türkiye'nin Orta Koridor üzerindeki konumunun stratejik önemini göstermek için. Kilit argüman, deniz ticaret yollarının risklenmesiyle Orta Koridor'un alternatif olarak önem kazanması. Ama ABD'nin bu zayıflığı Türkiye için gerçekten bir fırsat mıdır, yoksa onu daha karmaşık jeopolitik çatışmaların ortasına mı yerleştirmektedir?

"Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır."

Amiral A. T. Mahan

Amiral A. T. Mahan

Tarihte deniz güçleri kıta güçlerine karşı her zaman avantajlı olmuştur. Deniz güçleri üreterek, deniz ticareti yaparak, deniz ticaret yollarını kontrol ederek ve kıta güçlerinin denizlere açılımını dar boğazlarda engelleyerek güçlenmiş ve zenginleşmiştir. Atlantik ve Pasifik okyanusları ile çevrelenen ABD'nin jeopolitik karakteri, ada devleti gibi davranışı ile refahını ve güvenliğini denizaşırı coğrafyalarda araması ile oluşmuştur. ABD deniz gücüdür. ABD'nin zenginleşmesi, güçlenmesi ve küresel liderliğe yükselmesi üreterek ve deniz ticareti yaparak gerçekleşmiştir.

MAHAN'IN 'DENİZ GÜCÜ TEORİSİ'

ABD'nin refaha erişmesinde, güçlenmesinde ve küresel liderliğe yükselmesinde Amiral Alfred Thayer Mahan'ın (1840-1914) jeopolitik teorisinin önemli etkileri olmuştur. Mahan, 1890'da yayımlanan "Deniz Gücünün Tarih Üzerindeki Etkisi'' adlı kitabında, deniz gücünü ulusal refahın ve küresel etkinliğin kilit unsuru olarak tanımlamıştır. Mahan'a göre deniz gücü, ülkenin zenginleşmesinin ve küresel güce dönüşmesinin temelini oluşturur. Deniz gücü ABD, refahını ve güvenliğini, güçlü üretim kapasitesi, deniz ticareti, güçlü deniz ticaret filosu ve deniz ticaret yollarının kontrolünü sağlayan güçlü donanması ile gerçekleştirmiştir.. Açık denizlerde üsler edinmek ve özellikle de denizlerdeki dar boğazları kontrol etmek Mahan'ın teorisinin özünü oluşturur.

Mahan'ın teorisi ABD yönetimini derinden etkilemiş, onun düşünceleri ABD'nin küresel liderliğe yükselişinde uyguladığı büyük stratejinin (jeostratejinin) altyapısını oluşturmuştur. Panama kanalı Mahan'ın önerisi ile açılmış; Hawai, Guam, Filipinler Pasifik'te ileri üsler olarak onun önerisi ile kontrol edilmiştir. Günümüzde ABD'nin in'e karşı Birinci Ada Zinciri'nde (Japonya-Tayvan-Filipinler hattı) in'i çevrelemesi, in'e karşı Avustralya, Japonya ve Hindistan ile ortaklıklar oluşturması Mahan'ın düşüncelerinin günümüze yansıması olarak değerlendirilmelidir.

ABD deniz gücünün giderek azalan küresel etkinliği ve özellikle de İran Savaşı ile ortaya çıkan zafiyeti, ABD'nin Mahan'ın düşünceleri uygulamakta giderek zorlandığını ve küresel liderliğinin giderek yıprandığını göstermektedir.

ÜRETİM KAPASİTESİ

Üstün üretim kapasitesine sahip olmak, Mahan'ın teorisinin şartıdır. ABD'nin küresel lider olma yeteneğini koruyabilmesi, üstün üretim kapasitesine sahip olmasına bağlıdır. Oysa, ABD'nin küresel sanayi üretimi içindeki payı giderek azalmaktadır. 2025'te ABD'nin küresel sanayi üretimi içindeki payı yüzde 16.6; küresel güç mücadelesi içindeki en ciddi rakibi in'in payı ise yüzde 28.4 olarak gerçekleşmiştir. in'de imalat sektörünün GSYH içindeki payı yüzde 26.1 iken ABD için bu oran yalnızca yüzde 10.4 tür. ABD, toplam GSYH ile hâlâ lider olma yeteneğini korusa da ABD'de üretim büyük oranda hizmet ve finans sektörüne dayalıdır. Sanayi üretiminde in mutlak üstünlüğe sahiptir ve iki ülke arasındaki makas giderek açılmaktadır. Bu nedenle de 2025'te ABD'nin dış ticaret açığı 902 milyar dolar iken in'in dış ticaret fazlası 1.19 trilyon dolar olmuştur. Bütün bu değerler, ABD'nin günümüzde Mahan'ın teorisini uygulamakta zorlandığını, üretim temelli deniz gücü yeteneğinin giderek yıprandığını, küresel liderliğinin ise tehlikeye girdiğini kanıtlamaktadır.

GÜLÜ DONANMA

Yine Mahan'a göre, ABD'nin küresel liderlik kapasitesi güçlü donanmaya sahip olma yeteneğine bağlıdır. Oysa, ABD donanmasındaki savaş gemisi sayısı giderek azalmaktadır. Soğuk Savaş döneminde, 1980'li yılların sonunda ABD donanmasında 600 savaş gemisi mevcut iken, günümüzde gemi sayısı yarı yarıya azalmış ve 300'ün altına düşmüştür. ABD'den daha fazla savaş gemisine sahip olan in, tersane kapasitesi ile ABD'ye ezici üstünlük sağlamıştır. in 2025'te küresel gemi üretiminin yüzde 56'sını yapmışken, ABD'nin payı yüzde birin altında kalmıştır. ABD tespitlerine göre, in'in toplam gemi inşa kapasitesi ABD'den 230 kat daha fazladır. Ayrıca, ABD deniz gücünün omurgasını teşkil eden imalat ve idame maliyetleri yüksek uçak gemilerinin gelişen uzun menzilli silah sistemleri karşısında hassasiyeti artmıştır. Bütün bu veriler, ABD'nin deniz gücünün etkinliğinin giderek azalmakta olduğunu ve ABD'nin büyük stratejisinin temelini oluşturan Mahan'ın teorisini uygulamakta giderek zorlanacağını göstermektedir.