İliç'te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

"Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: öpler Altın Madeni açılsın!.."

"Maden yeniden açılmalı, bacası yeniden tütmelidir."

"Neden hiç kimse bizim sesimizi duymuyor"

Erzincan-İliç'te, 13 Şubat 2024'te yaşanan öpler Altın Madeni faciasının ikinci yılında, gazetelerde ve televizyon ekranlarında dile getirilen ana başlıklardan yalnızca birkaçı bunlar. Bu çağrıların hepsinde ne yazık ki çaresizlik var.

Son iki yıldır olumlu–olumsuz çok şey söylendi, yazıldı. Doğrudur, bu madende yüzlerce İliçlinin yanında diğer şehirlerden gelen birçok insan ekmek parası kazanıyordu. Sıkça yapılan çağrılarda, yaşanan bu sıkıntılar ayrıntılarıyla dile getirilirken nedense İliç'in dünü hep görmezden geliniyor. Sanki burada yaşayan bu insanlar yıllardır aç susuz kalmış, hep böyle çaresizlik içinde bütün umudunu bu madene bağlamış. Oysa bu topraklar yüzlerce yıl, bu insanları beslemiş, onları namerde muhtaç etmemiştir. Belli sıkıntılar yaşanmıştır ancak bağıyla bahçesiyle, hatta kupkuru denen o dağı ve taşıyla yıllardır o insanlara gerçek anlamada "Ana"lık yapmıştır. Hele de o doğal yapısıyla daha yüzlerce yıl, o insanları besleyecek bir güce sahip olduğu bilinirken...

TARIM VE HAYVANCILIK BİTİRİLDİ

Bunun yanı sıra, dile getirilmeyen bir başka zenginliği daha var ki o da hep göz ardı ediliyor. Hemen yanı başında akan Karasu (Fırat) Havzası'nın varlığı o topraklardan çıkarılacak tonlarca altından daha kıymetli değil mi

Daha da önemlisi, bu bölge insanının en önemli geçim kaynağının hayvancılık olduğu hemen unutuluverdi. Daha yakın yıllara kadar binlerce küçük baş hayvanın bu yörede beslendiği, peyniriyle yağıyla sofralarımızı zenginleştirdiği ne çabuk unutuldu Bütün bunlara karşın, yürekleri yakan o facianın ikinci yılında, çaresizlik içinde kıvranan yurttaşların bu madenin açılmasını beklemeleri, insanı derin derin düşündürüyor gerçekten.

Nedeni belli aslında... Bölgede hayvancılığın yanı sıra tarım da bitirildi. Bu güne kadar uygulanan yanlış politikalar sonucu, bu bölgenin insanı da çareyi toprağın üstünde değil, altında aramak zorunda bırakıldı.

ARESİZLİĞİ NASIL YOK EDERİZ

İşte bütün bunlar düşünüldüğünde insanın aklına şu soru geliyor: Bu çaresizliği yok etmenin bir başka yolu yok mu Olmaz olur mu Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de tarım ve hayvancılık alanında bunun güzel örnekleri var. Ancak bunlar yeterli değil elbette. Üretime dayalı tarım ve hayvancılık politikası uygulanmalı, bilim insanlarının yanı sıra bu alanda başarılı olmuş kişi ve kuruluşların görüş ve düşüncelerine kulak verilmeli. Elbette, bu görüş ve düşünceler doğrultusunda bir devlet politikasının uygulanmasıdır esas olan.