Neredeyse siyasetle yatıp butlanla uyandığımız şu günlerde, çok önemli bir konu, Heybeliada Sanatoryumu'nun sessiz sedasız Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredilmesi gözlerden kaçırılıyor. Heybeliada Sanatoryumu, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla kurulmuş, Türkiye'nin ilk pandemi ve verem hastanesidir. On binlerce hastayı sağlığına kavuşturan bu tarihi sağlık kurumu, ulaşım zorluğu ve iktidarın yeni sağlık politikaları gerekçe gösterilerek 2005 yılında kapatılmıştır.
Sanatoryumun konumu, amlimanı'nın yakındaki dik yamaçlardan denize bakan, çam ağaçlarının çevrelediği, bol oksijen yoğunluğu ve bu özgün yerleşimiyle sağlık açısından seçkin bir bölgedir. Üstelik bu bölgenin verem hastaları için tedavide etkin olabilecek iklim koşullarına sahip olduğunu, 1500'lü yıllardan beri ünlü gezginlerin gezi notlarından öğrenmiş bulunmaktayız. Ada halkının dilinde sanatoryum, hem hastaneyi hem de güzel manzarası ve temiz havası olan bir seyir yerini anımsatır.
YAZIK OLUYOR!1924 yılında sanatoryum biri kadınlara, diğeri erkeklere ayrılan sekizer kişilik iki koğuşla hasta kabulüne başlamıştır. 1939 yılına gelindiğinde yatak sayısı 370'e ulaşmıştır. 1947 yılında başhekim Dr. Ahmet Elberger'in katkıları ve 1951 yılında da Dr. Siyami Ersek'in tam gün kadrolu çalışmaya başlamasıyla ivme kazanan Heybeliada Sanatoryumu ülkenin ilk ve tek göğüs cerrahisi merkezi haline gelmiştir.
1999 Marmara depreminde binalarda çatlaklar meydana gelmiş, çatılar hasar görmüş, bacaları yıkılmış ve duvarlarda çatlaklar oluşmuştur. Onarmak ve Adalar ilçesi halkına sağlık hizmet sunan hastane özelliğini devam ettirmek yerine, Sağlık Bakanlığı'nın 01.08.2005 tarihinde aldığı bir kararla 660 yatak kapasiteli Heybeliada Sanatoryumu 30.09.2005 tarihinde tamamen kapatılmıştır.
İki bekçiyle kaderine terk edilen tarihi binalar, çatıda çıkan bir yangın sonunda iyice harabeye dönmüştür. O tarihten bu yana kendi haline bırakılan güzelim binalar içine girilemez durumdadır. Kısacası, Heybeliada Sanatoryumu unutturulmak istenmekte ve birilerine verilmek için kılıf hazırlanana kadar terk edilmiş bulunmaktadır.
SANATORYUM VE YAŞLILAR İLİŞKİSİTürkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), "Dünya Nüfus Günü'' nedeniyle açıkladığı istatistikler çok çarpıcı. Buna göre Türkiye 86 milyon 92 bin 168 kişi ile 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken dünya toplam nüfusunun yüzde 1'ini oluşturmaktadır. Yaşlı oranı dünya ortalaması, 2025 yılında yüzde 10.4 olurken Türkiye'nin yaşlı nüfus oranı yüzde 11.1 ile dünya yaşlı ortalamasının hemen üstünde yer almaktadır. Ancak hâlâ AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus ortalamasından daha düşüktür.
Yaklaşık olarak 200 bin metrekarelik çok geniş bir alan içinde ve mimar Rebii Gorbon' un eseri olan sanatoryum binalarını onarmak ya da yıkıp yenisini yapmak durumunda, bir bölümü Adalar halkı için kamuya bağlı hastane olarak düzenlenmeli, daha büyük bölümü ise yaşlanan ve bellek sorunu yaşayan yaşlı nüfusun barınacağı güvenli bir kuruma dönüştürülmelidir.
BİR VEFA ÖRNEĞİSanatoryumun ülkemizin edebiyat ve sanatında da yeri vardır. On binlerce hastanın sağlıkla ayrıldığı, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan gibi edebiyatçıların tedavi gördüğü Heybeliada Sanatoryumu'nda Türkiye'nin ilk kadın şairlerinden Hüceste Aksavrın da tüberküloz tedavisi gören hastalar arasındadır. Aksavrın ve kendisini tedavi eden doktoru (aynı zamanda ressamdır) Dr. Münir Münif birbirlerine duygusal yakınlık duyarlar ve evlenirler. Bu evlilikten bir oğulları olur. İyi bir öğrenim görmesi için İsviçre'ye gönderirler. Ancak oğulları okulu bitirdikten sonra yurda dönmez, annesini ve babasını büyük bir özlem içinde bırakır.

14