Mustafa Kemal Atatürk, "Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim" demiştir. İşte bu ifade jeopolitik kavramının özüdür. Uluslararası siyasi durumu ve sorunları, askeri durumlarda olduğu gibi, iç cephenin durumunu ve mevcut gücü de dikkate alarak harita üzerinde mütalaa etmek, devlet adamlarının en ciddi görevidir.
Jeopolitik, bir bakıma, harita üzerine aktarılmış coğrafya denen mekân üzerinde uluslararası gelişmeleri ve meseleleri mütalaa etmek, bu gelişmelerin ortaya çıkardığı fırsatları ve tehlikeleri dikkate alarak coğrafyayı güce dönüştüren vizyonu geliştirmek anlamına gelmektedir. Jeopolitik vizyon, coğrafya üzerinde devletin ana ve tali açılım eksenlerini belirler ve coğrafyanın sağladığı olanakları kullanarak ülkenin güvenliğinin pekişmesini, refahının gelişmesini amaçlar.
JEOPOLİTİK HAYALLER FRENLENMELİVizyon bir tür hayaldir. Hayal etmek faydalıdır. ünkü insanın var ettiği her şey önce hayal edilmiştir. Strateji bilmeyen aşırı hayalci jeopolitikçiler ise tehlikelidir. Bu nedenle de jeopolitik vizyonun stratejinin ilkeleri ve iç cephenin durumu ile frenlenmesi, önyargılardan arındırılması gerekir.
ünkü strateji hesap işidir. Strateji, jeopolitik vizyonu, hedef-güç dengesi kurarak rasyonelleştirmelidir. Jeostrateji, jeopolitik vizyonun stratejiye dönüştürülmüş halidir. Jeostrateji, satranç oyunundaki gibi, coğrafya üzerindeki hamleleri ve karşı hamleleri planlar. Jeostrateji, devletin kutup yıldızı gibidir. Jeostratejisi olmayan devletler ise pusulasız gemi gibi, her fırtınada bir başka yöne savrulabilir.
RASYONEL OLMAYAN HAYAL TEHLİKELİDİRTarih, strateji bilmeyen aşırı hayalci jeopolitikçilerin neden olduğu felaketleri anlatır. Hitler'in akıl hocası Karl Haushofer, devletlerin de insanlar gibi büyüdükçe genişlemesi ve "Yaşam Alanını" (Lebensraum) gerçekleştirmesi gerektiğine inanmıştır. Hitler'i bu tezine ikna eden Haushofer, II. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın gücü ile dengeli olmayan geniş coğrafi hedeflere yönelmesine; yalnızca kendi ülkesinin değil, Avrupa'nın da felaketine neden olmuştur. (Haushoffer'in yaşamına son verdiği ve "Unutulmak istiyorum, unutulmak.." yazılı bir not bıraktığı rivayet edilir). Yakın tarihte bu duruma Zbigniew Brzezinski'nin jeopolitik vizyonu örnektir. Stratejik dengelerden yoksun düşünceleri ile Brzezinski, ABD yönetimine Avrasya kıtasının bütününün kontrolünü amaç olarak önermiş ancak ABD, bu amaca ulaşamadığı gibi küresel üstünlüğünü de tehlikeye sokmuştur.
Bu gerçek Türkiye gibi orta büyüklükteki ülkeler için de geçerlidir. Türkiye gibi orta büyüklükteki güçler de siyasi meseleleri harita üzerinde mütalaa ederken ve jeopolitik etki alanını tanımlarken iç cephenin durumunu ve mevcut gücünü dikkate almak zorundadır.
Soğuk Savaş döneminde Türkiye, Atlantik bloku içinde, Sovyetler Birliği'nin ve komünizmin yayılmasını önlemek amacı ile Kenar Kuşak üzerinde Avrupa'nın güneydoğu kanadını savunmaktan sorumlu idi. O dönemde Türkiye jeopolitik kimliği ile Avrupalı idi.
Sovyetler Birliği'nin dağılması ile çok şey değişti. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Atlantik yapısı Türkiye'ye yeni bir rol biçti ve Türkiye'nin kimliğini Ortadoğu ülkesi olarak değiştirdi.
TÜRKİYE HİBRİT SAVAŞIN HEDEFİTürkiye'yi yönetenler, ülkenin ılımlı İslam kimliği ile ABD'nin geniş Ortadoğu bölgesini yeniden şekillendirme girişiminde model olmayı kabullendi; artık asli eksen güney, Ortadoğu ekseni idi.
Türkiye'yi yönetenler bu süreçte, yeni Osmanlıcılığı ve İhvancılığı yeni kimliğine eklemledi; güç dengelerini, potansiyel karşı hamleleri, iç cephedeki istismar edilebilecek hassasiyetleri hesaplamadan Ortadoğu'da düzen kurmaya çalıştı. Zaman içinde, bölgede düzen kurmak isteyen iki bölgesel güç Türkiye ve İsrail karşı karşıya geldi ve bu süreç Türkiye'yi Ortadoğu'daki kaos içinde hibrit savaşın hedefi yaptı.

19