Brezilyalı ünlü şair ve yazar Thiago de Mello, ABD güdümlü 1964 Brezilya Darbesi'nin ardından kaleme aldığı İnsan Yasası'nın son maddesinde yeryüzünün temel sorununu ve bu soruna dair çözüm yolunu ne güzel dile getirir:
"Bu yasaya göre/ yasaklanmıştır özgürlük sözcüğünü kullanmak,/ ağzın aldatıcı pisliğinden/ ve sözlüklerden kaldırılacaktır./ Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte/ diri ve saydam bir şey olacaktır özgürlük/ ateş gibi, ırmak gibi/ bir buğday tanesi gibi,/ ve insan yüreğine yerleşecektir."*
1964 Brezilya Darbesi, kötülük tarafından atılan son adım olmadı. Thiago de Mello'nun "İnsan Yasası" hiçbir zaman uygulanmadı. Darbenin ardından da yeryüzü pek çok zulme, pek çok acıya tanıklık etmeyi sürdürdü. İstisnasız her zulüm, kendini o büyülü "iyi" sözcüklerin devasa gövdesinin arkasına gizlemeye çalıştı. Zulümlere karşı duruyormuş gibi yapıp gerçekte onlarla ortaklaşanlar da aynı "iyi" sözcükleri ağızlarına sakız ettiler. Bu kulakları sağır edici gürültüde, bu kayıkçı kavgasında, gerçekten "iyi" olanlara, aslında çoğunluğa, konuşma sırası neredeyse hiç gelmedi. Bir tek onların ağzından "iyi" sözcükler duyulmadı, duyulamadı. Bir tek onların yaşamlarına bu iyiliğin iyileştirici etkisi ulaşmadı.
BAĞLAMINI YİTİREN BİR 'İYİ'"İyi" sözcüklerin bağlamı yitirilerek bir ezber halinde bu denli sık tekrarlanması sizi de rahatsız ediyor mu Yoksa özgürlük, hakkaniyet, dayanışma, adalet, liyakat gibi sözcüklerin hâlâ meşruiyet kazandırıcı bir işleve sahip olduğunu düşünüp, bu duruma sevinmemiz gerektiğine inananlardan mısınız
Ben bir açıdan iyimserim. Hâlâ, erdemli insanın akıl yoluyla doğruluğa ulaşabileceğine yönelik inancın toplumsal düzlemde bütünüyle sarsılmadığını görüyorum. Değersizlik, değerin yerini tam olarak almış değil; bu iyi bir şey. Ama diğer açıdan kötümserim. ünkü değersizlik günümüzde değer maskesiyle var oluyor. Bu durum, değerlerin temsil edilebileceğine ve insanı mutlu edebileceğine yönelik inancı aşındırıyor; değerleri zehirliyor. Değerin kazanç sağlamadığı ve mutluluk üretmediği koşullarda, insanlar bu kez değerlere bağlı görünerek değersizliğe alıştırılıyor. Örneğin, sohbetlerde liyakat naraları atanların, bir yandan "yakinimdir" kartviziti peşinde koşmalarına ve sonrasında elde ettikleri kazanımların ardından bu kez "Liyakat sahibiyim." iddiasını sürdürmelerine şahit olmayanınız kaldı mı

22