Geçmişten günümüze CHP - Erol Tuncer

Geçen hafta siyasal tarihimiz açısından son derece önemli, aynı derecede şaşkınlık ve üzüntü yaratan bir olay yaşadık.

Ülkenin en büyük partisi, tarihçe en eski partisi, kökleri Kuvayı Milliye'ye dayanan, Atatürk'ün kurucu başkanı olduğu, Cumhuriyeti ve devleti kuran, uzun yıllar büyük sorumluluk duygusuyla iktidar ve muhalefet görevlerini üstlenen CHP'nin büyük bölümü, iktidarın baskıları ve bugüne kadar görülmemiş hukuksal engeller sonucunda siyaset sahnesini terk etmek ve yeni bir partide örgütlenmek zorunda kaldı. Büyük bölümden kastımız CHP'nin genel başkanı başta olmak üzere, partili üyelerin, taraftarların, dolayısıyla oyların çoğunluğu idi. Geride bırakılanlar binalar, otomobiller, partinin parası dahil bütün maddi varlıkları idi.

Başka bir deyişle partinin ruhu partiden ayrılmış; geride gövdesini bırakmış, CHP'nin taraftarlarının ve dolayısıyla oylarının çoğunluğu yeni kurulan "YENİ Parti"ye kendiliğinden ve hızla transfer olmaya başlamıştır. Bugüne kadar CHP için kullanılmamış oyların bir bölümünün de -toplumda oluşan coşkulu havanın etkisiyle- YENİ Parti'ye oy vermeye hazırlandığı görülüyor.

Ülkemiz uzun bir süredir toplumsal, ekonomik, siyasal bir bunalımın içindedir. Enflasyon düşürülemiyor, geçim sıkıntısı kitleleri bunaltıyor. İktidar partisi bunalımı aşacak, yurttaşları rahatlatacak çözümleri yürürlüğe koymak yerine muhaliflere çeşitli baskılar icat edip uygulamakla meşgul.

Bu arada, siyaset yapma biçiminde de devrim yaşanıyor. İlk kez partiyi oluşturacak kitleler önden gidiyor, partiyi kurmayı üstlenecek kadrolar arkadan geliyorlardı.

Akla gelmedik bir son (butlan) ile karşılaşan CHP'nin geçmişini özetlemeye çalışalım:

- CHP'nin resmi kuruluş tarihi, 9 Eylül 1923 olarak bilinir. Oysa genel başkan M. Kemal Atatürk, partinin gerçek kuruluş tarihi olarak Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin kongresinin yapıldığı 4-11 Eylül 1919 tarihinin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Buna göre dünyada bu yaşta bir başka partinin var olup olmadığını araştırın.

- Cumhuriyetin temellerini atan CHP, 14 Mayıs 1950'ye kadar tek başına iktidarda kalmıştır. Bu dönemde biryandan Osmanlı'nın enkazından modern bir toplum, çağdaş bir devlet yaratmak üzere çaba sarf ederken uyguladığı mükemmel dış politikayla, 2. Dünya Savaşı'nın ateşinden ülkemizi korumayı başarmıştır.

- CHP 1946'dan itibaren çok partili rejime geçmeye karar vermiş, 1946-1950 döneminde demokratik rejimi yerleştirebilmek için kendisinden beklenen desteği esirgememiş, ana muhalefet partisi Demokrat Parti'nin (DP) görüşlerini de alarak seçim güvenliğini sağlayan mükemmel bir seçim yasası çıkarmış ve kendi getirdiği bu yasa ile girdiği seçimi kaybedince iktidarı sorunsuzca DP'ye devretmiş ve uzun yıllar sürecek muhalefet görevini devralmıştır. Dünya siyaset sahnesinde bu tür davranışların örneklerini kolay kolay bulamazsınız.

- 12 Eylül 1980 askeri müdahalesini gerçekleştirerek siyasal yaşamı askıya alan Milli Güvenlik Konseyi, 16 Ekim 1981'de çıkardığı bir yasayla o tarihte var olan 18 partiyi kapattı. Bu partilerden biri de CHP idi. CHP'li taraftarlar 12 Eylül'den sonra kurulan partilerde (SHP, Halkçı Parti ve DSP) siyaset yapmaya başladılar.

1991 Milletvekili Genel Seçimlerinde SHP'nin aldığı hayal kırıcı üçüncülük, CHP'nin açılmasına yönelik arayışları hızlandırdı. Yoğun tartışmalar arasında parti kültürünün oluşturduğu sağduyunun egemen olduğu ortamda şu ortak görüş ortaya çıktı:

"Partinin açılış çalışmaları, hiyerarşik düzen içerisinde yürütülmelidir. CHP'nin 1979 kurultayında seçilmiş olan son genel yönetim kurulu, çalışmaların yürütülmesini sağlamakla görevli olmalıdır. Genel başkan Bülent Ecevit partiden ayrıldığı, genel sekreter Mustafa Üstündağ bir kazaya kurban gitmiş olduğu için genel yönetim kuruluna en kıdemli genel sekreter yardımcısı başkanlık etmelidir. Açılış süreci boyunca her partili, partideki son görevine ilişkin unvanını taşımalıdır."(Açılış ile ilgili bütün ayrıntılar için bkz: Erol TUNCER, CHP'nin Yeniden Açılış Öyküsü, TESAV Yayınları)