Gazze'ye kim çöktü - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin'deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı. Bu yıllarda başlayan göçlerin ardından 1870 ile 1896 yılları arasında "Eretz İsrail"de tam 17 tarım kolonisi kurulmuştu bile. Soran olsa o yıllarda Osmanlı toprağıydı Filistin. Ama görünen o ki dönen "tezgâh"ın dışındaydı Osmanlı. Küresel sermaye ittifakının uluslararası ilişkiler konulu çalışmalarda pek telaffuz edilmeyen tarih stratejisi ağlarını örmeye başlamıştı. Yani bir günde gelmedik bugüne. O günlerde Filistin'le mütevazı() bir "alaka peyda eden" küresel sermaye ittifakı, bugün Gazze'de de "küresel yayılma" olarak tanımlanan tarih stratejisinin peşinde ilerlemeye devam ediyor.

ok konuşuluyor diye ifade edelim, Türkiye de bu ittifakın bileşenlerinden biridir. Yani küresel sermaye ittifakının bileşenlerinden biridir. Yalnızca liberal bir ekonomik sisteme sahip olduğu için ya da NATO nedeniyle değil, ayrıca bu ittifakın İsrail dahil pek çok başka ülkesiyle imzaladığı ikili antlaşmalar üzerinden de böyledir. Tıpkı bu işgal ve soykırım sürecine bir- ikisi dışında itiraz edemeyen "uygar" Avrupa ülkeleri gibi. Suudi Arabistan, Katar, Mısır ve daha nice Müslüman bölge ülkesi de öyledir. O nedenle işgal ve soykırım sürecine "karşı", hamasi nutuklar dışında bir dahli olmadı Türkiye'nin, olamadı. O nedenle küresel sermaye ittifakının bileşenleri olan diğer müttefiklerinin malum suskunluğunu "bir biçimde" paylaştı.

TÜRKİYE'NİN TAVRI

Türkiye'mize zaman zaman, küresel sermaye ittifakının kimi proje ya da operasyonlarında "oyun kurucu" ülkeler arasında yer de bahşedilmiştir. Yakınlarda telaffuz edilen ateşkesin ardından mesela bölgeye yerleştirilecek barış gücünün unsurlarından biri olursa eğer, o görevde de bu oyun kurucularından biri olarak orada bulunacaktır, Gazzeli Müslümanlar adına değil.

Burada konu Türkiye'nin, küresel sermaye ittifakının bir bileşeni olması değil. Konu, kendi varlığını, kuruluşunu, o yıllarda henüz aralarında bulunmadığı "küresel sermaye ittifakının o zamanki ordularını kendi topraklarından savaşarak kovmuş bir ülke olarak", Gazze vahşetini gerçekleştiren o ittifakın bir parçası olmayı kendine yakıştırabiliyor olmasıdır.

Ortadoğu'da şu sıralarda başrol oyuncusu olarak gördüğümüz, izlediğimiz İsrail'in büyük hesabı Gazze değil. Gazze saldırısı, küresel sermaye ittifakının bölgedeki ileri karakolu İsrail'in yine bu ittifak adına yakın çevresini güvenlik altına alma "operasyonu"dur. Bu cümleden olarak, Türkiye'nin de bilinen desteğiyle Suriye'yi istikrarsızlaştıran İsrail, Suriye topraklarında kuzeye doğru ilerlemeye başladı bile.

Peki Türkiye neden Suriye'yi istikrarsızlaştırma operasyonunun bir parçası oldu ünkü buna mecburdu. ünkü -yinelemekte sakınca yok- Türkiye ve İsrail küresel sermaye ittifakı içinde müttefiktir. ünkü Gazze operasyonu yalnızca bir İsrail tasarrufu değildi. Saldırıların en sert döneminde Trump'ın Gazze için öngördüğü bir nevi "Riviera" projesi ortaya çıktı. Dedikodu değil kimi broşürleri küresel medyaya servis edildi. Hatta bölgenin öngörülen yeni statüsü() çerçevesinde, Gazze'ye İngiltere'nin zamanında İşçi Partisi'nden seçilmiş eski başbakanı Tony Blair'in bir nevi valiliği müjdelendi.