Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

O, oldukça devinimli ve gerilimli geçen 88 yıllık yaşamına fotoğrafçılık, şairlik ve yazarlık gibi hobilerini de sığdırabilmiş, dahası süreç içerisinde sözü edilen bu alanlarda profesyonellik düzeyine erişmiştir. Yazarlık ve fotoğrafçılık, onun en sevdiği uğraş alanlarıdır. Bugüne değin yayımlanmış 10 ciltlik "Hatıralar" kitabı dahil, 50'yi aşkın kitabın yazarıdır. Dünyada pek çok ülkede uluslararası fotoğraf sergileri açmıştır.

Denktaş'ın, güçlü bir hukuk mantığı ile örgülediği zengin bir zihinsel dünyası (entelektüel) vardı. Belleği güçlü; enerjisi yüksek; korkusuz ve dirençliydi; nereden gelirse gelsin baskıya boyun eğmedi. Eşsiz bir yurtseverdi; muhalefete karşı hoşgörülüydü; yalandan nefret ederdi; alçak gönüllü ve duygusaldı; espritüel ve kompleksizdi. Özcesi; o, bir insanı, insan yapan bütün yüce değerleri üzerinde toplamış ve kendi nitelemesiyle, "Her devrin değil, her devirde adam olmayı" yeğlemiş bir toplum önderidir.

ÜLKEYE ADANMIŞ BİR YAŞAM

Bütün bunlardan bağımsız olarak Rauf R. Denktaş'ı ayrıcalıklı kılan; sahip olduğu "duygusal zekâ"sıydı. Psikologların, 1990'lardan beri üzerinde çalıştıkları konulardan biri olan duygusal zekâ (emotional quotient); kişinin, güçlü gözlemine dayalı olarak başkalarının duygularını sezme, ayırt etme ve bu edinimi, kendi düşünce ve eylemlerinde etkili bir biçimde kullanabilme yeteneğidir. Denktaş'taki şaşırtıcı duygusal zekâ parıltılarını görmek için, ömrünün yarım yüzyılını kapsayan müzakere (görüşme) masalarındaki etkili sözlerinin ve verdiği demeçlerin yalnızca birkaç tanesine bakmak bile yeterlidir!

Örneğin, KKTC'nin ilanından üç gün sonra, 18 Kasım 1983'te BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı İngilizce konuşmasında; "Gelinen son durumda şunu söylüyoruz; toprağımız, şimdi kendi devletimizdir. ünkü bu devletin korunması olmaksızın yaşayamayız. Ama toprak bütünlüğünü yeniden düzenlemeye hazırız. İki toplumun bağımsızlığını ve egemenliğini yeniden düzenlemeye hazırız. Herkes, Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünü bozuyoruz diye düşünüyor! Ben, benim insanlarımın haklarını talep ediyorum, onu talep ediyorum. ünkü Kıbrıs'ın bir parçasıyım ve onun içinden çıktım" şeklindeki sözleri Amerikalı psikolog Daniel Goleman'ın, duygusal zekâ kapsamındaki "bağlılık" ölçeği ile örtüşme içerisindedir.