Eriyen bütçenin faturası vatandaşa... - Mehmet Özdağ

Bütçe açığının asıl kaynağı halka verilen enerji desteği değil faiz ödemeleridir; çözüm faturaya yeni zam yapmakta değil, enerji verimliliğinde aranmalıdır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ağustos verilerine göre, merkezi yönetim bütçesi yılın ilk sekiz ayında 1 trilyon 308 milyar lira açık verdi. Aynı dönemde 1 trilyon 988 milyar lira olan faiz ödemesi düşüldüğünde bütçenin 680 milyar lira fazla verdiği görülüyor. Bu tablo; giderlerin gelirlerle karşılandığını, kabaca bütçe açığının ise faiz ödemelerinden kaynaklandığını gösteriyor.

YENİ ZAM KAPIDA

Faiz ödemelerinin bütçe üzerindeki baskısı büyürken elektriğe yeni bir zam gelmesi de konuşuluyor. Geçen ay basına yansıyan bilgilere göre enerji yönetimi, bütçe üzerindeki "sübvansiyon" yükünü azaltmak gerekçesiyle ekim ayında yüzde 40-50 aralığında bir zam yapma hazırlığı yürütüyor. Bakan Bayraktar, 2026 bütçesinde elektrik ve doğalgaz desteği için ayrılan tutarın yaklaşık 305 milyar lira olduğunu açıklamıştı. Öte yandan devlet, faize her ay yaklaşık 249 milyar lira ödüyor.

Yurttaşa sağlandığı iddia edilen bir yıllık enerji "desteği", bir aylık faizden biraz fazlasına denk geliyor. Esasen Bbakanlığın "sübvansiyon" hesabı, konut tarifesinin gerçek üretim maliyetiyle değil, o saatteki en pahalı santralın teklifine göre belirlenen piyasa takas fiyatı (PTF) ile kıyaslanmasına dayanmaktadır. PTF spot piyasada şişirilmiş fiyatı yansıttığından, bu rakamı maliyet gibi sunmak yanıltıcıdır. Sorun hanelere destek verilmesi değil, enerjinin zayıf denetlenen bu spot piyasada fiyatlanmasıdır. özüm zam yapmak değil; kamusal üretimi artırmak ve bu "karaborsayı" denetlemektir.

VERİMLİLİK İİN KAMU DESTEĞİ

Konut faturaları, kamu şirketi EÜAŞ'ın borsa altı düşük fiyattan sağladığı elektrikle dengelenmektedir. Buna karşın nisan ayında meskene yüzde 25 zam yapılmış ve 100 kWh tüketen bir ailenin faturası 323.8 liraya çıkmıştır; gündemdeki yeni zamla bu tutarın 453- 486 lira aralığına yükselmesi beklenmektedir. Son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) limitini bir kez daha düşürüp daha fazla konutun PTF üzerinden faturalanmasını sağlayarak da zam yapılması olasıdır.

Oysa ülkemiz için yüksek elektrik tüketimi çoğu zaman lüksün değil; doğalgazsız evde elektrikle ısınan dar gelirlinin, eski beyaz eşya kullanan emeklinin veya yalıtımsız binada klimaya mecbur kiracının yoksunluğunun göstergesidir. Tüketim limitini düşürmek, bu koşullara mahkûm edilen vatandaşı cezalandırmaktır. İZODER verilerine göre binaların yalnızca yüzde 25'i yalıtımlıdır; doğru yalıtım, tüketimi yüzde 50'ye kadar düşürebilir. Vatandaş yoksullaştırılmadan verimlilik teşvik edilebilirdi.