Elektrik değil yoksulluk üretiyor - Mehmet Özdağ

Akkuyu Nükleer Güç Santralı'nın inşa süreci, Rusya ile imzalanan hükümetler arası anlaşmanın 2013'te TBMM'de onaylanmasıyla başladı. Hidroteknik yapıların inşası için 2015'te resmi temel atma töreni düzenlendi. 2018'de ise Recep Tayyip Erdoğan ve Vladimir Putin'in bizzat katıldığı görkemli bir törenle birinci ünitenin temeli atıldı. Sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 13, temel atma töreninin üzerinden ise 11 yıl geçti. Geçen sürede "karanlıkta kalma" senaryolarının aksine arz fazlası bile oluştu. Mühendislerin şebeke yönetimi açısından teknik bir yük olarak değerlendirdiği Akkuyu, gelinen noktada yeni teşvik almadan bitemeyecek stratejik bir enkaza dönüştü.

Hükümetler arası anlaşmayla, üretilecek elektriğe 15 yıl boyunca, yani 3.8 sentlik serbest piyasa ortalamasının 3.3 katını aşacak şekilde kWh başına 12.35 sent alım garantisi verilmiştir. İlk iki ünitedeki üretimin yüzde 70'ini, son iki ünitenin ise yüzde 30'unu kapsayan bu fahiş bedel; piyasa fiyatları sabit kalsa dahi ilk iki ünite için yıllık 1 milyar 48 milyon dolar, diğer iki ünite için ise 448 milyon dolar fazladan ödeme yapılmasına neden olacaktır. Sonuç olarak Rusya'ya verilen bu garantinin 15 yıllık toplumsal maliyeti 22.4 milyar doları aşacaktır.

MİKRO ÖLEKLİ MODELLER GELİŞTİRİLMELİ

Üstelik alım garantisinin süreceği uzun yıllar içinde yenilenebilir üretim teknolojilerindeki gelişmeler, genel üretim maliyetlerini daha da düşürecektir. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin değişmesi ve kamu yatırımlarının artmasıyla, AKP döneminde sürekli yükseltilen spot serbest piyasa ortalamaları da geriletilecektir. Üstelik Akkuyu, enerjiyi tek bir noktada devasa miktarda üretip uzun iletim hatlarıyla tüketim yerlerine taşıyan 50 yıl öncesinin anlayışını yansıtmaktadır. Günümüzde devasa iletim sistemi yatırımları yerine tüketim noktasında üretim yapmaya dayanan esnek, mikro ölçekli ve dağıtık modeller geliştirilmektedir.

ÜRETİM ÖNCESİNDE ZAM!

Fahiş alım garantisine karşın, aradan geçen 11 yılda santralın ilk ünitesi bile devreye alınamamıştır. Dünyanın en pahalı enerjisini almamıza neden olacak bu projeye tüm bunlar yetmezmiş gibi, 25 Temmuz 2026 tarihinde TBMM'den geçirilen torba yasayla yeni teşvikler de sağlanmıştır. Torba kanun teklifine son dakika eklenen maddelerle, nükleer yatırımlar için üç farklı vergi kanununda (Damga Vergisi, KDV ve Kurumlar Vergisi) teşvik, istisna ve indirimler getirilmiştir. Damga vergisinden tamamen vazgeçilirken inşaat ve malzeme teslimine KDV istisnası tanınmıştır.