Düşmanımın düşmanı... - Çiğdem Bayraktar Ör

Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz! Bunu Erdoğan'ın bilinen sözüyle ironiye bağlayalım: "Kimler, kimlerle beraber!"

Bölgemizin Arap olmayan Müslüman ülkelerinden Azerbaycan'ın nüfuz ve etkilenim bakımından önemi büyüktür. İran savaşı sırasında hakkında ileri sürülenleri reddetse de İsrail ile olan yakın ilişkisini ve işbirliğini bazılarının aksine gizlemiyor.

İsrail'e sattığı petrol, onun için Ermenistan'a karşı zafer elde ettiği Karabağ'da kullanılan hassas güdümlü mühimmatlara dönüştü. Azerbaycan ve İsrail arasındaki hava lojistik hareketliliği, İsrail'den gönderilen silahları taşıyan kargo uçaklarının radar kayıtları, Azerbaycan'ın 24 saatte düzenlediği "yıldırım operasyonu"yla Dağlık Karabağ'da kontrolü ele geçirmesinde İsrail'in yardımı ve etkisi uluslararası haber ajanslarına yansıdı; Ermenistan medyasında tartışıldı. Bu da Azeri kamuoyunda kayda değer bir İsrail sempatisi yarattı. Elbette aynı anda kardeş Azerbaycan'a destek veren Türkiye'nin de çok değerli payı hiç atlanmadan...

MOSSAD

Ermenistan'ın Karabağ'a askeri lojistik ulaştırdığı stratejik köprü, İsrail'den satın alınan LORA füzesiyle vurulmuştu. Bu işbirliği yalnızca "petrole karşı silah" alışverişiyle değil, savunma sanayisinde kurgulanan yeni ortaklıklarla iyice pekiştirildi.

İsrail hükümeti, daimi "dış mihrak" tehdidiyle güvenlik paranoyasını geliştirerek iktidarını güçlendirmeye çalışıyor. Savunmaya ayrılan "örtülü" olağanüstü bütçelerle sınır ötesi planlar ve operasyonlar düzenliyor. İstihbarii etkinliklerinde sınır tanımıyor.

İran ile 700 km'den uzun sınırı olan Azerbaycan, İsrail için kritik önemde. İran'ın nükleer programını ve askeri hareketliliğini izlemek üzere sınır bölgelerinde Mossad'a dinleme istasyonları kurma izni verdiği ve lojistik erişimini kolaylaştırdığı bilgisi türlü kanallardan yayılırken, İran Devrim Muhafızları özel harekât komutanının da sınıra yerleştirilen düzinelerce ajan ve komando tarafından öldürüldüğü ileri sürüldü. Bu haberler Azerbaycan tarafından yalanlandı.

ASKER-SİLAH-PARA

Azerbaycan'ın ithal ettiği askeri teçhizatın yüzde 69'unun İsrail kökenli olduğu, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) raporlarına ve Wikileaks belgelerine yansıdı. Dahası; İsrail'in Sitalçay gibi Azerbaycan'daki bazı askeri üslere doğrudan erişim sağladığı Amerikan istihbarat raporlarında geçiyor.

İsrail'in en modern askeri teknolojilerini, İHA'larını, hassas güdümlü füze sistemlerini edinerek özellikle Ermenistan'ın karşısında ciddiye alınması gereken askeri bir üstünlük kuran Azerbaycan, iddialar doğruysa Karabağ zaferiyle "gülü" aldı ama İsrail'e sağladığı olanaklarla bölgeye de "sivriltilmiş dikenler" bıraktı.

İKİ AŞK ARASINDA

İsrail kurulduğu günden geçtiğimiz yıla kadar hiçbir zaman Ermenistan'ı kendi jeostratejik paradigmasında kayda değer bulmamıştı. Öncelikle Azerbaycan ile yakın ilişkisi buna engeldi. Yine de İsrail'in elini sıktığı sadece Azerbaycan olmadı. Diğer yandan Ermenistan'a açılımı güçlendirmeyi de ihmal etmedi. Nitekim; Netanyahu kabinesi, bölgede stratejik rakip olarak görülen Türkiye'ye karşı "Düşmanımın düşmanı dostumdur" politikasını benimsedi.

İSRAİL'İN ERMENİSTAN AILIMI

eşitli analistler, İsrail ve Azerbaycan arasındaki ilişkiyi "satın alınan dostluk" olarak yorumluyorsa da iki ülke arasında neredeyse yirmi yıldır süregelen ve 7 milyar doları aştığı düşünülen silah ticareti var. Buna rağmen İsrail, Ermenistan ile ilişkileri geliştirmeye yönelik "özel bir çaba dönemini" araladı.

Üç dinin de kutsal saydığı, uluslararası statüsünün korunması gereken Kudüs'te İsrail yönetiminin; kimi zaman beliren mülkiyet tartışmalarına karşın tarihi Ermeni mahallesine ve kültürüne, otonom kişiliğine sert müdahalede bulunmaması, Azerbaycan'a yapılan silah yardımı nedeniyle kısa zamanda geri çekse de Ermenistan'ın Tel Aviv'de büyükelçilik açmasını desteklemesi, Ermeni doktorların eğitilmesi, üniversitelerinde "Ermeni çalışmaları" kürsüsü kurması iki ülke ve halk arasında iletişimi kolaylaştırıcı adımlardı.

SOYKIRIM TEKELİ

II. Dünya Savaşı'nı daha da trajik hale getiren felaket, milyonlarca Yahudinin Nazi kamplarında vahşice katledilmesidir. Elbette ingeneler, hastalar, yaşlılar, engelliler ile birlikte...

İsrail hükümetlerinin temel iddiası, İsrail devletinin soykırım felaketinden geri kalanlar için kurulduğuydu. Tarihte bir başka halk bunu yaşamamıştı.

Soykırıma uğramış bir ulus olarak kendilerine ait bir devletin olması gerektiğini, olası tüm araçları kullanarak duyurdular. Basında, akademide, sinemada, operada, müzelerde ve çeşitlimecralarda Yahudilerin uğratıldığı bu katliam harfiyen anlatıldı. "Soykırım" denince akla gelen tek ulus olarak belleklere kazındılar ve bu katliam, devlet sahibi olabilmelerinin asli nedeni haline geldi.