Dilovası'nda yedi işçinin yaşamını yitirdiği katliamın beşinci duruşmasıyla, yıldönümü aynı haftaya denk geldi. Duruşma yarın Kandıra Cezaevi Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülecek, yıldönümü olan 8 Kasım'da da Dilovası'nda anma ve adalet için bir araya geleceğiz. Bize hâlâ duruşmayla yıldönümü arasında olduğu gibi yanızca beş gün geçmiş gibi geliyor: Beş gün önce katliam oldu, ertesi gün cenazelere katıldık, sonraki gün adalet mücadelesine başladık, dün duruşmalar görüldü, bugün de size sesleniyoruz. Biz farklı katmanlarla da olsa bu beş günle uğraşıyoruz bir yıldır.
Ben davada yakınlarını yitiren ailelerin, teknik ifadesiyle katılanların avukatlığını yapıyorum. ok sayıda avukatla beraber yürüttüğümüz bu davanın bir kısım ayrıntısını anlatacağım. Ama hapishanelerden ve mezarlıklardan, taziye evlerinden ve penceresiz kaçak atölyelerden ibaret hale getirilmiş bir dünyadan kurtulmak için avukatlıktan fazlası lazım. O yüzden size yazıyorum, birbirimize gereksinimimiz var.
GÖZ GÖRE GÖRE KATLİAMHatırlayabildiniz mi Dilovası'nı Bundan bir yıl önce Ravive Kozmetik'e ait parfüm atölyesinde bir patlama ve yangın oldu. Üçü çocuk, yedi işçi yaşamını yitirdi. Bina da işyeri de kaçaktı. Elektrik sistemi açıktaydı, yangın merdiveni ve havalandırması yoktu. Üst kat tamamen sacdan yapılmış, giriş ve çıkışlara depolanan malzemeler koyulmuştu.
İşçiler çocuk yaşta, sigortasız, gecelere kadar ve asgari ücretten azına çalıştırılıyordu. Yerleşik uygulama gereği yalnızca katliamın olduğu gün sigortalı sayıldılar. Kardeş, akraba ya da komşuydular. Bazıları binlerce liraya satılan parfümleri üretiyor, şişelere dolduruyor, etiketliyor ve depoluyordu. İşyeri defalarca kez şikâyet edilmişti ancak çalışmasının durdurulması şöyle dursun, kayda değer bir cezayla dahi muhatap edilmemişti. Ravive'nin iki bina yanında İŞKUR, karşı çaprazında kâğıt geridönüşüm tesisi, sol ilerisinde benzinlik ve dört tarafında konutlar vardı. Yaşamını yitiren işçilerden Şengül Yılmaz'ın hamile kızı, Ravive'nin hemen yanındaki apartmanda oturuyordu. Geçen Mayıs'ta erken doğum yaptı.
Bu sırada dört duruşma görüldü, Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası öncülüğünde bir araya gelen Dilovası İşçi Katliamı Aileleri'nin Gebze Meydanı'nda başlattığı adalet nöbeti, 14 bölgeye yayıldı. Şimdi yerinde yeller esen Ravive'nin, ilgili kurumların, belediyelerin, adliyelerin, duruşma salonlarının önünde onlarca eylem yapıldı. Onlarca fabrikadan yüzlerce işçi Dilovası için adalet talep etti. Toplantılar, açıklamalar, yürüyüşler...
Şimdi, daha fazlasına gereksinimimiz var. ünkü öncelikle adalet mücadelemizin birinci yılında hepinizle bir arada olmak istiyoruz. Katliamda yakınlarını yitiren ailelere sizi çok anlattık, biz adalet için mücadele edersek sesimiz duyulur diye sizin kulaklarınızı işaret ettik. Duyduysanız, 8 Kasım'da Dilovası'nda aileleri yalnız bırakmayacağınızı düşünüyoruz.
SORUMLULARIN SORUMSUZLUĞU!ok olmayacaksak bir meselemiz daha var. Dilovası Katliamı dosyasının son duruşmasında dosyaya kamu görevlileri de dahil edildi. Yani en azından şimdilik belediye bürokratlarından bahsediyoruz. Bu eksik karar yine de çok önemliydi çünkü katliama giden yolu patronlar döşediyse de yol temizliğini belediyeye yaptırmışlardı. Kamu görevlilerinin tümü tutuklu yargılanıyordu, son duruşmada dördü tahliye edildi. Hem de İmar Kanunu'na dayanarak. İmar Kanunu'nun 32. maddesinin 5. fıkrası, özetle belediyeye, "Ravive'ninki gibi kaçak bir bina tespit edersen, bu bina kanuna uygun hale getirilmezse yık." diyor. Belediye bürokratları, "Dilovası'nın yüzde 98'i kaçak, bizim bu yıkımı yapacak bütçemiz yoktu, o yüzden yıkamadık." dedi.
Aynı madde evre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na da bir görev yüklüyor: Belediye, kaçak yapıyı tespit edince orayı mühürleyip bakanlığa bildiriyor. Eğer bu tarihten itibaren bir ay içinde yapı uygun duruma getirilmezse iki ay içinde belediye burayla ilgili yıkım kararı almazsa, altı ay içinde de yıkmazsa bakanlık bu yıkımı kendisi yapıp belediyenin bütçesinden kesebilir. Bildiğiniz gibi bakanlık da bunu yapmadı.

14