Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard'ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: "Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız."

Önce 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş'ta, ardından 20 Şubat'ta Hatay'da meydana gelen ve ulusça hepimizi derin acılara boğan depremlerin üzerinden tam üç yıl geçti. Zaman geçtikçe herkes acısıyla baş başa kalıyor. Anma törenlerinde "devlet erkânı" önceki yıllardakine benzer konuşmalar yapıyor. Önceki büyük acılarda da böyle olmuştu. Ne yazık ki bu hep böyle sürüp gidiyor...

Dile kolay, resmi açıklamalara göre bu depremlerde tam 53 bin 725 kişi yaşamını yitirmiş, çok sayıda yurttaş halen tedavi görüyor. Depremden sona komşu şehirlere sığınan ve kiralık evlerde yardımlarla yaşama tutunmaya çalışan, uzun süreli tedavi gören depremzedelerin sayısını ise bilen yok... Özetle depremin geride bıraktığı yıkım ve derin acı orta yerde öylece duruyor. Barınmada, altyapıda, beslenmede, istihdamda, eğitimde yaralar hâlâ kanıyor...

SONRA NE OLDU

Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa... Depremden etkilenen bu 11 ilimizde 13.5 milyona yakın insanımız yaşıyordu. Deprem sırasında ve aradan geçen üç yılda neler yaşadığını, hangi zorluklarla baş etmek zorunda kaldığını en iyi bu 13.5 milyon insanımız bilir. Onlara, yaşadıkları bu büyük acıyı ve halen çözüm bekleyen sorunları (barınma, işsizlik, yoksulluk, yaşanılası bir sosyal ortamda yeni bir yaşam kurma vb.) hatırlatmak gereksiz.

Deprem bölgesinden uzakta yaşayan, deprem ânında o korkuyu, çaresizliği yaşamamış büyük çoğunluk ise ilk günlerin, ayların atmosferindeki o yoğun dayanışma ve yardımlaşma duygusunun ötesinde, depremzedelerin son üç yılda yaşadıklarını tam olarak bilemiyor. Televizyon ekranlarından izlediklerine bakarak, anahtar teslimi törenlerinde söylenen sözlerin büyüsüne kapılarak yaraların sarıldığını, depremzedelerin evlerine taşındığını, yıkılan şehirlerin kısa sürede yeniden "inşa ve ihya" edildiğini sanıyor.

Devlet erkânının hazır bulunduğu bu törenlerin amacı depremzedelerin gönlüne girmek değil; onlar zaten yaşadıklarını gayet iyi biliyor, propagandaya ihtiyaçları yok. Kamera oyunlarıyla 11 ili kapsayan geniş deprem bölgesini gece gündüz çalışılan bir şantiye alanı gibi gösteren bu törenlerin, ziyaretlerin asıl amacı depremzedelerden çok depremden etkilenmemiş büyük çoğunluğu ikna etmek, onlara yönelik propaganda yapmak. En son Hatay'da düzenlenen anahtar teslim töreni ve bu tören dolayısıyla şehrin gülünç ya da trajikomik bir biçimde makyajlanması bunun en somut örneği.

SORUMLULAR CEZASIZ KALDI