Tarihiyle, kültürüyle ve milyonları aşan nüfusuyla yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en önemli şehirlerinden İstanbul'u yönetme sorumluluğunu taşıyan; tüm baskılara rağmen üç kez seçim kazanmış bir belediye başkanı aylardır Silivri'de, 15 metrekarelik bir odada özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumdadır.
Bu süreçte isimsiz tanıklarla, akıl ve vicdan sınırlarını zorlayan ithamlarla karşı karşıya bırakıldılar. Ailelerinden koparıldılar. Ama en önemlisi; hepimiz bir ülkenin adalet duygusunun sınandığı bir sürecin içine hapsedildik.
Düşünün ki üzerinde "TC" ibaresi bulunan, bu ülkenin en köklü kurumlarından biri olan İstanbul Üniversitesi'nden 31 yıl önce alınmış, helalliği tartışmasız bir diplomayı, yalnızca siyasi bir yarışın önünü kesmek adına yok saymaya kalktılar. Bu, emeğe, geçmişe ve hukuka yönelmiş ağır bir müdahaledir.
YARGI VE SİYASETBu dava, tarihin en kritik sınavlarından biridir. ünkü adaletin kalemi güçlüden yana yazmaya başlarsa o terazinin dengesi bir daha kolay kurulamaz. Tarih bize şunu öğretmiştir: Mahkeme salonları bazen yalnızca yargının değil; hakikatin, direnişin ve onurun kürsüsü olmuştur.
Adalet, bir devletin temelidir. Ama adalet siyasetin gölgesine girdiğinde, devletin temeli çatlamaya başlar. Aurelius Augustinus yüzyıllar önce soruyordu: "Adalet ortadan kalkarsa devletler büyük birer haydut çetesinden başka nedir"
Bu yalnızca felsefi bir tespit değil; bugün için de güçlü bir uyarıdır. Hukukun olmadığı yerde güç konuşur. Gücün konuştuğu yerde ise adalet susar. Hayalimizdeki Türkiye'de yargı, hiçbir siyasi otoritenin gölgesinde kalmayacaktır. Hâkimler yalnızca hukuka ve vicdanlarına bağlı olacaktır. Hiçbir yurttaş düşüncesi nedeniyle yargılanmayacaktır.
SANDIKTAN ÖTE BİR KÜLTÜRDemokrasi yalnızca sandık değil, bir toplumun nefes alış biçimidir. Martin Luther King Jr. şöyle diyordu:
"Geciken adalet, reddedilen adalettir."
Demokrasi; katılımdır, şeffaflıktır, hesap verebilirliktir. Oysa demokrasi, yerelin güçlendiği, sivil toplumun özgür olduğu, medyanın bağımsız kaldığı bir düzendir. Hiçbir iktidar, halkın iradesinin üstünde değildir.
Özgürlük yalnızca bir hak değil; insan onurunun kendisidir. Rosa Luxemburg şöyle der: "Özgürlük, her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür."
Düşüncenin suç olmadığı, basının özgür olduğu, insanların korkmadan konuştuğu bir Türkiye düşlüyoruz. ünkü korkunun olduğu yerde hakikat susar.
EŞİTLİKİ BİR DÜZEN
13