Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer! - İhsan Tayhani

Köy Enstitüleri'nin kaldırılmasından 70 yıl sonra Türkiye'nin eğitim krizi derinleşiyor: Atatürk'ün liyakat esaslı eğitim devriminin izleri silinmişse, bugünün ahlaki çöküşü tesadüf müdür?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazara göre Köy Enstitüleri 1940'ta kurulmuş ve UNESCO'ca örnek gösterilen bir yapıydı; ancak 1954'te kapatılmışve ondan sonra laik eğitim sistematik olarak yıkılmıştır. Yazının temel kilit argümanı şudur: bugünün sosyal sorunları (şiddet, yolsuzluk, çetecilik) bu eğitim sisteminin çökmesinin doğrudan sonuçlarıdır. Peki, günümüzün olumsuz sosyal çıktılarının sebebini tamamen eğitim sisteminin ideolojik yönüne bağlamak, ekonomik ve sosyal başka faktörleri ne ölçüde göz ardı ediyor?

Kuruluşunun üzerinden seksen altı yıl geçmesine karşın Köy Enstitüleri, 1940'lı yılların özgün ve çağcıl bir eğitim atılımıdır. Kök düşüncesini, ölüm-dirim savaşımının verildiği Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerinden alır. Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi, "Kurtuluş Ordusu Yunanla çarpışırken, Ankara'da öğretmen ordusu, cehle (cehalet) karşı savaş açtı" diye yazar. Mustafa Kemal'in, cepheden gelerek Ankara'da Eğitim Kurultayı'nı topladığı tarih, 15 Temmuz 1921'dir ve Polatlı yakınlarından savaşın top sesleri duyulur.

Mustafa Kemal'in, kurultayda eğitime ilişkin bir durum saptaması yapıp geleceğe yönelik hedef belirlemesinden sonra yapılan ilk iş, Ankara'da Maarif Vekâleti'ni kurmak olmuştur. Yani işe, bakanlığın adı ile başlanmıştır. Kurtuluş sürecinde Dr. Rıza Nur'un bakanlık koltuğuna oturması ile başlayan bayrak yarışı, Hasan Âli Yücel'e kadar uzanacaktır. Bakanlık koltuğuna oturacak kişilerde aranan tek ölçüt liyakattir. Aralık 1925'te, Mustafa Necati eğitim bakanı olarak göreve başlar ve Atatürk'ün özlemini yerine getirmeye koyulur. Bu Kuvvacı eğitimcinin, 35 yaşında yaşamdan ayrılmasından sonra, 1935'e kadar kısa aralıklarla bakan değişikliği olur. Nedeni; liyakat arayışıdır! Atatürk'ün, Saffet Arıkan'ı bakanlık koltuğuna getirmek için tam altı ay arayışını sürdürdüğü bilinen bir durumdur.

Göreve gelen Arıkan, Mustafa Necati'nin 1926 yılında bakanlığa kazandırdığı seçkin eğitimci, İsmail Hakkı Tonguç ile sırt sırta vererek köy çocuklarına okuma olanağı sağlayacak bir Eğitmen Kursu açar. 1937'de ilköğretim genel müdürü olan Tonguç'un tasarısı uyarınca da aynı yıl, Kızılçullu ve ifteler'de Köy Öğretmen Okulları açılır. Köy Enstitülerinin temelini, Atatürk, Saffet Arıkan ve İsmail Hakkı Tonguç'un eseri olan bu zemin oluşturur. Enstitüler de feodal güçlerin direncine kadar Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün içtenlikli desteği eşliğinde, 1938'de milli eğitim bakanı olan Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü Tonguç'un öncülüğünde, 17 Nisan 1940 tarihinde kurulmaya başlamıştır. Bu kurumlar, döneminde UNESCO'nun, geri kalmış ülkelere örnek gösterdiği "Aydınlanma" ocaklarıdır. "İş içinde eğitim", Köy Enstitülerindeki eğitim felsefesinin özüdür. Öğrenciler, öğrenirken üretiyor; üretirken öğreniyorlardı. Onlar, öğrenmenin ve üretmenin zevkini almış, emekten ve halktan yana, yanlışı ve doğruyu görebilen, kulluk ve köleliği yadsıyan özgür düşünceli bireyler olarak yetişiyorlardı.

TEHLİKELİ BİR EŞİĞE SÜRÜKLENİYORUZ

Köy Enstitülü öğretmenler ise aklın ve bilimin taşıyıcısı birer Aydınlanma savaşımcısıydı. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bir noktaya gelmişse ki gelmiştir! Bize göre bu düzeye, Mustafa Necati'den, Hasan Âli Yücel'e kadar Atatürk'ün eğitim devrimini özümsemiş liyakatli yöneticiler ve toplamda 21 enstitüden mezun olan 17.300 öğretmen sayesinde gelmiştir. Ne ki Cumhuriyet eğitiminin yüz akı olan bu kurumlar, çok partili yaşama geçtiğimiz kırklı yılların ortalarından itibaren hançerlenmeye başlamış ve 1954'te de son darbe vurulmuştur! Enstitülerin görece izlerinin devam ettiği 1950'den sonraki çeyrek yüzyıllık "Öğretmen Okulları" direncinin bıraktığı tortunun arkasından, 2000'li yıllarla birlikte laik eğitime yönelik ikinci dalga hançerleme sürecinin başlamış olduğu açıktır!