Çocuklar iş cinayetlerinde neden ölüyor - Özgür Hüseyin Akış

Aslında başlıktaki sorunun kendisi bile başlı başına bir toplumsal itirazdır. Bir çocuğun ölümünü "iş kazası" olarak tanımlamak dahi başlı başına bir vicdan meselesidir. ünkü çocukların çalışırken ölmesi, yalnızca işyerinde alınmayan bir güvenlik önleminin sonucu değildir. O ölümün arkasında ekonomik bir düzen, sınıfsal eşitsizlik ve çocukların yaşam hakkını ikinci plana iten bir üretim ilişkisi vardır.

Fakat belki de daha temel bir soru sormamız gerekiyor: ocuklar neden işçi olmak zorunda kalıyor

İnsanlık tarihinin farklı dönemlerinde çocuklar üretim süreçlerinin içerisinde yer aldı. Tarıma dayalı toplumlarda çocuk tarlanın, hayvan bakımının ve hane içindeki üretimin bir parçasıydı. Ancak burada çocuğun emeği bugünkü anlamıyla ücretli emek ilişkisi içerisinde görünür değildi. Aile ekonomisinin içerisinde eriyen bu emek, çoğu zaman "çalışma" olarak dahi adlandırılmıyordu.

SERMAYENİN 'UCUZ EMEĞİ'

Sanayi Devrimi ile birlikte ise çocuk emeğinin niteliği değişmeye başladı. Üretimin merkezine makinenin, fabrikanın ve ücretli emeğin yerleşmesiyle çocuklar da kapitalist üretim sürecinin doğrudan parçası haline geldi. Madenlerde, fabrikalarda, tekstil atölyelerinde ve ağır çalışma koşullarının bulunduğu alanlarda çocuk emeği giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. ünkü çocuk emeği sermaye açısından ucuzdu. ocuk daha düşük ücretle çalıştırılabiliyor, örgütlenme olanakları daha sınırlı oluyor, itiraz etme gücü daha düşük kalıyor ve üretim sürecinin ihtiyaçlarına daha kolay uyarlanabiliyordu.

Burada çocuk işçiliğinin tarihini yalnızca "yoksul ailelerin çocuklarını çalıştırması" üzerinden okumak eksik kalır. ünkü çocukların çalışmak zorunda bırakılması ile sermayenin çocuk emeğine duyduğu gereksinim aynı üretim ilişkisi içerisinde buluşur.

Bir tarafta geçimini sağlayabilmek için bütün aile fertlerinin çalışmasına gereksinim duyan yoksul haneler vardır. Diğer tarafta ise üretim maliyetlerini azaltmak isteyen sermaye vardır. Bu iki durum birbirinden bağımsız değildir. ocuğun çalışması yoksulluğun sonucu olduğu kadar, ucuz emeğe dayalı üretim düzeninin de sonucudur.

Bu nedenle çocuk işçiliği yalnızca ailelerin ekonomik tercihi gibi gösterilemez. ünkü milyonlarca insanın yaşamını ücret karşılığında sürdürebildiği bir düzende, haneye giren ücret temel gereksinimleri karşılamıyorsa çocuk da çalışma yaşamının içine itilir. Toplum çocuğun neden çalıştığını tartışmaya başlar.

YASALAR NEDEN YETMİYOR

Peki bir çocuğun emeğine neden gereksinim duyuluyor

ocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasına karşı uluslararası sözleşmeler, çocuk hakları belgeleri ve ulusal mevzuat zaman içerisinde önemli sınırlar oluşturdu. Fakat yasaların varlığı, ekonomik düzenin gerçekliğini tek başına değiştirmiyor.

ocuk çalıştırılmasının yasak olduğu bir yerde çocuk işçiliğinin ortaya çıkması, yalnızca "denetim eksikliği" ile açıklanamaz. ocuk emeğinin arkasında onu yeniden ve yeniden üreten ekonomik koşullar bulunmaktadır. ocuk işçiliği varsa çocuk iş cinayetleri de bu sistemin gerçekliğidir.

İş güvenliği üretim sürecinin ayrılmaz bir parçası olması gerekirken sermaye açısından bir maliyet hesabına indirgenebildiğinde tehlike başlar. İş güvenliği için yapılacak harcama, üretim hızını düşürmemek adına ertelenebiliyor; denetim bir formaliteye dönüşebiliyor; çalışma koşullarındaki riskler görünmezleştirilebiliyor. Sonra bir çocuk yaşamını yitirdiğinde buna "kaza" deniyor. Oysa bazı ölümler öngörülebilir, önlenebilir.

ocuk işçiliği varsa, çocuk emeği ucuz bir üretim girdisine dönüşüyorsa, orada bir sınıfsal eşitsizlik vardır. ocuk eğitim hakkından koparılıp üretim sürecine sokuluyorsa, orada emeğin yeniden üretimiyle ilgili bir sorun vardır. Burada toplumsal düzenin sorgulanması gerekir.