CHP'nin tarihsel mirası ve iktidar - Erol Tuncer

Yazıya başlarken şunu belirtelim, üzerine konuşacağımız CHP, butlan talihsizliğine uğramadan önceki CHP'dir.

ok partili dönemin ilk serbest seçimleri 14 Mayıs 1950'de yapıldı. Dönemin iktidar partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP), ana muhalefet partisi Demokrat Parti'nin (DP) görüşünü ve katkılarını da alarak hazırlamış olduğu bir seçim kanununun uygulandığı bu seçimin sonucunda iktidar CHP'den DP'ye geçti.

Mükemmel bir seçim kanununun tam bir tarafsızlıkla uygulandığı 1950 seçimleri, hiçbir ciddi şikâyet ya da itirazla karşılaşmadan sonuçlandı. Bu sonuç, kendi getirdiği kanunla iktidarını kaybeden CHP'nin onurudur. Oysa DP'nin yasada yaptığı değişikliklerin uygulandığı 1957 seçimleri muhalefet partilerinin çok sayıda itiraz ve şikâyetlerine sahne olmuştur. Daha sonraki iktidarlar zamanındaki seçimlerde gündeme gelen itirazları, tartışmaları saymıyorum bile.

ok partili dönem boyunca hiçbir seçimde Meclis'teki sandalyelerin çoğunluğunu elde edemeyen CHP, doğal olarak tek başına iktidar da olamamış, yalnızca bazı hükümetlerde koalisyon ortağı olarak yer alabilmiştir. Bunları şöyle özetleyebiliriz:

- 1961- 1965 arasında, İnönü'nün başkanlığında CHP- Adalet Partisi (AP) ardından CHP- CKMP- YTP hükümetleri kuruldu.

- Parti iki kez bağımsız milletvekillerinin desteği ile hükümet kurmuştur. (1965 İnönü ve 1978 Ecevit hükümetleri)

- 1973 sonrasında Ecevit'in başkanlığında kurulan CHP-MSP (Milli Selamet Partisi) hükümetinin ömrü yalnızca 10 ay olmuştur.

- 12 Eylül sonrasında CHP'li oy tabanınca desteklenmekte olan SHP, DYP (Doğru Yol Partisi) Genel Başkanı Süleyman Demirel'in kurduğu hükümete katılmıştır.

- CHP 1977 seçimlerinde 213 milletvekili çıkararak birinci sırayı alırken tek başına hükümet kurmayı da denemiş ancak bu kez de milletvekili sayısı yeterli olmadığı için güvenoyu alamamıştır. (Hükümet kurabilmek için gerekli olan en az sandalye sayısı 226 idi.)

Sonuç olarak CHP, 1950'den bu yana 76 yıllık dönemde yalnızca, 7 yıl 6 ay süreyle koalisyon ortağı olarak hükümet sorumluluğu taşıyabilmiş bir partimizdir.

CHP, çok partili yaşama, tek parti dönemindeki hizmetlerinin onuruyla birlikte dönemin sorumluluğunu da taşıyarak girmiştir. Tek parti döneminin sorumlulukları yanında, bir dünya savaşının zorunlu olarak doğurduğu bütün acıların, yoklukların sorumluluğunu da CHP'ye yüklemek muhaliflerin kolayına gelmiştir. Diğer yandan CHP'nin ülkeyi savaş dışında tutabilmek gibi önemli bir başarısı üzerinde durulmamıştır bile.

Tek parti döneminde, başta laiklik olmak üzere, birbiri ardına gerçekleştirilen devrimlerin toplumun belli kesimlerinde yaratmış olduğu tepkiler hâlâ CHP'ye yönelik sömürü konuları arasında yer alabilmektedir. Ne yazık ki bu eleştiriler sürdürülürken CHP dönemini eleştiren ana muhalefet partisi DP'nin önder kadrosunun, söz konusu dönemlerde önemli sorumluluklar üstlenmiş kişiler oldukları gerçeği de göz ardı edilerek sürdürülebilmektedir. Celal Bayar'ın başbakanlığı buna en çarpıcı örnektir.

Atatürk'ün kurduğu CHP, dünyanın en uzun ömürlü partilerinden birisi, belki de en uzun ömürlü partisidir. Siyasal yaşamı boyunca ülkenin iyi yetişmiş kadrolarına ve ciddi parti programlarına sahip olan, siyasi kadrolarımız için eğitim görevi üstlenen, daima ciddi ve dürüst devlet yönetimini savunan CHP, bir türlü tek başına iktidara gelerek programlarını uygulama fırsatını, bir başka ifadeyle kendisini yeterince ifade ve ispat edebilme olanağını bulamamıştır. Bu da CHP'nin -elinde olmayan- bir başka eksiğini oluşturmaktadır.

Devleti ve Cumhuriyeti kuran, birbiri ardına devrimler yapan CHP'nin uzun yıllar iktidardan uzak kalmış olması, parti mensuplarının yeterli uygulama deneyimlerinden yoksun kalması sonucunu da doğurmuş, bu durum ister istemez bir ölçüde parti kültürünü de etkilemiştir.

Uzun süreler iktidardan uzak kalmış olmak, CHP muhaliflerinin sürekli olarak "CHP iktidar olursa başınıza neler geleceğini düşünün" propagandasına başvurmasını da kolaylaştırmıştır. Bu durumun telafisinin, gerçekten iyi hizmetler verdiklerine tanık olduğumuz CHP'li belediyelerce önemli ölçüde sağlanmakta olduğuna inanıyorum.