Kuran'da Yusuf peygamberin adını taşıyan surenin üçüncü ayetinde Hz. Muhammed'e hitaben "daha önce bilmediği güzel bir hikâye anlatılacağı" vurgulanır. Üvey kardeşleri, babaları Yakup peygamberin Yusuf'u kendilerinden daha çok sevmesini kıskanmaktan doğan kin ve haset sarmalında onu kör kuyuya atma planı üzerinde anlaşırlar ve bunu uygularlar.
Daha sonra Yusuf'un yoldan geçen kervancıların su için kuyuya indirdikleri bakraca tutunarak buradan çıktığını gören kardeşleri onu kervancılara satarlar, onlar da Yusuf'u Mısır sarayında önemli bir konumda olan Potifar'a (Züleyha'nın eşi) hediye ederler. Potifar'ın ailenin evlatlığı olarak düşündüğü Yusuf'un dillere destan yakışıklılığı Mısır'ın efsane güzeli Züleyha'yı umarsız bir aşkın potasında eritir ama karşılık bulamayınca "Yusuf beni taciz etti" iftirasında bulunur ve asırlar boyu konuşulan renkli ve dramatik olay, Yusuf'un hapse atılması ile sonuçlanır. (Yusuf Suresi)
Kuran yorumcuları şiirsel bir okunuş tarzına sahip ve bütüncül bir bakışla kederle sevincin, kölelikle sultanlığın, iftira ile aklanmanın kodlarını taşıyan Yusuf suresini haset edenle edilen, zilletle izzet, nobranlıkla hikmet, gaddarlıkla merhamet, özlemle kavuşma ve akılla duygu temelinde değerlendirmişlerdir.
YAZGI BENZERLİĞİYusuf serüveninin temelindeki kıskançlık, haset, iftira ve zalimlikle Ekrem İmamoğlu'nun fıtratından süzülen sevecenliği ve kitleleri derinlemesine etkileyen karizmasının, karşı mahallede korku, kin ve öfke kabarmasına neden olması yüzünden günümüzün Bekirağa Bölüğü'ne (Silivri) kapatılması arasındaki benzerlik çarpıcıdır.
Yusuf'un kader çizgisi, kardeşlerinin kendisine kurdukları iblis tuzağından Mısır sultanlığına evrilmesi ile sınırlı kaldığı halde; İmamoğlu olayı, barındırdığı gizli ajandalarla Yusuf öyküsünden farklı olarak çok kapsamlı ve tehlikeli hedeflere yöneliktir.
Vurdumduymazlar kendilerine gelsinler, nemelazımcılar toparlansınlar, uyuyanlar uyansınlar, gaflet ve dalalet içinde olanlar bilsinler ki, dört bin sayfalık İBB dosyası, görünürde İmamoğlu ve bürokratlarının davası gibi bilinse de gerçekte, zamanının geldiğini düşünenlerin bir asırlık hesaplaşma davasıdır: Her şeyin, FETÖ yargılama yöntemini çağrıştırdığı duruşmalarda; Jöntürkler, Kuvayı Milliciler, Cumhuriyet, demokrasi ve devrimlerle, ortadan kaldırılmak istenen CHP, İngilizlerle işbirliği yapanları sorgulayan İstiklal Mahkemeleri ve bütünüyle 103 yıllık "parantez" ve çağdaşlık yargılanıyor.

4