Richard Bach'ın bir döneme damga vuran "Martı" kitabının kahramanı Jonathan ile tanışıp felsefesini benimsediğimde 20 yaşlarındaydım. 40'lı yaşlarda araştırmaya başladığım Atatürk'ü tanıdıkça hayranlığım arttı ve bugün onu tarihin en büyük liderlerinden biri olarak görüyorum.
Jonathan ile Atatürk arasındaki benzerliklere geçmeden önce Jonathan'ı kısaca hatırlayalım. Jonathan Livingston, diğer martılar gibi ekmek peşinde koşmak yerine, daha hızlı ve daha yüksekten uçmayı seçince önce ailesi, ardından toplum tarafından dışlanır ama yılmaz. Bir gün iki martı onu alıp kendisine benzer az sayıda martının bulunduğu bir yere götürür, orada eğitilerek yetkinleşir. Öğrendiklerini hevesli genç martılara öğretmeyi başarır ve görevi onlara devreder.
KÖKLÜ DEVRİMLERİN HARCIJonathan'dan edindiğim yaşam felsefesini, tanıma fırsatı bulduğum Sabih Kanadoğlu, Onur Öymen, Alev Coşkun gibi yetkin insanlardan öğrendiklerimle harmanladıkça Atatürk'ü daha iyi anlamaya, hatta onun eşsiz bir "martı" olduğunu düşünmeye başladım. Bilgi ve düşüncelerimi hevesli gençlere aktarmam gerektiğini düşündüm.
Atatürk'ün Jonathan'a en çok benzeyen yönlerinden biri, çoğunluğun benimsediği ve çökmekte olan geleneksel yapıya karşı akıl ve bilimi rehber edinmesidir. Toplumu dönüştüren köklü devrimlerin temel harcı da akıl ve bilimdir. Jonathan özgürlüğü sınırlayan geleneklerin terk edilmesi gerektiğini savunurken Atatürk "Ya istiklal ya ölüm" diyerek bağımsızlık mücadelesini başlatmış; zaferin ardından kadını toplumsal yaşamın merkezine taşımış, köylüyü "milletin efendisi" olarak yüceltmiştir.
İkinci ortak yön idealler olabilir. Jonathan yaşamını "martılara doğruları öğretebilme" idealine adarken Atatürk ise yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden modern, laik ve güçlü bir devlet kurma idealini inanılmaz düzeyde kısa bir zaman diliminde gerçekleştirdi. Mükemmel bir "savaşçı" olmasına karşın "Yurtta barış, dünyada barış" idealini tüm dünyaya sundu.
TOPLUMU EĞİTİMLE DÖNÜŞTÜRMEKHem Jonathan hem de Atatürk eğitim yoluyla zincirlerin kırılıp potansiyellerinin aşılabileceğini düşünerek toplumu bu yolla dönüştürmeyi hedeflediler. Gençlere güvendiler ve toplumun ileri gitmesi için gerçekleştirdikleri devrimleri gençlere emanet ettiler.
Jonathan, kendisi gibi olanların neden az sayıda olduğunu sorgularken Atatürk özellikle devrimler konusunda en yakın arkadaşlarıyla bile ters düştü; "tek adam" olarak anılması, yalnızlığını da simgeler.

5