Alona'dan Silivri'ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım. Ama pek çok Trabzonsporlu için her İstanbul takımı gibi değildir Fenerbahçe. Herkese yenil, hatta küme düşene bile ama Fener'i yen. Bazıları için bu galibiyet pek çok şeyi örter çünkü.

O zamanlar maçlar haftasonu oynanırdı. ok büyük bir doğa olayı, afet, Avrupa kupası vs. olmaz ise lig fikstürüne göre Fenerbahçe maçlarının tam tarihi belli olurdu. Haftalar, hatta aylar öncesinden. Tüm akranlarım, kuzenlerim, kardeşlerim ile maçı beklerdik. Maç günü gelip çattığında ise mahallede en iyi kimin televizyonu gösteriyorsa (çünkü köyde o yıllarda televizyonlar iyi çekmezdi) onların evinde toplanırdık.

Babaannem futbolla ilgilenir gibi yapar, yalnızca sonucunu merak ederdi. Babaannem kesin hükümlü cümleler kuran, kavgacı, asık suratlı ve geçinmesi zor biriydi.

Aynı mahallede, aynı soyadını taşıyan 15–20 çocuk, şayet Trabzonspor Fenerbahçe'ye karşı maçı kaybederse ölüm sessizliği ile evlere dağılırdık. Babaannem ise halimizden yenildiğimizi anlar, kendince bu mağlubiyete bir çözüm bulurdu: "Madem öyle, bir daha oynamayın siz de Fener'le..."

İyi çözüm! Madem hep yeniliyorsunuz, bir daha maç yapmayın. Böylece üzülmezsiniz, olur biter diyordu kısaca! Yıllar sonra babaannemin bu çözümü üzerine uzun uzun düşündüm. Futbolu önemsemediğine göre üzülmemizi önemseyip pratik çözümler öneriyordu. Ya da yenilgiye tahammülü yoktu. Ve belki de şunu diyordu; ''İnsan yenilmekten çok beklentisinden ötürü üzülür.''

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA

Bu sezon Fenerbahçe maçını Silivri cezaevinde seyretmek varmış kaderde.

Silivri soğuk. Tutuklanmadan önce öyle bir "geyik muhabbeti" vardı sahiden. Kim boyundan büyük laf ederse veya siyasi tansiyonu yüksek bir cümle kurarsa, ister dost sohbetinde ister sosyal medyada, hemen "Silivri soğuk" diye bir hatırlatma yapılırdı o kişiye. Hakikaten Silivri soğuk. Ama sıkı ve mevsime göre giyinmez ve hazırlanmazsan sonbahar ve kış aylarında neresi soğuk olmaz ki! Benim gibi evde yaz kış şort tişörtle oturan, yatarken eşofman, pijama giymekten nefret eden biri bile şu anda Silivri'de lahana gibi kat kat giyinip yatağa temiz uyku çorabı ile giriyor, düşünün artık...

Silivri soğuk ama "Ağustos Böceği ile Karınca" masalındaki ağustos böceği gibi hiçbir hazırlığın yoksa ev bile soğuk olur. Demem o ki; bulunduğun yerden bağımsız olarak her yer soğuk, her yer sıcak olabilir. İdarenin verdiği yeşil sebzeler arasında çıkan tırtılı bin bir özenle besleyip ona camın önünde marul, roka ve maydanozla dolu plastik su şişesinden mamul yalancı bir cennet yapmak da senin elinde. Onu bir peçete kâğıdıyla yapıştığı maruldan koparıp çöpe atmak da.

Bahar başında açık avlunun yüksek duvarlarına yuva yapmış serçe ailesinin dikkatsizliği nedeniyle kuyu şeklindeki boşluğa düşmüş minik yavruyu her gün bir anne şefkati ile besleyip onu uçacak hale getirmek de senin elinde. Kantinden muhabbet kuşu beslemek için aldığın kafese koymak da...

BEKLENTİLER VE GEREKLER

Senin elinde her şey! Kaç yıl ceza verileceğini bilmeden yarın çıkacakmış gibi moralli yatmak da senin elinde. İdamlık bir mahkûmun vakarı ve olgunluğu ile yatmak da...

Elinde olmayan şeylerin seni mutsuz etmesi aslında beklentiyi yönetememekten kaynaklı. Ben içeri girince beklentimi hiç yüksek tutmadım. Beklenti ile gerçekleşme arasındaki fark mutsuzluk yaratır çünkü. Bu yalnızca mahkûm psikolojisi ile ilgili değildir. Bütün bu ilişkilerde eğer sen çocuksan anne babandan, seçmensen partinden, damatsan kayınvalidenden, müşteriysen bankandan beklentin yüksek ama onun karşılanma oranı düşük ise aradaki fark senin yaşamına hayal kırıklığı ve mutsuzluk olarak yansır.

Bunu kendime asla yapmadım. Dokuzuncu aya girdik. Beklentim hiç yüksek olmadığından, "yarın çıkarım", "haftaya çıkarım", "gelecek aya çıkarım" demedim bir kez bile kendime. Yalnızca yatıyorum. Bu zamanı okuyarak, yazarak, 53 yılın muhasebesini yaparak geçiriyorum. Biliyorum, aksi haldeki düşüncelerin veya beklentilerin benim içeride olmama bir faydası yok. Kolaylaştırmaz, süreyi kısaltmaz, eşim ve çocuklarıma beni daha erken kavuşturmaz.

ünkü yaşam tecrübemin bana öğrettiği şey; ''koşullarını sen belirleyemiyorsun belki, ancak koşulların içindeki mücadeleni yalnızca sen belirleyebilirsin''

ISKALANAN ZAMAN

İçeride olmanın en kötü yanı ailenle, sevdiklerinle ıskaladığın zamandır.