Yazar, Türk toplumunun maneviyat, aile bağları ve kültürel kimlik kaybı yaşadığını iddia ediyor ve bunu son olaylardaki sosyal çöküşe bağlıyor. Çözüm olarak devlet, millet, aile ve bireysel düzeyde 'özüne dönüş' ve karşılıklı sorumluluk alınmasını önerirken, sosyal yapısal sorunların bu tür birleştirici rehaniyet çağrısıyla gerçekten çözülüp çözülemeyeceği soru işareti altında kalıyor.
Ülke olarak son olaylarda ortaya koyduğumuz teşhis:
1- Toplum olarak bizler ve neslimiz maneviyattan hızla uzaklaştı. Allah - peygamber, din - ahlâk ve kadim örflerimize saygı-sevgi gittikçe kayboldu.
2- Aile kavramı yok sayıldı. Bırakın hatırımızda kalan ve iftihar duyduğumuz geniş aile değerlerimiz, çekirdek ailemiz özünden kopmuş durumda. Anne baba-çocuk, büyük küçük arasında sevgi, saygı ve hesaba alma yitirildi.
3- Bir nimet olarak görüp, doğru zamanda doğru ve gereken yerde kullanacağımız teknolojinin esiri olduk. Teknolojiyle her şeye sahip ve kavuşur olduğumuzu sanırken evde, okulda, sokakta ve işyerinde kalabalıklar içinde tek başımıza yapa yalnızız.
4- Aidiyet mefhumu kayboldu. Dinimizi, kıblemizi, maneviyatla yoğrulan doğup büyüdüğümüz coğrafyanın örf, adet ve kültürünü şaşırdık.
Bunun neticesi olarak kim olduğumuzu, varoluş amacımızı, istikametimizi ve nereye yuvarlanacağımızı bilemez olduk.
Dolayısıyla bize ait olmayan ne varsa kulu kölesi ve emir eri olduk.
Son olaylarda sergilenen canavarca hissiyat gibi bizden her şey beklenir hâldeyiz!
Peki Çözüm Ne
Çözümünü ne devlet ne millet ne de aile ve toplum fertleri tek başına gerçekleştiremez. Et tırnak gibi toplumun tüm birimleri beraber sorumluluk alarak bu işin içinden çıkabiliriz.
a) Bu coğrafyamızın olmazsa olmazı olan manevi değerlerimize tekrar sahip çıkacağız. Ne batının bizi çekmek istediği girdaba ne de içimizdeki azgın azınlığın fitne ve kınamasına aldırış etmeden değerlerimize sahip çıkacağız.
b) İlk mektep olan aile, asli mefhumuna kavuşması için sorumluluklarımızı hatırlayacağız. Ailemize, çocuklarımıza sahip çıkacağız. Büyükler olarak bizler kendimize dönebilirsek aile ve çocuklarımız bizi örnek alacaktır.
Ailemizi, çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız. Boşluk ve sevgisizliğe terk etmeyeceğiz.
c) Teknoloji ve çağın materyallerini faydalı ve gerektiği kadar kullanmayı evvela biz kendimizde yaşanılır kılmalıyız. Elimizde telefonla, bilgisayar ve tv'de zaman kaybetmekle onlara güzel bir örnek olamayacağımızı anlamalıyız!
Bunun yerine sohbet etmeye, günün haftanın hasbıhalini yapmaya, varsa sorun konuşarak çözüm getirmeye yoğunlaşmalıyız.
Yapabiliyorsak kitap (Kitabımızı) okumalı veya izlenecekse beraber uygun ve faydalı bir program izlemeliyiz. Bir ve beraberce...
d) Her şeyiyle kendi özümüzü hatırlamayı ve gerekliliklerini yapmaya odaklanmalıyız.
Allah, Peygamber kavramlarına evimizde daha sık yer ayırmalıyız. Hayat merkezimize; neyin doğru, yanlış olduğuna Rabbimiz Allah'ın ve örnek gösterilen Peygamberimizin ölçü alınmasına önem vermeliyiz.
Her gördüğümüze, duyduğumuza değil, kadim değerlerimize, inancımıza uyup uymadığına bakarak karşılaştıklarımızı hayatımızın içine veya dışına taşımalıyız.
Çökmüş Batı Örneğimiz Değil!
Devlet ve millet olarak, uygarlık diye gösterilen Batının bütünüyle iflas ettiğini anlamış olmalıyız. Ne varsa yine kendi değerlerimiz ve özümüzdür; ona sarılmaktan başka çıkar yolu yoktur. Kurtuluşumuz ondadır!

6