Herkes yaptığının neticesine katlanacak
NUSRET REŞBER
Herkesin bir gerekçesi vardır denilir. Yalancının, hırsızın ve katilin de mutlaka öne süreceği bir gerekçesi olur. Doğrudur. Ancak önemli olan gerekçe sunmak değil; dini, insani, vicdani ve haklı bir gerekçe olmasıdır.
Daha da önemlisi sunulan gerekçeden sonra sonuca huzur içinde katlanabilme ve bunun erdemlilik kazandırmasıdır.
Tabii ki burada yine sahih inanç devreye girer. İnancı devre dışı bırakırsanız yalancının, hırsızın ve dahi katil ve canilerin de gerekçelerine itibar etmeniz gerekir.
"Ama onların da bir inancı var" denilecek.
Var da inancın da geçerli olması gerekir.
Sıhhatini kaybetmiş, mecrasından saptırılmış, şeytani ve nefsani arzularla kirletilmiş düşünce ancak batıl bir inançtır.
Sıhhatli bir inanç; kusursuzca yaratılan bu kâinatın eşsiz bir yaratıcısının olduğunu kabul eder.
Yaratıcının doğru kabul ettiğini doğru, yanlış saydığını yanlış sayar.
Doğru ölçü budur!
Tek yaratıcıyı kabul eden kayıtsız şartsız O'nun koyduğu ölçüleri de kabul eder.
Haliyle bu ölçünün dışına çıkmak gerekçesi ne olursa olsun kabul görmez.
"İblis (de), 'Ben ondan (Âdem'den) daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın' dedi." (Sâd 38/76)
Alın size bir gerekçe!
Kardeşi Habil'i öldüren Kabil de bir gerekçe sundu.
"Neden senin Kurbanın kabul oldu benimkisi reddolundu" dedi. "Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil), 'Andolsun seni mutlaka öldüreceğim' demişti. Öteki (Habil), 'Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder' demişti. 'Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım (demişti).'" (Mâide 5/27, 28)
Her iki ölçü de orta da.
Biri aciz ve haksızlığa, isyana sevk eden nefsinin isteğini ölçü alıyor. Diğeri inandığı rabbinin razı olacağı ölçüye uyuyor ve neticesine rıza gösteriyor.
Sahih inanca göre insan yeryüzünün halifesi, yeryüzünü imar ve ıslahı ile memurdur.
Dünya hayatı geçici bir sınav yeridir.
Dünyada yaşamak da ölmek de bu sınavı vermek içindir.
Bu bilinci kaybetmeden rabbiyle irtibatlı hareket eden doğru yoldadır. Doğru olanın yolu da mücadelesi de hatta hayatının her safhası yücedir.
Rabbi Allah ile irtibatı koparan da geçmişi ne olursa olsun değersizdir. Doğru yola tekrar dönmedikçe yolu sapkınlıktır, cehennem uçurumudur.
Soykırımcı katil Netanyahu ve aynı düşüncedeki siyonistler ne diyor Biz seçilmiş milletiz. Bizim dışımızdaki tüm insanlık bizim hizmetkârımızdır. Hatta hiçbir değer ifade etmiyor. Kanlarının akıtılması ve öldürülmeleri gerekiyor...
Yurtlarının istilası, onların sürülmesi gerekiyor diyorlar.
Kadınların, bebeklerin, yaşlıların dahi hiçbir önemi yok, hepsi teröristtir onların ve yaşamamaları gerekir.
Evet, Allah Teâlâ yeryüzünü imar etmek için, haksızlığa son vermek için onları seçti. İçlerinden nice peygamber de gönderdi. Ancak onlar Allah'ın koyduğu ölçüyü çiğnediler, peygamberlerini katlettiler.
Son peygamberin gelmesini dört gözle beklemekteyken, Hz. Muhammed (s.a.s.) onlardan değil de Kureyş'ten seçilince, kitaplarında vasıfları yazıldığı halde reddettiler, Onunla da savaştılar, öldürmeye yeltendiler, müşriklerle ittifak kurdular.
Geçmişteki Yahudiler gibi şimdi soykırımcı Netanyahu pisliği ve taifesi de aynı yola tevessül etti.

3