Dinden uzaklaşan topluma yama dayanmaz!

Merhum M. Asım Köksal, "Peygamberler Tarihi" adlı eserinde Hz. Âdem ve çocuklarını anlatır, kardeşi Habil'i öldüren Kabil'in Âkibeti'ne de yer verir.

Âdem Aleyhisselâm, katil olmuş oğlu Kabil'e:

"Git! Artık, sen, hiç bir zaman korkudan uzak kalmayacak, gördüğün hiç bir kimseden degüvenlikte ve selâmette olmayacaksın!" der.

Kabil; evlenmek istediğikızı da alarak Nevz dağından inip Yemen topraklarından Aden'e gider. Burada çoğalan neslinde zina düşkünlüğü, hayâsızlık ve ateşe tapmak gibi türlü kötülükler zuhur eder; kadın-erkek berabereğlenmekte bir beis görmez olurlar. Hatta Kabil gibi neslinden de birbirlerini (baba-oğul) çekinmeden öldürenler türer.

Derken onların bu şaşalı sesleri Hz. Âdem'in dağ yamacında olan ve huzur içinde salihane hayat sürdüren diğer çocuklarına kadar ulaşır. Dağdakiler akrabalarının durumlarını merak edip ziyaret etmek isterler. Ataları Âdem diğer çocuklarına ondan uzak kalmayı tembihler, Kabil'in çocuklarının yanlarına gitmelerine izin vermez.

Şit ve İdris peygamberlerin dönemine kadar da Hz. Âdem'in nasihatine sadık kalınır.

Sonra nefislerine hâkim olamayıp oraya gidenler onlarla aynı akıbete, türlü zevk-u sefaya müptela olur ve geriye dönemezler. Birbirleriyle evliliklerde bulunurlar.

İlerleyen tarihlerdeazmış olan Kabil ve neslinin bir tufanla helak olduğu anlatılır...

Gerek Peygamberimiz ve sahabeleri döneminde gerek İslam tarihinde kötü karakterli insanlara sürgün de dâhil çeşitli cezalar verildiği görülür.

Bir hadiste önceki ümmetlerden; tevbe etmiş, daha iyi bir hayat yaşamak isteyen birine kötülerin arasından ayrılıp iyi insanların yaşadığı beldeye gitme tavsiyesine yer verilir ve yolda vefat ettiğinde de salih insanlar tarafına yöneldiği, onlara yakın yerde ruhunu teslim ettiği için cennete girdiğine dikkat çekilir.

Hz. Ali, Hz. Ebubekir'in (r.anhum), hilafeti döneminde Bedir'den esir alınan ve on çocuğa okuma yazma öğretme şartıyla bırakılmaları kararı verilen Müşriklerin, çocuklara kötü örnek olduğunu duyunca onları görevlerinden alınmasını Halifeye bildirmiş ve zaruri ihtiyaca rağmen görevlerinden el çektirilmişler.

Bu ve benzeri birçok örnek ve delil bize gösterir ki dinden uzaklaşılan bir toplumda huzur olmaz. İçki kumar, Zina ve hayâsızlık, hırsızlık, zulüm ve cinayetler asla eksik olmaz.

Allah'tan, peygamberden, Kur'an ve İslam'dan uzak kalınan bir toplumda boşluğu şeytanın aldatmaları ve türlü sapkınlıklar doldurur.

Her çıkan bir eksiği, yanlışı kapattıkça daha yenisi daha gelişmiş olarak türer.