"Babacığım, emrolunduğun şeyi yap…"dan katil olmaya!

Nusret Reşber
18.09.2025
3

"Babacığım, emrolunduğun şeyi yap..."dan katil olmaya!

NUSRET REŞBER

Her gün dünyanın sonuna doğru adım adım ilerliyoruz.

Bilinçte, inançta, gündelik hayata aksettirmede her gün bir sona yaklaşıyoruz.

Anne babaların, ailelerin eskide hayattan ve gelecekleri olan çocuklarından beklentileri bizden çok farklıydı. Geri dönüşümleri de daha güzel netice veriyordu.

Bugünkü emniyet/güvenlik birimleri, çeşitli tedbirler yoktu. Ama onlar daha güvendeydi. Daha huzurlu ve rahatlardı.

Bugün, her şeye rağmen hâlâ liseye kadar çocuklarımız, anne baba kontrolünde okula gidip geliyor.

En yakın akrabalara bile çocuklar teslim edilemiyor.

Her taraf mayın tarlasına dönüşmüş. Şehir ve ilçelerin cadde-sokakları, köyler hatta evlerimiz birer mayın yeri.

Eskide çocuklar sorumlulukta, akıllılıkta bugünküsünden çok daha ilerideydi.

Verilen bilgi ve görevi yerinde ve zamanında elde edip, yerli yerinde kullanma kabiliyetine sahiplerdi; bugün, gerekli gereksiz bütün bilgiler çocukların önünde ve belleklerinde ama hangi bilgiyi nasıl kullanacağına bakmadan bilgi sarhoşluğuyla kafaları allak bullak...

Dünün çocuklarına korkmadan bir görev verilebiliyordu ve onu başarıyla tamamlayabiliyorlardı. Bugün öyle değil. Ne ebeveynler çocuklarına bir görev verebiliyor, güvenebiliyor ne de çocuklar o yetenekte, o istek ve duyarlılıkta.

Hz. İsmail, çocuk yaşında.. Babası ilahi bir sınavın gereği olarak, "İbrahim ona, 'Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin" dediğinde "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" diyebiliyor. (Saffât 37/102)

Bugün anne babalar kıtır kıtır doğranıyor!

Çünkü o günkü insanlar da evlatlarına karşı bugünkü gibi davranmıyordu.

Peygamberler, onları örnek alanlar, çocuklarına Allah'ın rızasını öncelemelerini öğütlüyor, namazı terk etmemelerini, Allah'a şirk koşmamalarını öğütlüyorlar. Bugün tam tersi söz konusu...

Efendimiz (s.a.s.), kızı Fatıma ile damadı Ali (r.anhum)'yi evlendirdiğinin ilk sabahından itibaren aylarca kapılarına gidip sabah namazını ihmal etmemelerini öğütlüyor. "Yeni evliler; küçük de değiller. Kılarlarsa kılarlar, rahatsız etmeyeyim..." demiyor.

Bir gün Fatıma (r.anha) boynundaki altın zinciri çıkarıp: "Bunu bana Hasan'ın babası Ali hediye etti" diyor.. Zincir daha elinde iken Resulullah (s.a.s.) yanlarına giriyor ve:

"Ey Fatıma! Halkın: 'Resulullah'ın kızının elinde ateşten bir zincir var!' demesi seni memnun eder mi'" diyor ve oturmadan geri gidiyor. Fatıma (r.anha) o zinciri sattırıyor, parasıyla bir köle azad ediyor.

Resulullah (s.a.s.) bunu duyunca: "Fatıma'yı ateşten kurtaran Allah'a hamd olsun!" buyuruyor. (Nesai, Zinet 39)

Biz ne yapıyoruz Tam tersini öyle mi

Bu sebeple de mutlu, huzurlu ve rahat değiliz, olamıyoruz. Başımız dertten kurtulamıyor.

Ne anne babalar ne devlet bunun önüne geçemiyoruz.

İnternet çağı, teknoloji çağı çünkü diyoruz Anne-baba da çocuklar da her şey internet, teknoloji olmuş!

Anne babalar olarak sorumluluklarımızı daha bir ciddiyetle ve daha bir gereklilikle yerine getirmek durumundayız.

Neyi, nasıl ve hangi önem ve sıraya göre vermemiz gerektiğini bilmeli ve onun uygulama yollarını geciktirmeden yapmalıyız.

Önceliğimiz Allah'ın rızası ve buyruğu doğrultusunda olmak zo-run-da-dır!

Aksi takdirde geleceğimiz gençliğin hayatlarının kararması, sadece çocuklarımızla kalmayacak; anne-baba ve hatta tüm toplum olarak hepimizi etkilemeye devam edecektir. Ciddi önlemler alınmazsa ve böyle giderse cinayet toplumu olmaya mahkûm olacağız...