Merkez Bankası bir haftalık repo ihalelerine geri döndü. Bu kararın ardından, 2026 sonuna kadar politika faizinin bir ya da iki kez daha indirilebileceği beklentileri güçlendi. Koşullar izin verdiği ölçüde bundan sonra politikanın kademeli biçimde gevşemesi bekleniyor
Haftanın ekonomi gündemindeki en büyük başlık, Merkez Bankası'nın sürpriz sayılabilecek kararı oldu. Banka, bir haftalık repo ihalelerine geri döndüğünü duyurdu.
ABD/İsrail-İran arasındaki savaşın patlak vermesinin ardından Merkez Bankası aksiyon alarak 1 Mart itibariyle 1 haftalık repo ihalelerini durdurmuştu. Piyasayı gecelik faizden fonlamaya başlaması ise fiilen örtülü bir faiz artışı anlamına gelmişti. Yüzde 37'lik politika faizi işlevsiz kalmış, ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 40'a yükselmişti. Savaşın tetiklediği belirsizlik ortamında böyle bir sıkılaştırma adımı zorunluydu.
ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ARTTI
Merkez Bankası'nın bu haftaki kararıyla birlikte para politikasının fonlama ayağı normale dönmüş oldu. Savaş ortamı devam etse de altı ay öncesine kıyasla öngörülebilirlik bir miktar artmış durumda. Enerji piyasalarının savaşa nasıl tepki verdiği ve yükselen enerji fiyatlarının mevcut koşullarda enflasyona nasıl yansıdığı konusunda para politikası kurmaylarının elinde artık daha fazla veri bulunuyor. Dolayısıyla hesap kitap yapmak biraz daha kolaylaştı.
Merkez Bankası bir süredir yüzde 37'lik politika faizine geri dönebileceğine dair işaretler veriyordu. Böyle bir hamle gelebileceğini iki hafta önceki yazımda belirtmiştim. Ancak beklentim, kararın Orta Vadeli Program açıklandıktan sonra, sonbaharın başında alınacağı yönündeydi.
SIRADAKİ HAMLE POLİTİKA FAİZİ Mİ
Başkan Fatih Karahan ve ekibi, bu adımı biraz erkene çekerek sürpriz yaptı. Bu kararın ardından, 2026 sonuna kadar politika faizinin bir ya da iki kez daha indirilebileceği yönündeki beklentiler güçlendi. Enflasyon hedefin üzerinde seyretse de yüksek faiz düzeyinin dezenflasyona sağladığı ilave katkı giderek sınırlı hale geldi. Hatta mevcut finansman maliyetleri reel üretim koşullarını olumsuz etkileyerek dezenflasyon sürecini desteklemek yerine belirli ölçüde zorlaştırıyor.
Merkez Bankası'nın son hamlesini para politikasında normalleşme olarak okumak gerekir. Ekonomi dışı koşulların izin verdiği ölçüde, bundan sonra politikanın kademeli biçimde gevşemesi bekleniyor. Politikaların dezenflasyona zarar vermeyecek, ancak reel ekonomiyi -özellikle sanayiyi- destekleyecek hassas bir dengede şekillendirilmesi gerekiyor. Bu da elbette yalnızca para politikasıyla sınırlı kalabilecek bir mesele değil.
ABD'NİN TAHVİL PİYASASIYLA İMTİHANI
SON günlerde ABD hazine tahvili piyasasında yaşanan gelişmeler, küresel ekonomik gündemin ön sıralarında yer alıyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli hazine tahvili faizlerini aşağı çekmek amacıyla kamu eliyle yürütülen tahvil geri alım programını genişleteceklerini duyurmuştu. Bu programla hazine, kendi tahvillerini geri alarak yapay bir tahvil talebi oluşturacak ve böylece faiz oranlarını aşağı çekmeye çalışacak.

27