Vekiller İlk Meclis'e atlarla gelmişti

İlk Meclis'in kireç badanalı salonunda, teneke sobalarla ve bakkal defterleriyle yönetilen bir devlet kuruluşu, neden sadece tarih kitaplarında değil vicdanlarımızda da yaşıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Cumhuriyet'i kuran İlk Meclis'in fiziksel koşullarının ne kadar zor olduğunu belgeleyerek, bu zorluklara rağmen gösterilen azim ve fedakarlığı vurgular. Yazının kilit argümanı, sıfır imkânlarla yüksek entelektüel düzeyden beslenmiş bir grubun tarih yazması ve devlet inşa etmesidir. Ancak bu anlatı, tarihsel gerçeklik ile romantikleştirme arasında ne kadar mesafe vardır?

Atatürk Araştırma Merkezi'nin düzenlediği Uluslararası Atatürk Sempozyumu'nda Refik Turan'ın sunduğu "İlk Türkiye Büyük Millet Meclisine Girenlerin Özellikleri " başlıklı bildirideki şu satırlar dikkat çekici:

"Milletvekilleri Ankara'ya büyük güçlüklerle gelebilmişlerdi.

Şavşat halkından topladığı 75 lira ile yola çıkarak Samsun'a 8 günde gelen Batum Milletvekili A.Fevzi Erdem, buradan 4 milletvekili ile bir at arabası kiralayarak Ankara'ya ulaşmıştı.

Ankara'ya atları ile gelen milletvekilleri de vardı."

***

TBMM Yayınları arasında çıkan "Parlamento Tarihi 1" kitabındaki şu ifadeler de Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı yöneten, savaşın kazanılmasında ve bunun ardından yeni bir devlet kurulması ile cumhuriyetin ilan edilmesinde başrolü oynayan milletvekillerinin hangi koşullarda çalıştıklarını göstermesi açısından ilginç bilgiler içeriyor:

"Milletvekilleri tahta sıralarda palto, gocuk, fes ve kalpaklarıyla oturuyor, kürsüye de bu kılıklarıyla çıkıyorlardı.

Bir gün Bolu Milletvekili Dr. Fuad Bey oturum başkanlığına şu önergeyi sundu:

'Soğuğun şiddeti sobasız salonda müzakereyi imkânsız hale getirmiştir. Sağlığımız yönünden soba kuruluncaya kadar toplantıların ertelenmesini arz ve teklif ederim."

***

Şimdi de eski Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın ilk Meclis'le ilgili anlattıklarına bakalım:

"Ankara o zaman bozkır İç Anadolu'nun ortasında küçük bir kasabaydı. İlk Meclis binası da Birinci Dünya Savaşı'ndan önce iktidarı elinde tutan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bir kulübüydü.
Bina harap haldeydi. Ankaralılardan bağış toplandı, bunlarla tamirler yapıldı, bina temizlendi. Ancak binanın çatısı bir türlü tamamlanamadı.
Bir genç adam, o meşhur zekâsı ile sokak sokak dolaşıp evlerin çatılarındaki kiremitleri bir miktar para vererek topladı, sonra da Meclis'in çatısını tamamladı. Bu genç adamın adı sonradan büyük bir iş adamı olacak olan Vehbi Koç'tu.

atı tamamlandıktan sonra okullardan sıralar, işyerlerinden teneke sobalar, kahvehanelerden gaz lambaları, evlerden halılar alındı. Bir ülkenin kaderini etkileyecek, koca Osmanlı İmparatorluğu'ndan arta kalan mirası sürdürecek bu meclisin konuşma zabıtlarını yazmak için bakkal defterleri temin edildi.

İlk Meclis'in çalışmalarına katılabilen milletvekili sayısı 127 idi.

Meclis'te yapılan seçimde dehasıyla, kahramanlığıyla, cesaretiyle, üstün yeteneği ile liderliği tartışılmaz Mustafa Kemal Paşa, Meclis Başkanı seçildi.

İlk Meclis kimsenin tahmin edemeyeceği kadar entelektüel yönü güçlü milletvekillerinden oluşuyordu. Tüm milletvekillerinin yüzde 25'i bir üniversite bitirmiş, birçoğu bu ayarda medreselerden mezun olmuştu.
Mebusların neredeyse yüzde 60'ı yabancı dil biliyordu. Bunların yarısı da birden fazla dil biliyordu.
O zamanki eğitim durumu göz önüne alındığında Meclis'in son derece yüksek bir entelektüel seviyesinin olduğu görülür.
İşte böyle bir tabloda, böyle bir atmosferde açıldı Meclis. Ve o Meclis bir bağımsızlık savaşı başlattı, büyük bir zafer kazandı, ardından kendi külleri üzerinde yeniden doğan bir Cumhuriyet meydana getirdi."