Mesele ''başörtüsü'' değil; anlamadınız mı

Türkiye, Azerbaycan'da devreye sokulan başörtüsü yasağı üzerinden ciddi bir tuzağa çekiliyor ve maalesef bu sinsi oyun; şeytanî senaryo doğrultusunda ilerliyor.

İsrail'in Azerbaycan üzerindeki etkisi bir sır değil. Zaten Bakü yönetimi de bunu gizlemiyor. Ayrıca bu bağ, Haydar Aliyev'in Azerbaycan Cumhurbaşkanı oluşuna kadar uzanıyor.

Ancak Türkiye ve Azerbaycan yöneticileri, karşılıklı millî menfaatler doğrultusunda ilişkileri geliştirmiş; bu işbirliği Karabağ'ın işgalden kurtarılmasıyla daha anlamlı hale gelmişti. Bu gidişattan en çok rahatsız olan İsrail ise aramıza fitne sokmak için sürekli fırsat kolluyordu!

BÜYÜK İSRAİL, BÜYÜK HEZİMET OLDU!

Diğer taraftan, Siyonistlerin dünyaya "Tanrı buyruğu" olarak yutturduğu "Büyük İsrail Projesi"nin, İsrail'in etrafındaki güçlü devletleri parçalama ve istikrarsızlaştırma bölümü, Amerika ve İsrail öncülüğündeki Haçlı Siyonist İttifakın "11 Eylül Saldırıları" ve "Arap Baharı" entrikaları sayesinde sahaya yansımıştı.

Son adım ise, Netanyahu'nun bilgisi dahilinde gerçekleşen "7 Ekim Saldırıları" bahanesiyle gerçekleşecekti! Ancak 3 yıl boyunca akıl almaz bir soykırıma imza atmasına rağmen bu hedefe ulaşılamayan İsrail; Suriye'de ve Lübnan'da hatta İran'da büyük hezimete uğramıştı. (Çünkü 28 Şubat'ta başlayan İran saldırısındaki en önemli hedef, PJAK'ı YPG ile destekleyerek Türkiye'ye yeni bir cephe açmaktı. Böylece Suriye ve Irak'taki PKK unsurları da yeniden güçlenecek ve "Terörsüz Türkiye/Bölge" projesi çökecekti!)

Bunların hiç biri olmadı. Netanyahu bu yüzden yerden yere vuruluyor.

İSRAİL, TÜRKİYE'Yİ KUŞATMAYA ÇALIŞIYOR!

Bütün bu hezimetleri yaşatan Türkiye'ye yönelik yeni bir "kuşatma" teşebbüsü başlatan İsrail, daha önce "enerji" üzerinden deneyip yine Türkiye'nin karşı atakları yüzünden başaramadığı "Yunanistan ve Rum Kesimi İttifakı"nı şimdi "savunma" üzerinden güncelleyerek, deniz irtibatımızı koparmaya çalışmaktadır.

Doğu tarafımızda ise, Azerbaycan üzerinden çok daha "derin" bir "kuşatma" peşindedir. Bu, gerçekten çok "derin" bir kuşatmadır. Türk Cumhuriyetleri ile Azerbaycan üzerinden "bütünleşme" çabasındaki Türkiye, şimdi de Azerbaycan üzerinden Türk dünyasından tamamen uzaklaştırılma tehlikesiyle karşı karşıyadır!

Bakü'deki "İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) 7. Zirvesi"nde, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog konuşurken salonu terk eden Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı hiçbir Türk devleti temsilcisinin takip etmemesini iyi anlamak gerekir!

Husi saldırılarını bahane ederek Müslümanların kalbi olan Hicaz'ı koruma(!) teklifi cüretinde bulunan yüzsüz İsrail, şimdi de Türk devletlerini Türkiye'ye karşı koruma densizliği peşinde! Bu Yahudi oyunlarının tamamen karşılıksız kaldığını söylemek de maalesef mümkün değil!

İşte, Azerbaycan'daki "başörtüsü yasağı", Türkiye'ye yönelik hıyaneti "olgunlaştırmış" olan İsrail'in, iki kardeş arasında tezgâhladığı "düello"nun "başlama komutu"ndan başka bir şey değildir!

TÜRKLER NE ZAMAN SÖMÜRÜ PEŞİNDE KOŞTU

İsrail, Azerbaycan ve diğer Türk devletlerini "Güçlenen Türkiye emperyal hedefler peşinde" iftirasıyla korkutmaktadır. Bu Türk düşmanları, bu iftiralarına gerekçe olarak ise, Türkiye'nin bu "soydaş"

devletlere yönelik, "İşbirliğini artıralım; güçlenerek emperyalist tehditlerden kurtulalım" şeklindeki hayatî çabalarını kullanmaktadır.

Azerbaycan'dan gelen yoğun, "Biz bağımsız bir devletiz" vurgusunun asıl sebebi budur!

Oysa, Azerbaycan'ı