İsrail'in Türk Mimarları-1: İlk adımı Mason Reşid Paşa attı!

Yazı, İsrail'in kuruluşunu Osmanlı'yı yıkmak için İngiltere ve Yahudilerin ortak planının sonucu olarak sunuyor; ancak bu iddiayı desteklemek için hangi somut arşiv belgelerine dayanılıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İsrail devletinin 1948'deki kuruluşunun aslında Reşid Paşa'dan başlayan bir 'vesayet zincirinin' uzantısı olduğunu iddia ediyor ve Tanzimat'ı İngiltere-Yahudi işbirliğinin Osmanlı'yı tahrip etmek için tasarlanan bir proje olarak sunuyor. Bu tezin temelinde, Londra'daki Mason loçalarında alınan kararların Osmanlı devlet yapısını intentional olarak zayıflatma amacı yattığı varsayılıyor; ancak Tanzimat'ın modernleşme ve adli reform çabaları ile hegemonik proje arasında hangi net sınır çiziliyor?

Bugün dünyanın başına bela olan İsrail'in 1948'de kurulduğunu zannetmek koyu bir gaflettir. Hatta Theodor Herzl'in 29 Ağustos 1897 Siyonist Kongresi'ndeki, "Ben bugün Basel'de Yahudi devletini kurdum" sözünü esas almak da "cambaz"a bakmaktır!

Çünkü Filistin'de Yahudi devleti kurma çalışmaları çok önce başlamıştır!

Osmanlı/Hilafet olduğu müddetçe devlet kuramayacaklarını, kursalar bile yaşatamayacaklarını anlayan Yahudiler, "hedef"i belirlemiş ve dönemin en "sinsi" emperyalist gücüne ihale etmişti!

Önce Osmanlı yıkılmalıydı!

Osmanlı'nın savaşarak yıkılamayacaklarını iyi bilen İngilizler de, "Çayın taşıyla çayın kuşunu avlama" yöntemine dayanan ve tamamı, "Paşa" kisveli "Maşa"lar üzerinden yürüyen bir "proje" uygulamıştı!

Nitekim şimdiki Yahudi aparatı Trump'ın da yaptığı gibi Osmanlı'yı "beyninden vurmak" için bir padişahı genç yaşta verem etmiş; sonrakini devirip bileklerini kesmiş; yerine getirdiklerini 3 ayda delirtmiş; geleni de devirip hapsetmişlerdi! Sonuncusunu ise, mülkünden kovup dünyayı dar etmişlerdi!

O halde, şu soruları cevaplamadan "İsrail"in asıl mimarları" anlaşılamaz:

1- Osmanlı'da ilk büyük gediği açan Mason Reşid Paşa'yı kim niçin kullandı

2- Mason Midhat Paşa, Sultan Abdülaziz Han'ı neden devirip katlettirdi

3- İttihatçıların "31 Mart" operasyonu, kimleri hangi hedefe ulaştırdı

4- İttihatçıların devamı olan CHP, Yahudilere nasıl hizmet vermektedir

"İsrail", hâlâ devam eden bu "hıyanet zinciri"nin "zehirli meyvesi"dir!

Maalesef, ormanın; "Beni kesen baltanın sapı benden..." yakınmasına benzer bir "garabet" söz konusudur!

Türk paşaların eseri olan İsrail, bugün Türkiye'yi "finaldeki rakip" olarak görmektedir! Ve Türkiye, "askerî cephe"yi önemli ölçüde tahkim etmişse de, "iç cephe"de hâlâ büyük "zaaf" yaşamaktadır.

Çünkü CHP zihniyeti, İsrail'i "tehlike" olarak görmemektedir ki, Siyonistler rakip ülkelere hep bu "gaflet kapısı"ndan girmektedir!

4 YAZIDAN OLUŞAN DİZİ, BU BULMACANIN ŞİFRELERİ!

Abdülaziz Han ile Abdülhamid Han'a yapılan darbelerin ve Nuri Killigil defnedilirken "İsrail"i tanımanın sene-i devriyesine rastlayan şu günlerde...

Reşid Paşa'nın (1), Midhat Paşa'nın (2), İttihatçılar'ın (3) ve CHP'nin (4) Yahudilere verdiği "devlet" hizmetini 4 yazıyla anlatarak, "iç tehlike"ye dikkat çekmek istiyoruz.

Bu araştırma, CHP ile mücadele eden herkes için çok önemlidir!

Osmanlı'dan bahsedenlere "gerici" damgası basan CHP zihniyeti, hâlâ "Biz 'Jön Türk'üz" diyecek kadar derin bir "vesayetçi hafıza" ile hareket etmektedir.

Hedefe ulaşmak için her şeyi "mubah" sayan bir CHP'yi, Mason paşalara kadar uzanan zehirli köklerini tanımadan anlamak mümkün değildir.

Bu araştırma dizimizi dikkatle takip edenler, Reşid Paşa'dan bugünkü CHP'ye uzanan "vesayet zinciri"nin çok ilginç bir "ortak payda"sına da şahit olacak; devlete (aslında millete) ait her şeyi, kendi "bostan tarlası" bildiklerini ve istedikleri gibi "derdiklerini" görecektir!

İNGİLİZLER/YAHUDİLER, HIRSLI KİFAYETSİZLERİ ÇOK SEVER!

Mustafa Reşid Bey, medresenin "arka kapı mezunu" olduğu halde "Sadrazam" akrabası Seyyid Ali Paşa sayesinde "mühürdar" olmuş ve 24 yaşında da "Sadaret Kalemi" denilen önemli makama oturmuştu.

Kendisine çok iltifat eden isyancı Kavalalı'ya verdiği sarsıcı tavizler sebebiyle Sultan II. Mahmud Han'ın "idamı mucib" öfkesine muhatap olan Reşid Bey, saraydaki vesayet sayesinde Paris'e "Fevkalade Ortaelçi" olarak kaçırılmıştı! (1834)

1836'da başlayan Londra Büyükelçiliği ise tam bir "devşirilme" dönemi olmuştu. Mason Lord Stratford Canning, Reşid Bey'i kendi locasına götürüp bizzat kaydetmişti!

Mason olduktan sonra önü açılan Reşid Bey, 1937'de "Müşir"lik verilerek en "kritik" makam olan Hariciye Nâzırlığı'na getirilmiş ve 25 Ocak 1838'de ise "Paşa" olmuştu!

Artık bu nimetlerin "velisi" olan İngiltere'ye "teşekkür" zamanıydı!

Büyükelçi John Ponsonby'nin hazırladığı "Baltalimanı Anlaşması"nı 16 Ağustos 1838'de imzalayarak Osmanlı'ya ilk "ekonomik işgal"i tattırmıştı!

FİLİSTİN İÇİN OSMANLI'YA İLK PENÇE!

Aslında çok daha derin bir hesap vardı.

İngiltere, Yahudilere devlet kurma sözünü 2 Kasım 1917'de resmen açıklamışsa da, fiilî işbirliği çok önce başlamıştı.

Londra'daki borsa simsarlığından çok para kazanan İtalyan Yahudisi Moşe Montefiore, 1824'te Filistin'e gitmiş ve İngiliz Hükümeti işbirliğiyle "devlet" kurmak için yıllarca çaba sarf etmişti. Dünyadaki Yahudileri, Filistin'deki muazzam ziraat arazilerine çağıran Moşe; Londra'nın, İngiliz görevlilere "Yahudileri himaye edin" talimatı vermesini sağlamıştı.

Aynı yıllarda Londra'da "masonluk çipi" takılan Reşid Paşa'ya da "Osmanlı'nın devlet ve millet yapısını tahrip görevi" verilmişti!

"Tanzimat"ı, buna göre yazmışlardı!

YAHUDİ DEVLETİNE "TANZİMAT" OSMANLIYA "TAHRİBAT"

Sultan II. Mahmud Han'ın 28 Haziran 1839 tarihindeki ölümü üzerine 16 yaşındaki Abdülmecid Efendi'nin tahta çıkmasını fırsat bilen Reşid Paşa, İngiltere Sefiri Lord Canning'in eline tutuşturduğu "Tanzimat Fermanı"nı, "İngilizlerin desteğini ve yardımını alırız" vadiyle onaylatmış ve 3 Kasım 1839'da ilân etmişti.

Gülhane'deki törende Rum ve Ermeni Patrikleri, Yahudi Hahambaşı ve Avrupalı sefirler de hazırdı. Ön sırada oturan James M. de Rothschild, yanındaki Hahambaşına "İmparatorluk bünyesindeki bütün Yahudi cemaatlerine, Tanzimat Fermanı'nın açtığı yolda atılması gereken adımları anlatan bir 'emirname' gönderin" talimatı vermişti![1]

Daha merasimde durum değişmişti! Bir paşazade, namaz kılan birine "Ferman okundu, duymadın mı" demişti![2]

Tanzimat Fermanı güya ahalinin bütünleşmesini sağlayacaktı! Oysa asıl hedef, "tanzim" değil, "tahrip" idi!

Nitekim azınlıklara yönelik abartılı imtiyazlar, kamplaşmaya sebep olmuştu.

Fransa'nın İstanbul Sefiri Albin R. Roussin, Paris'e gönderdiği "Bu reformlardan maksadımız, Osmanlı'yı kalkındırmak değil; Ayasofya üzerinde parlamakta olan hilâli indirip, yerine tekrar haç koymaktır" raporuyla, Tanzimat'ın gerçek amacını ifade ediyordu![3]

BÜROKRATİK OLİGARŞİ MİRASI!

Padişahlık yetkilerinin çoğunu nazırlara (paşalara) aktaran bu değişiklik, Batı vesayetinin yönetime tahakkümü anlamına geliyordu. Büyük zaafa sebep olmuştu. Yani hâlâ çektiğimiz "bürokratik oligarşi" belası da Tanzimat ile gelmişti.[4]

Tanzimat'ın hedeflerinden biri de, Müslümanları "cahil" bırakmaktı! İslâm âlimleri asırlardır, fen bilgilerini de öğrenirdi. Reşid Paşa, Fatih'ten beri medreselerde okutulan hesap, hendese, astronomi derslerini kaldırmıştı.

Önce "Din adamına fen bilgisi lâzım değil" aldatmacasıyla, din adamlarını fen cahili yapmışlardı. Sonra da, "Din adamları gericidir" diyerek gençleri İslâmiyet'ten uzaklaştırmışlardı.

Velhasıl Osmanlılar, Londra'da hazırlanan "ıslahat" programlarıyla oyalanırken, Avrupa'da büyük fabrikalar, modern harp sanayii kuruluyordu. Doğal olarak Müslümanlar gerilemiş; her şeyi bizden öğrenen Avrupa ise hızla ilerlemişti.