Fon krizi, çok önemli hayırlara vesile olabilir; olmalıdır!

15 Eylül'de patlak veren "Fon Krizi"nde ilk dikkat çeken tartışma, "Dış kaynaklı bir finansal operasyon mu" sorusuydu.

Bu soru, bizim mahalleyi bile ikiye böldü. Bırakın mahalleyi, Star'daki makalelerde aynı günde farklı görüşler dile getirildi.

Dış kaynaklı finansal operasyon hiç muhatap olmadığımız bir saldırı değil. Tam aksine "sınır" mefhumu olmayan "finans dünyası" yeni tip Haçlı Siyonist saldırıların en yoğun kullandığı "cephe"dir. Rothcshild Ailesi gibi Yahudi para sihirbazlarının, "finans"ı "silah" olarak kullanması bir asırdır bilinen bir gerçektir.

Nitekim bu fonlardan da İsviçre'deki Edmond de Rothschild Bankası'na sadece son günlerde 4,1 milyar lira aktarılmış. Daha önce ne kadar aktarıldığını ve bu paraların nerelerde kullanıldığını bilmiyoruz.

Daha 2018 yılında, Rahip Andrew Brunson'ın serbest bırakılmamasına kızan Trump'ın tehdidinden sonra nasıl bir "kriz" yaşandığımızı unutmadık.

Bu yüzden, Netanyahu'nun bütün plânlarını engelleyen Türkiye, Evanjelist Siyonist güçlerin, hiç olmadığı kadar hedefindedir. Uzaktan kumandalı her türlü saldırı beklenmelidir!

İÇERİDEKİ KULLANIŞLILAR OLMASAYDI...

Ancak bu "Fon Depremi"ni, sadece dışarıdan gelen fay kırılmasına bağlamak da, içerideki vahim gerçeklerin üzerini örmek anlamına gelmekte; "Hırsızın hiç mi suçu yok" dedirtmektedir.

Ayrıca, bir "dış etki" söz konusu olsa bile; bu saldırganların içeride hangi kurumsal ve kişisel zaafları kullandığı çok önemlidir.

Kaldı ki, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde fon ve hisse senetlerindeki olağan dışı hareketleri fark ederek SPK'ya resmî yazılar gönderdiğini söylüyor.

Daha da ilginci, İstanbul Borsası yönetimi de SPK'yı defalarca uyarmış. SPK eski başkanının, "Bir hissedeki 1000 kat artış halkın teveccühü de olabilir, hemen manipülasyon sayılmaz" açıklaması çok manidardır! Sinsice yaklaşan bir tehlikeyi hissedip tedbir alması gereken kişinin, gümbür gümbür gelen bir operasyon karşısındaki bu vurdumduymazlığı sorgulanmalıdır!

BU NASIL BİR BASİTLİKTİR, SEVİYESİZLİKTİR

Aylardır devam eden belediye soruşturmalarından bunalan Yeni CHP yönetimi, fon krizi üzerine iştahla çullanarak, "Bakın AK Partililer de yolsuzluk yapıyor" algısı oluşturmaya çalışmıştır. Aslında bu normaldir. Hatta; iktidarın arınma zaruretine katkı da sağlayabilir.

Ancak ana muhalefet, mahalle kavgalarında bile tenezzül edilmeyen seviyesizliğe imza atmıştır! Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2004 yılında başlayan MÜSİAD Başkanlığı'ndan bu yana çok yakından tanıdığım müstesna bir şahsiyettir. CHP'nin semtine hiç uğramayan "dürüstlük", onun ihtiyaç duyunca uyguladığı bir "zorunluluk" değil, hayat tarzıdır.

Hakeza, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş'a, "isim benzerliği" gibi daha ziyade dolandırıcıların kullandığı bir yöntemle saldırmaları da çok çirkindir. Bu tür art niyetli iftiralar, gerçek yolsuzların üzerini örtmeye katkı sağlamaktadır.

Bu arada bizim mahalledeki sadece Fatma Betül Sayan Kaya'ya yönelik aşırı suçlamaları da yanlış bulduğumu belirtmek isterim. Bu hanımefendi hakkında atılması gereken adımlar zaten atılmıştır. Bu sürecin sağlıklı yürümesini takip etmek elbette gereklidir. Ancak, sürekli bu ismin zikredilmesi, "diğerleri"nin üzerini örtmemelidir.

SİSTEMATİK ZAAFLAR BERTARAF EDİLMELİ!

Hükümetin büyük ölçüde kontrol altına aldığı bu felâket, Türkiye için çok önemli iki gelişmeyi sağlayabilirse, "hayra" olacaktır.

Birincisi, böyle bir kirli dalganın bu noktaya kadar gelmesine sebep olan açıklar tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Finansal mekanizmada "sistematik" bir arıza olmasa bile, hassas noktalardaki "kişisel" zaaflar, zamanında bertaraf edilebilmelidir.

Benzer durum Merkez Hakem Kurulu'nda da yaşandı.

Devletin en kritik kurumlarında hâlâ çok sayıda mevcut olduğuna inandığım kripto FETÖ aparatları, onlarca yıl devam eden "yerli ve milli takıyesi"nden sonra (ki, bunu çok iyi yaparlar), böyle önemli pozisyonlara gelirse ne olacak

Kötü niyetli bir kişi, kötü niyetli uygulamalarını bu kadar uzun süre devam ettirebiliyorsa, "kurumsal mekanizma"nın doğru dizayn edilmiş olmasının hiçbir önemi yoktur.

"Güven, 'kontrol'a mani değildir." İngiliz gavuru bile, "Trust, but verify" (Güven ama doğrula) kuralı getirmiş!

"AK PARTİ'SİZ ERDOĞAN" TEHDİDİ GÖRÜLMELİ!

İkinci beklentimiz daha da önemlidir!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş hizmetler gerçekleştirmiştir. Türkiye'yi başka bir lige taşıyan yatırımlardan çok daha önemlisi ise, "vesayet" dediğimiz "Gizli CHP iktidarı"na son vermesidir.

Ancak kuyruğuna basılan yılan daha da tehlikelidir; mutlaka bertaraf edilmelidir. Oysa bugün bizim için