DEVELİ 'DE KUTLU BİR GÜN

Bir çocuğun gülümsemesi umudun işareti midir, yoksa onun yaşadığı hakikat çok daha karmaşık değil midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Develi'de çocuklarla buluşmanın eğitim ve kültür yatırımının gücünü gösterdiğini savunuyor; çünkü kitap, masal ve paylaşma aracılığıyla çocukların iç dünyası açılıyor. Ancak bu duygusal anlatımda, yapısal eğitim sorunlarının çözülemeyeceği gerçeği gözden kaçmıyor mu?

Bazı günler vardır , takvimde sıradan bir yaprak gibi durur ama insanın içinde bir ömre karşılık gelir...

Develi'de yaşadığımız o gün de, işte tam olarak böyle bir vakitti.

Develi Belediyesi'nin öncülüğünde, Belediye Başkanı sayın Adem Şengül, Milli Eğitim Müdürü sayın Ali Arslan ve kıymetli ekibin emeği ile bu güzel buluşmanın "kral "adıyla bilinen kahramanı Mustafa Alparslan hocamızın sonsuz gayretiyle; sadece bir etkinlik değil, yüreklere dokunan bir gün oldu .

İlk durağımız Mustafa Aksoy Kültür Merkezi idi. Kapısından içeri adım attığımız anda aslında bir salona değil, dünyanın en saf kapısı çocuk kalplere girdik. Salon tamamen dolmuştu ve ben içeri girdiğim anda yükselen o ses "İmza! İmza istiyoruz! Hâlâ kulaklarımda yankılanıyor.

O an, bir yazar için alkıştan daha kıymetli bir çağrıydı bu. Bir çocuğun kalbinden gelen en saf taleple gönle dokunma arzusudur. 350 öğrencinin gözlerinde aynı ışık vardı. Merak, sevinç ve keşfetmenin o tarifsiz heyecanı...

Söyleşiyle başlayan, masallarla derinleşen o anlarda kelimeler sadece anlatmadı ,mutluluk oldu. Her bir masal, bir çocuğun iç dünyasında yeni bir pencere açtı. Kahkahalar bazen bir cümlenin sonuna tutundu, bazen de bir hayalin kanadına binip salona yayıldı. O aktif, etkileşimli atmosferde çocukların yüzlerindeki gülümseme, öğretmenlerin gözlerindeki memnuniyet ve velilerin içten huzuru bir öğretmen, bir yazar olarak kalbimde çiçek çiçek açtı.

Kitapların çocuklara hediye edilmesi ise başlı başına bir bayramdı. O küçük ellerin kitaplara dokunuşu... Sayfaları ilk kez çevirirken yaşadıkları heyecan ardından gelen o saf istekle, kitap imzası ve kucaklaşmalar...

İşte o an, yazının gerçek karşılığını bulduğu andı. Bir kitabın, bir çocuğun hayatında iz bırakmaya başladığı o ince, o kıymetli eşik...

Çünkü her çocuk, kitapların o kutlu dünyasıyla tanışmayı hak eder. Her çocuk, bir hikâyenin içinde kendini bulabilmeli... Okuduğu bir satırda kendi kalbine rastlayabilmeli. Kitaplı etkinlikler sadece bir program değil, çocukların hayal dünyasına açılan kapılardır. Ve o kapı aralandığında içeri giren şey sadece bilgi de değil, umut, cesaret ve kendini keşfetme yolculuğudur.

Bu anlamda sayın Adem Şengül ve Milli Eğitim Müdürlüğü çok kıymetli bir işe imza attı. Çünkü bir şehre yapılacak en büyük yatırım, oradaki çocuklarının kalbine yapılan yatırımdır.

Ben ise o gün, sadece bir konuşma yapmadım... Birlikte güldük, birlikte hayal kurduk, birlikte büyüdük.

Masal, okuma kültürü, değerlerimiz, kitap hediyeleri, gönül sohbetleri bizi bizden aldı. Ruhlarımız bambaşka bir hisle güzel bir yolculuğa çıktı.

Ve içimden sessizce şunu geçirdim.

"Bir çocuk gülümsüyorsa, umut hep var ."

Ve günün sonunda, kalbimde iz bırakan bir başka durak daha vardı...

Nevzer Erciş İmam Hatip Ortaokulu idi.

Orada karşılaştığım manzara, insanın içini hem sızlatan hem de umutla dolduran cinstendi. Genç kızlarımız, Gazze'de kurulacak iftar sofralarına katkı sunmak için kendi imkânlarıyla büyük meblağlar toplamışlardı. Bu; sadece bir yardım değil, vicdanın ete kemiğe bürünmüş hâliydi.

Onlarla buluşup, bir lokmanın nasıl bir dünyayı anlamlı kılabildiğini konuştuk. Paylaşmanın, uzak bir coğrafyada bile kalpleri nasıl birbirine bağladığını... O sohbet, bir söyleşi ötesi gönül köprüsüydü.

Kitaplarımı imzaladım. Hediye edilmesi ise benim için tarifsiz bir sürurdu. Çünkü onlar, kitapların anlattığı iyiliği zaten yaşıyorlardı. Okulun çok kıymetli öğretmenleriyle yaptığımız samimi muhabbetler de bu güzelliği derinleştirdi. Sözlerimiz birbirine değdi, kalplerimiz aynı yerde buluştu.

Gönül deryamıza o gün bir damla daha düştü...

Bazı damlalar vardır ki küçücük görünür, içinde koca bir deniz saklar.

Ve o denizin kıyısında, bir başka anlamlı buluşma daha vardı...

Pembe Cesarettin Kocatürk Ortaokulu öğrencileriyle bir araya geldiğimiz o anlarda okulun içindeki sıcaklık, cıvıltı gözlerden yayılıyordu. Özellikle Mustafa Hoca 'nın çocuklara kattığı değerler... Onlara sadece ders anlatan bir öğretmen değil; hayat yolunda yürürken ellerinden tutan bir yol arkadaşı oluşu... Buna şahitlik etmek, bir eğitimci için en kıymetli hediyelerden biriydi benim için .

Konuşmalarımızın çocukların yüreğinde birebir karşılık bulduğunu hissetmek. Bir cümlenin bir kalpte yankılandığını görmek...

Cesaret bazen yüksek sesle konuşmak değil, bir çocuğun içine sessizce yerleşen umut olmaktır. Ve o umut büyüdükçe, dünya biraz daha güzelleşir.

Ve bütün bu güzelliklerin ardında, görünmeden iz bırakan başka iyilikler de vardı...

İlçenin çocuklarına dokunan her el, aslında geleceğe uzanır. Bu anlamda iş insanlarının katkısı, sadece bugünü değil yarını da inşa eder. Sayın Murat Yıldırım'ın desteği ve sayın Mustafa Büyükkılıç'ın ilçenin çocukları için sunduğu katkılar, kültüre, sanata, eğitime sessiz ama derin bir iyilik gibi yayılıyordu.