Her hastalığın bir ilacı vardır. İlla ki teşhisi koyacak iyi bir tabip lazım.
Doğru doktoru bulamazsanız tedavi de olamazsınız. Şimdi Medine zamanı.
Hastalıklarımızın tabibine geldik.
Dokunsun istedik yüreğimize. Sadece bir ben değil, milyonlarca ben bende olmaya geldik. Rabbe kul, sevgiliye ümmet olmaya geldik. Gönüllerin tabibine geldik. Özlemişiz. Dokunmaya geldik. Elimizden tutsun diye ricaya geldik. Hâlimizden ar edip özrü paylaşmaya geldik.
Kapısından kovar mı bilmem ama halkaya tutunmaya geldik. Serseri bir kurşuna kurban olduğumuz günden bu yana kah oraya, kah buraya savrulduk. Şimdi yaramızı sararsın diye dergâhına geldik. Bilirim, dokunduğun haristanlar baharistana döner. Ondan dolayıdır ki cesaretlenip kilometreler aştık. Huzuruna vardık.
Sen ki efendim, Ahmed-i Mahmud-i Muhtarsın efendim.
Cümle enbiyanın, asfiyanın mahşerde sığınağısın efendim.
Bir fakir nasıl dilenirse kerim kapıda, işte öylece dilenmeye geldik. Bir nazar etsen diye mevsimlerdir beklemedeyiz.
Esirgeme kereminden, kurbanın olduğum.
Tanımam sizi desen mahşerde, hakkın olsa da etme efendim.
Ümmete dargınsındır, bilirim. Yakın yoldaşların gibi olamadık, farkındayız. Ama onların başında sen vardın, hayranın olduğum. İşte biz bize kaldık. Serapa daldık, hülyaya uyandık. İnkisarda bırakma sultanım. Mahşerde şefaatini umarız. Hicap duymadan talep etmeye geldik. Biliriz, bir nazarın bin ateş söndürür. Hayrete gerek yoktur; kararı veren kararı vermiş. Tecellisini ummaya geldik.
Ey Fatıma'nın babası, Kur'an'ın tebliğçisi, ins ve cinnin peygamberi, mahşerin hatibi, son peygamber, son resul, Medine'nin sakini, Yeşil Kubbe'nin misafiri, Medine'nin ev sahibi, Cebrail'in yoldaşı; kerem et. Yetim ve öksüz bırakma bizi. Elini uzat. Uzak olsa da keremini hak etmeye, bin derde deva olan gülümsemenden bir bakışı esirgeme bizden.
CÖMERT GÖNÜLLER NEREDE
Eskiden din tebliğ edenler kerem ve hikmet sahibiydiler. Sözlerinin bir derinliği vardı. Hikmet damlaları gibi gönül temizlerdi.
Şimdi iş, Kur'an'dan birkaç ayet öğrenmiş, oradan dünyaya meydan okuyan kişilerle dolmuş durumda.
İzlenme pahasına her kutsalı didikleyen insanlar ortalıkta geziyor. Sözler bol.
Temel kaynaklardan, özden uzak; istediğini cennet veya cehenneme biletle mücazat veya mükâfata yetkili olduğu yetkisine kalkışan kişiler ortalıkta. Onların insafına kalsa ümmetin yüzde doksanı dinden çıkmış. Cennet zaten onların tekelinde. Çoktan ümmet-i merhumeye dönmüş gibiyiz.
Diller sert, katı. Tolerans sıfır. Empati yok. Biri bir hata işlese de küfre postalasak! Kafa ve zihniyet bu.
Manzara, elindeki kılıcı Hz. Hüseyin'e sallayan sefihin, "Hüseyin, seni cehenneme göndereceğiz." demesi gibi. İş bu kadar ele düşerse olacak bu. Tefekkür, tezekkür, ibret, edep ve sabır günlerindeyiz.

3