Müjdele korkutma

HİÇ şüphesiz en toleranslı din İslam dinidir. İslam affedicidir. Selim aklın – erdemli aklın – şüphesiz kabul edeceği emirler, yasaklar ve bilgiler içerir. Toleranslı din; güçlü, rahat, özgüveni olan dindir. Resmin büyüğünü görür. Detayda boğulmaz. Eleştiriden etkilenmez. Günden güne güçlenir. Yoluna aksamadan devam eder. Bütün saldırıları tolere eder.

"Kolaylaştırın zorlaştırmayın; müjdeleyin korkutmayın" emri bu dinin – İslam'ın – bakış açısını özetler.

Kolaylaştırmak veya tolerans dini yaşamamak veya emirlerini – yasaklarını rafa kaldırmak değildir. Yine Rabbin müsaade ettiği özel tasarruflardır. Yolcu olanın dört rekatlı farz namazları ikişer rekat kılması gibi. Veya hasta olanın namazı ayakta değil oturarak kılması gibi. Allah size zorluk istemez (Bakara, 185). Dinde size güçlük yüklemedi bize bir yol haritası kılar. Bu kolaylık Kur'an'a hakim olan bir takdim tarzıdır. Hz. Peygamber topal bir Sahabeyi – Amr bin Cemuh'u – Uhud harbinden geri çevirmiştir. Sahabinin ısrarı üzerine kör, topal ve hasta savaşa katılmak zorunda değildir ayetini okudu. Ancak Hz. Amr bütün bunlara rağmen katılmak için ısrar etmiş ve Uhud'da da şehit olmuştur.


HZ. PEYGAMBER KOLAY OLANI SEÇERDİ

Hz. Peygamber'in kolayı tercih ettiğini Hz. Aişe şöyle hatırlatıyor: "Resulullah günah olmadığı sürece bir konuyu yapıp yapmama noktasında seçici kılındığında günah olmadıkça kolay olanı seçerdi.

" Hz. Peygamber Sahabeyi mutedil olan çizgiye çekmeye gayret etmiştir. Her gün oruç tutmayı isteyen Sahabeye hayır demiştir. Yine bütün geceler sabaha kadar namaz kılmak isteyen Sahabeyi ikaz etmiştir. Hanımından uzak duracağını bildiren Sahabeden Osman bin Maz'un'a (RA) hayır demişlerdir. "Ben Ruhbanlıkla gönderilmedim. Apaçık kolayca bir hanif diniyle gönderildim" buyurmuşlardır.

GAYRİ MÜSLİME DE HAK TANIDI


Hz. Peygamber'in toleransı sadece Müslümanlara değil her din mensubuna hatta her canlıya göstermiştir. Medineli bir Yahudi ile Sahabe arasında bir kavga oldu ve bu kavgada Müslüman olan kişi gayri müslime tokat attı. Konu Hz. Peygamber'e intikal ettiğinde Hz. Peygamber Yahudiyi haklı buldu. Özellikle bu tür insanlara eman verildiğini hatırlattı. Günümüzde insanlar evlerinde başlarına inecek füzelerden emin değilken Hz. Peygamber'in Medine'sinde diğer din mensuplarına gösterdiği bu ince anlayış üzerinde düşünmeye değer.


BEYTÜL MİDRAS'A DOKUNMADI

Yahudilerin Tevrat eğitimi aldıkları bir yer olan Beytül Midraslardan Medine'de de vardı. Burada Sinagoglardan farklı olarak Yahudiler kendi dini kitapları öğrenir ve öğretirlerdi. Hz. Peygamber burayı kapatmadı. Hatta zaman zaman oraya gider ve İslam'ı tebliğ ederdi. Hz. Ebu Bekir de oraya gider İslam'ı tebliğ ederdi. Ancak orayı kapatın demediler.


DİNLERİN KAYNAĞI AYNI MI

Dinin gayesi insana doğru ve erdemli yolu göstermektir. Din aynı zamanda Yüce Yaratıcıyı tanımayı öngörür. Yüce Allah bilinince O'nun gönderdiği; emirler, yasaklar, ibadetler, ölçüler daha rahat bir şekilde özümsenir.


Kaynak itibariyle iki türlü din vardır aslında. Bunlardan birisi bir peygambere (Nebi – Resul) inen kitabi dinler. Bunun temeli Yüce Allah'ın Melek Cebrail'e öğrettiği ve iletmesini emrettiği vahiy dinleridir. Ki bu dinlerin çoğu daha sonra insan müdahalesi ile özgünlüğünü kaybetmiştir. Tahrip ve tahrif olmuştur. Ya ayetler atılmış veya hatta manalar, anlamlar yer değiştirmiştir.

İkinci tür dinler beşeri dediğimiz dinlerdir ki bu dinlerin kökeni insandır. Veya kökeni peygamber olsa bile sonradan tamamen değiştirilmiştir. Putperestlik, ateşe tapınma, Yıldızlara tapınma ve buna benzer yüzlerce irili ufaklı dinlerden bahsedebiliriz. Tevhid, yani Allah'ı birleyen dinler esastır. Putperestlik veya çok tanrıcılık ise arızidir, sapmadır.

SORULAR


S1) Akîka nedir


C1) Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbana, "akîka" adı verilir. Akîka kurbanı kesmek sünnettir. İbn Abbas'tan (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için akîka kurbanı kesmiş, bir hadisinde de şöyle buyurmuştur: