Kurban günlerinde, kurban mevsimindeyiz.
Hacılar Mekke ve Medine'de, bizler de ülkemizde kurban ve bayram şuurunu yeniden hatırlıyoruz.
Kurban, kesilen hayvana verilen ad olmakla beraber;
Allah'a yaklaştıran veya kendisiyle Allah'a yaklaşılan şey anlamına gelir. Bütün dinlerin ortak ibadet ve ritüellerindendir.
Kur'an-ı Kerim bunu anlatır (Hacc 34, 36; Kevser 2).
Hicretin ikinci yılından itibaren Peygamberimiz her yıl kurban kesmiş, gücü yeten kimselere de kesmelerini emretmiştir. Hanefiler kurbanı vacip görmüş, diğer üç mezhep ise sünnet-i müekkede (yani farz ve vacip gücünden olmamakla beraber sık sık, devamlı uygulanan ibadet) olarak kabul etmişlerdir.
Bizler kurbanı, bayram günlerinde kesilen ve eti dağıtılan bir hayvanla ilgili işlem olarak görmüşüz yıllarca. İşin et ile ilgili olan kısmı böyle.
Ama kurban şuuru çok öte anlamlar taşır. Bizler Kurban Bayramı'nda, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın emrine tam bir itaat konusunda verdikleri başarılı imtihanın hatırasını tazeleriz. Kurbandan;
Hz. İbrahim, Hz. İsmail, gönderilen kurban ve kurban işlemi dörtgeninde trajik olarak sunulan olayın çok ötesinde fedakarlık, ihlas, samimiyet anlaşılmalıdır.
Kurbanın hedefi, bunu hatırlatmaktır. Hayvan da olsa neticede bir can alıyorsun.
Ve bununla da günaha girmiyorsun. Ama Allah rızası için yapılan bu işlemin hakkını verebiliyor musun Kestiğin kurbana layık mısın O hayvan senden razı olacak mı Kurban günlerinde; içindeki kin, nefret, düşmanlık, çekememezlik, zulüm, ihanet, isyan gibi menfi bütün duyguları da kurban edebiliyor musun Hz. İsmail'in boyun eğdiği gibi sen de Yüce Allah'a boyun eğebiliyor musun Egonu yenip, bencilliği bir kenara atıp insana, insanca muamele edebiliyor musun
Başkasının kusurundan önce kendi hatalarını görebiliyor musun Artık hata ve günahlarından vazgeçme anlamında simgesel bir fedakarlığa hazır mısın Bütün bu soruları kendimize soralım bayram boyunca.
Hayvan haklarını korumak adına kurbana karşı olmak yanlıştır. Zira her gün yüz binlerce hayvan kesilmektedir.
Karşı olunması gereken; kurban işinin bilinçsizce, sağlık koşullarından uzak bir şekilde yerine getirilmesi olmalıdır.
Kurban, ibadete aracı olan kutsal bir varlıktır. Onun özenle, saygı duyarak, hakaret etmeden, küçümsemeden, işkencesiz, sağlıklı şartlara uygun ve en az acıyla kurban edilmesi gerekir.
Hz. Peygamber (SAV), hayvanın gözü önünde bıçağını keskinleştiren ve hayvanları birbiri önünde kesen birini gördüğünde, "Neden böyle yapıyorsun! Bu hayvanı iki kez mi öldüreceksin" buyurarak ikaz etmiştir. "Hayvana iyi davranın, eziyet etmeyin" buyurarak kurbanın incitilmemesi gerektiğini ısrarla belirtmiştir.
Belli yaşa gelmemiş körpe hayvanların kurban olmayacağını belirterek ekolojik dengeyi korumuştur. Bu nedenle de; kasap kadar usta olmayanların kurbanımı ben yerine getireceğim düşüncesiyle hayvana eziyet etmesi günahtır, vebaldir. İslam fıkıhçıları hayvana daha az acı verecekse, şoklama ile -bu durumla ölmemek koşuluyla- hayvanların sersemletilebileceğine olur vermişlerdir.
Kurban, kesim yerine götürülürken, taşınırken çok özen gösterilmeli, horlanmamalı, eziyet edilmemelidir. Bilinmeli ki, o kurbanın da bizden alacağı olabilir. O da ahirette bize hesap sorabilir. Peygamberimiz (SAV) "Her nefes alıp veren canlının hakkı ve hesabı vardır" derken buna dikkat çeker. Eskiler kesim yerine gelirken kurbanlık hayvanın gözlerini bağlayarak olabildiğince merhametli davranmışlardır. Kurbanın bir can taşıdığını, ruhu olduğunu, kendi alemlerince hayatları olduğunu unutmayalım.
ŞİFAYI SÜTTE BULUNCA...
Bestami şöyle derdi: İbadette kusurum var, ama imanda asla. Bir gün böyle konuşurken birden sustu. Terledi. "Allah'ım beni bağışla" dedi. Etraftakiler "Ne oldu Bestami" dediler.
Şöyle cevap verdi: "Bir gün karnım ağrımış, süt içmiştim.
Bir an gaflette bulunmuş, şifayı sütte aramıştım. Onu vesile kıldığımı unutmuştum. Zira şifa veren Allah'tır."
SORULAR
SORU: Bayramda Ankara'dan

14