Rahmet Ayı mübarek Ramazan halimiz ve düşündürdükleri

Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki bir kudsi Ramazan- Şerife ve manevi atmosfere bizi tekrar kavuşturdu.

Ruhi ve kalbi arzu ve niyazımız bu manevi Rahmeti hakkıyla edebilmek olsun. Bu büyük nimet en büyük mutluluğumuz. Çünkü Ramazan- Şerif:

Acz ve zaafı ve fakr ve ihtiyacı tam hissedip, Cenab-ı Hakka iltica etmeye yöneltiyor.

Müslümanlar için, günah, kusur, hata, kin, küsme, inat, garaz ve safderunlukları düzeltme fırsatıdır.

Ehl-i Sünnetin, dua, münacaat, niyaz, bağışlanma, selamet, necat, tövbe, ittihad için bir mevsimdir.

Günün her anının daha verimli manevi bir atmosferle geçirme ve insanın kendisiyle buluşma anıdır.

Hadîs-i şerifin sırrıyla, kâinatın en büyük mükâfatlardan olan; "Leyle-i Kadri" içinde barındıran ayıdır.

Dua ve niyazları: daha şuurlu, halis, samimi, içten, resmî ve ruhsuzluktan kurtaran aydır.

Hz. Peygamber ve Sahâbelerin ibadetlerinin üstünlük haletini ve örnek almayı hatırlatan zamandır.

Kur'anın inzal olduğu, en fazla okunduğu, harflerinin sevabını on, yüz değil, binlere çıktığı zamanıdır!

Kusurların affı için Allah'a, yaratana en fazla yakınlaşılan andır.

Özel İlâhî vecd, intibah ve heyecanla, Yaratana kul olup ruhanî bir meclis hükmünün anlaşıldığı anıdır.

Her türlü musibete karşı, dergâh-ı İlâhîye sığınmak için bir kader kamçısı olan aydır.

Müslümanlar üzerinden zulmün kalkması, hidayet bekleyenler için de bir hidayet vesilesidir.

Şeytan, nefislerin ene, kibir ve riyaların gemlenip, dizginlendiği, günah ve kusurların ötelendiği aydır.

Tesbih ve zikri bütün mânâsıyla şuurlu bir surette söylemenin akla, fikre ilham edildiği aydır.

Sahuruyla, iftarıyla, Teravihiyle, Salavatıyla gök kubbe ve arzı zikirhaneye çeviren aydır.

Yalnız mideye odaklı değil, bütün azalara oruç tutturmanın, dili; yalandan, gıybetten, galiz tabirlerden ayırma, lisanı, Kur'ân, zikir, tesbih, salâvat ve istiğfarlarla meşgul etme, gözü namahreme bakmaktan, kulağı fena şeyleri işitmekten menedip, gözü ibrete, kulağı hak söz Kur'ân dinlemeye sarf etme ve bir nevi oruç tutturma anıdır!

Bütün bu güzellikleri inşallah en güzel şekilde aile efradı, dostlar, dava arkadaşlarımız ve bütün inananlar olarak en güzel şekilde icra etmeyi rabbimiz nasip etsin. Amin.

Bunların yanında: içimizi kahreden iki önemli olayı da asla atlamıyor, dikkate alıyor ve unutamıyoruz.

Birinci Üzüntümüz: İnancımız, tarihimiz, kültürümüz ve insanlığımızla bağlı olduğumuz Filistin topraklarında, Gazze'de yaşanan vahşettir! Oradaki Müslüman kardeşlerimizin hunharca katledilip "Soykırıma" tabi tutulmasıdır! Bu mübarek günlere rağmen katliamın hâlâ devam ediyor olmasıdır!

İkinci Üzüntümüz ise: Başta İslam dünyası, Türkiye ve bütün dünyanın bu vahşete seyirci kalması yüreklerimizi dağlıyor! İçimizi kanatıyor!