Jafar Panahi'nin İran'a dönüşü füzeden, bombadan daha etkili
Jafar Panahi gibi muhalif sanatçılar ödül almak için vatanlarını terkederken, ülkeye dönerek direnişi tercih ediyor—peki bu tercih gerçekten güç mü, yoksa belirli koşullarda mümkün olan bir lüks mü?
Yazar, İran yönetiminin eleştirilerine rağmen ülkesine dönen yönetmen Jafar Panahi'yi, vatanseverlik ve dayanışmanın bir sembolü olarak sunuyor ve bunu FETÖ ile mücadele ettiği Hrant Dink cinayeti soruşturmasıyla karşılaştırıyor. Panahi'nin 'tek vatanım var, onun için ölmeye geldim' sözü ile yurtdışında ödül alıp ülkesini eleştiren bazı Türk aydınlarını çelişkiyle sunuyor. Ancak, muhalif sanatçılar ile gazetecilerin farklı işletme koşulları ve baskı mekanizmaları göz önüne alındığında, bu karşılaştırma gerçekten eşdeğer bir analiz sunuyor mu?
İranlı "muhalif" sinema yönetmeni Jafar Panahi, Cannes Film Festivali'nde ödül kazandıktan sonra AFP'ye yaptığı açıklamada 15 Mart'taki Oscar töreninden sonra hapis cezası olmasına rağmen İran'a döneceğini söylerken, "Tek pasaportum, tek vatanım var, onun için ölmeye geldim" dedi.
Ünlü yönetmen dediğini yaptı ve ülkesine döndü. İran yönetiminin de hakkında verdiği hapis kararını kaldırdığı haberleri medyaya yansıdı.Haberi okuyunca tam 11 yıl öncesine döndüm.2015 yılı Ekim ayında, gazeteci Hrant Dink cinayetinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün Emniyet istihbarattaki üyelerinin rolünü ortaya çıkardığım haberlerimden verilecek ödül için Almanya'ya davet edilmiştim.
DİNK CİNAYETİNDEKİ FETÖ PARMAĞI
FETÖ'nün istihbarattaki elemanları öldürüleceğini bildikleri Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'deki suikastına göz yummuş, ardından örgüt üyesi ve işbirlikçi bazı gazetecilerin desteğiyle 12 Haziran 2007'de başlattıkları Ergenekon kumpası için kullanmışlardı.17/25 Aralık 2013 ve Ocak 2014'teki MİT TIR'larının durdurulması kumpaslarının ardından bunlarda rol alan yargıdaki FETÖ mensuplarının bazılarının görev yerleri değiştirildi. Arasında Dink cinayetinde kamu görevlilerinin ihmali soruşturmasına bakan halen firari olan FETÖ mensubu Muammer Akkaş da vardı.
Haberin DevamıSuikastta FETÖ'cü istihbaratçıların sorumluluğunun üstünü örten FETÖ mensubu Akkaş'ın elindeki dosya Savcı Yusuf Hakkı Doğan'a verildi. Doğan benim de tanık olarak ifade verdiğim soruşturmada FETÖ mensuplarının sorumluluğuna ulaştı. Ardından Gökalp Kökçü'nün yazdığı iddianame ve yapılan yargılama sonucu FETÖ mensubu istihbaratçıları Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek gibi isimler tutuklandı.
Bu isimler Türkiye gibi bana Ergenekon kumpası kuran ekibin başındaki isimlerdi.2007 yılından beri yazdıklarım doğrulanmış, Dink'in öldürülmesinden sorumlular hapse girmiş, ben ise 2015 yılı Ekim ayında bu konuda yaptığım haberlerden dolayı Almanya'da ödül törenine çağrılmıştım.
ÖDÜLÜ PAYLAŞTIĞIM İSİM JAFAR PANAHİ
Beni asıl heyecanlandıran ise ödülü paylaştığım isim olan İranlı yönetmen Jafar Panahi idi. Konuyla ilgili 9 Ekim 2015 tarihinde Hürriyet gazetesinde yer alan haberde şu bilgiler yer alıyordu:"Almanya'nın en saygın gazetecilik ödülü 'Leipzig Basın Özgürlüğü ve Medya'nın Geleceği Ödülü" dün akşam Leipzig'de yapılan törenle Türkiye'den Posta gazetesi yazarı Nedim Şener'e ve İranlı muhalif yönetmen Jafar Panahi'ye verildi. Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi ile Leipzig Sparkasse Vakfı tarafından düzenlenen ödül törenine Avrupa'nın değişik ülkelerinden çok sayıda gazeteci, Avrupa Parlamentosu üyeleri, Leipzig Belediye Başkanı da katıldı.
Jürinin bu yıl 15'incisi verilen ödül için dünyanın değişik ülkelerinden 48 gazetecinin isminin belirlediği ve Nedim Şener ile Jafar Panahi'nin seçildiği açıklandı. Dün akşam yapılan ödül törenine, İran yönetimi tarafından 20 yıl yurtdışına çıkış yasağı konulan Jafar Panahi katılamadı. Onun yerine ödülü kardeşi Yosoef Panahi aldı.
Jafar Panahi'ye eleştirel filmler çektiği için İran yönetimi tarafından 20 yıl mesleğini yapma yasağı da verildi. Panahi buna rağmen "Taksi Tahran" filminde olduğu gibi küçük el kamerasıyla filmler çekip, yurtdışına çıkarıp yayınlayabiliyor. Pahani özgürlük konusunda verdiği bu mücadeleden dolayı daha önce de Cannes Film Festivali ile Berlin Film Festivali gibi organizasyonlar tarafından ödüllendirildi.
Haberin DevamıJüri, Nedim Şener'e verilen ödülün gerekçesini ise şöyle açıkladı: "Nedim Şener'in devletin, istihbarat örgütlerinin ve adli makamların hedefi haline gelmesi, haftalık Türk Ermeni Gazetesi Agos'un editörü Hrant Dink'in katledilmesi üzerine yaptığı araştırmalar nedeniyledir. Şener gözünü korkutmayı amaçlayan bu çabalardan etkilenmemektir ve gerçeği aramak ve habercilik için mücadele etmek uğruna fedakarlıkları göze almaktadır."
Nedim Şener, törende yaptığı konuşmada ödülü Hrant Dink'e ve dünya üzerinde öldürülen tüm gazetecilere adadığını söyledi. Şener konuşmasında şunları söyledi:
"Tam 7 yıldır bir gerçeği anlatmaya çalışıyorum. Ama gerçeği anlatmanın bu kadar zor olduğunu ve bu kadar bedel ödemeyi gerektirdiğini düşünmemiştim.Hrant Dink polisin, jandarmanın, Türk istihbaratının gözü önünde öldürülmüştür. Kimi devlet görevlileri ve istihbaratçılar Hrant Dink'in katillere hedef gösterilmesinde rol oynamış, öldürülmesine seyirci kalmış, hatta cinayette rol oynamıştır.
Haberin DevamıBen sadece ve sadece Dink cinayetinin işlenmesinde ihmali ve kastı bulunan polislerin kurduğu bir komplo ile "Ergenekon" adlı silahlı örgütün üyesi olmakla suçlanarak, tutuklandım. Amerika'da yaşayan Fethullah Gülen adlı kişinin kurduğu dini gruba bağlı oldukları ortaya çıkan bu polislere göre; 'Ergenekon' adlı sözde örgüt, Dink'i de öldürmüştü.

3